Engrossement türkçesi Engrossement nedir

  • Hukuk alanında kullanılır.
  • Yargı belgesi.

Engrossement ingilizcede ne demek, Engrossement nerede nasıl kullanılır?

Engrossed : Dalmış. Dalgın. Düşünceye dalmış. Kendini vermiş. Meşgul. Kaptırmış.

Engrosser : Spekülatör. Bir dökümanı büyük açık ve anlaşılır harflerle veya resmi bir stilde kopyalayan kimse. Bir monopol yaratmak amacıyla satılan tüm malları satın alan kimse. Yazıyı temize çeken. İri yazı ile kopya eden. İstifçi. Zapteden. İşgal eden. Tutan. Piyasadaki malı kapatan ve istif eden.

Engrossers : Tutan. Spekülatör. Piyasadaki malı kapatan ve istif eden. Bir monopol yaratmak amacıyla satılan tüm malları satın alan kimse. İri yazı ile kopya eden. Vurguncu. Yazıyı temize çeken. İstifçi. Bir dökümanı büyük açık ve anlaşılır harflerle veya resmi bir stilde kopyalayan kimse. İşgal eden.

Engrosses : Zaptetmek. Tekeline almak. Çekmek. İşgal etmek. Yazmak. (dikkat veya zamanını) işgal etmek. Resmi dille yazmak. Dalmak. (bir işle) meşgul olmak. Hazırlamak.

Be engrossed in : Kendini kaptırmak. İle meşgul. Dalmak. Dalıp gitmek.

İngilizce Engrossement Türkçe anlamı, Engrossement eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Engrossement ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Allegation : İthamname. Özür. İtham. Mazeret. Suçlama. İleri sürme. Bahane. İddia. Sav.

Focusing : Bir mercek ya da bir ayna ile. ışığı bir noktada toplama işlemi. bir alt-üşek ışınları borusunda bir elektriksel ya da mıknatıssal mercekle eksicik demetinin bir noktada toplanması. Seçik bir görüntü elde etmek amacıyla, görüntüyü tam odak noktasına düşürmek için alıcı merceğinde yapılan ayarlama. Bir şeye odaklanma. Bir çekide toplanma. Odaklanma. Odak seçimi. Odaklama. Fizik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Bir kameranın optik sisteminin doğru ayarı.

State of mind : Ruh hali. Haleti ruhiye. Halet-i ruhiye. Haletiruhiye. Akli haleti. Ruhsal durum.

Annulment : Yokarma. İhlal etme. Fesih. Bozma (yasa veya yargı veya sözleşme vb'ni). Bozma. Yürürlükten kaldırma. Iskat. Feshetme. İptal.

A wide saloon : Duyuru tahtası.

Immersion : Uzay, veterinerlik alanlarında kullanılır. Suya batırma. Bir katılımlı gözlemde gözlemcinin duruma ya da olaya, onu yaşayan bireylerden ayrılmayacak biçimde katılması ya da bir topluluk üyelerinin yaşamını paylaşması. İmmersiyon. İmersiyon. Batma. Dalma. Gölgeye girme. Tutulma. Daldırma.

Administration of justice : Yargı. Yargı idaresi. Kaza uygulamaları. Adalet yönetimi. Adliye.

Focus : Yakınsayan ışınların kesişme noktası (gerçek odak), ya da ıraksayan ışınların kaynaklanır göründüğü nokta (sanal odak). Merkez. İlgi odağı. Odaklama eylemi. Fokus yapmak. Fokus. Odağa getirmek. Depremin yer içinde başladığı nokta. Tek tabaka hücre kültürlerinde veya embriyolu yumurtanın koryoallantoik zarında bir virüs tarafından oluşturulan hücre yığını veya salkımı, fokus. Odak.

 

Abstraction : Zihnin, gerçekte ayrı ve başlı başına bir varlığı ya da özelliği olmayan bir şeyi, bağımsız olarak ya da öteki özelliklerden ayırarak düşünmesi. Eğitim, sosyoloji alanlarında kullanılır. Soyutlama. Bir bütünün bir niteliği, bir ilişkisi üzerinde özellikle durup, öbür öğelerini göz önünde bulundurmama.

Centering : Kubbe kalıbı. Ortalama. Çerçevelemede asıl konuyu çerçevenin ortasına yerleştirme. bir göstericinin ışıtacını, resmin her noktasını eşit yeğinlikte aydınlatacak biçimde düzenleme. bir ışıldağın ışıtacını, en yeğin aydınlatmayı sağlayacak biçimde, ışıldağın odak noktasına göre ayarlama. Puntalama. Kemer kalıbı. Merkezlendirme. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. (amerikan futbolu) bir vuruşa başlamak için topu bacaklarının arasından geriye doğru geçirmek. Dikkat veya enerjinin birşey üzerinde yoğunlaşması. Merkezleme.

Engrossement synonyms : cognitive state, abduction, aggravating circumstances, accused, copy of the judgement, absente, abstention, attention, absorption, abstractedness, focussing, preoccupancy, act of witness, specialism, administrative districts, focal point, direction, administer an oath, concentration, abetment, acts contra bonos mores, preoccupation, abstainer, study, absentmindedness, american law of corporation.