Envy türkçesi Envy nedir

Envy ile ilgili cümleler

English: Father used to tell us not to envy others.
Turkish: Babam bize başkalarını kıskanmamamızı söylerdi.

English: Do you envy your neighbors?
Turkish: Komşularınızı kıskanır mısın?

English: Don't envy others for their good luck.
Turkish: İyi şanslarından dolayı diğerlerini kıskanma.

English: He was the envy of his friends.
Turkish: O, arkadaşlarını kıskanıyordu.

English: I don't envy him.
Turkish: Onu kıskanmam.

Envy ingilizcede ne demek, Envy nerede nasıl kullanılır?

Be the envy of all : Herkesin gıpta ettiği kimse olmak.

Be green with envy : Hasetten çatladı. Hasetten çatlamak. Çok kıskandı. Çok kıskanmak. Aşırı derecede kıskanmak. Gıpta etmek. Kıskançlıktan çatlayacak gibi oldu. Aşırı derecede kıskandı. Kıskançlıktan çatlamak.

Burst with envy : Kıskançlık ve hasetle dolu olmak. Son derece kıskanç olmak. Kıskançlıktan çatlamak.

Excites envy : Kıskançlığı tahrik etmek. Kıskançlığa sebep olmak. Kıskançlık uyandırmak.

Green with envy : Kıskançlıktan çatlamak. Hasetten çatlamak. Kıskançlıktan kudurmuş. Kıskançlıktan çatlayacak gibi olmak. Hasetten çatlayacak halde.

 

Envelope address : Mektup adresi.

Was green with envy : Kıskançlıktan çatlayacak gibi oldu. Aşırı derecede kıskandı. Hasetten çatladı. Çok kıskandı.

Lack of envy : İmrenmeme. Kıskanmama.

Envying : Gıpta etmek. Çekememek. Gözü kalmak. Kıskanma. İmrenmek. Haset etme. İmrenme. Gıpta etme. Kıskanmak.

Envelop : Kapatmak. Sarmalamak. Kaplamak. Örtmek. Sarmak.

İngilizce Envy Türkçe anlamı, Envy eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Envy ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

View with a jaundiced eye : Kıskançlık sergilemek. Öküz altında buzağı aramak. Kıskanç bir gözle bakmak.

The green eyed monster : Haset.

Admires : Çok beğenmek. Hayran olmak. Hayranlık beslemek. Takdir etmek. Hayran hayran bakmak. Hayran kalmak. Hayranlık duymak. Beğenmek.

Covet : İstemek. Çok istemek. Şiddetle arzu etmek. Göz dikmek. Göz koymak. Tamah etmek.

Coveting : Hasretle bekleme. Gıpta etme. Tamah etmek. Göz dikmek. Aşırı arzu. Şiddetle arzu etmek. İstemek. Çok istemek. Göz koymak.

Envied : Özenilmiş. Kıskanılmış. Gıpta edilmiş.

Jaundice : Sarılık. Hoşnutsuzluk. Karamsarlık. Düşmanlık. Haset. Önyargı.

Begrudge : Çok görmek. İstemeyerek vermek. Kaçınmak. İstemeyerek yapmak. Esirgemek. İçine oturmak. Fazla görmek (bir şeyi birine).

Intolerance : Tahammülsüzlük. Dayanamama. Tahammül edememe. Hoş görmeme. Hoşgörüsüzlük. İntolerans. Hassas olma, direnme yeteneğinin olmaması. Anlayışsızlık.

Envy synonyms : penis envy, be unable to pull, envies, envying, grudges, be jealous of, gall, have an eye on, begrudging, begrudge somebody something, emulates, enviousness, begrudged, desiring, hanker after, look up to, covets, be unable to stand, jealousy, desires, covetousness, desire, resentment, green eyed monster, grudge, be unable to tolerate, rancor, be jealous, begrudges, emulating, be green with envy, emulate, jealousness.

 

Envy zıt anlamlı kelimeler, Envy kelime anlamı

Look down on : Hor görmek. Küçümsemek. Küçük görmek. Yukarıdan bakmak. Hor görme. Tepeden bakmak. -e tepeden bakmak. Aşağı görmek. Hakir görmek.

Venial sin : Affedilebilir günah. Affedilir günah. Affedilebilir suç. Bağışlanabilir günah.

Envy ingilizce tanımı, definition of Envy

Envy kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Malice. Used especially with at. Ill will. To regard anything with grudging and longing eyes. To be filled with envious feelings. Spite. To have a feeling of uneasiness or mortification in regard to (any one), arising from the sight of another`s excellence or good fortune and a longing to possess it. To be envious of. To feel envy at or towards.