Epigenetic türkçesi Epigenetic nedir
- Genotipi değiştirmeden fenotipin değiştirilmesi, fenotipi ve genotipi bağlayan olaylar zinciri.
- Farklı zamanda oluşan.
- Epijenetik.
- Biyoloji alanında kullanılır.
- Epigenetik.
- Epigenesisle alakalı (biyoloji, mineraloji).
Epigenetic ingilizcede ne demek, Epigenetic nerede nasıl kullanılır?
Epigenetic event : Dna dizisindeki bir değişiklikten kaynaklanmayan, fenotipteki herhangi bir değişiklik. Epigenetik olay.
Epigenetic ore deposit : İçinde bulunduğu kayaçların oluşundan sonra ortaya çıkmış filiz yatağı. Epijenetik cevher yatağı. Üstoluşumlu maden yatağı.
Epigenetic variation : Temelde genetik olmayan fenotipik çeşitlilik. epigenetik varyasyon. Epigenetik çeşitlilik.
Epigene : Yeryüzünde oluşan. Üst oluşumlu. Yerkabuğunun yüzeyinde veya çok derin olmayan bir kısmında meydana gelen.
Epigenesis : Organizmanın yumurta ve spermdeki ham maddelerden tamamen yeni olarak geliştiğini ileri süren ve canlının gelişmesi üzerine ileri sürülen bir teori. sıralı oluş. Sıralı oluş. Epijenez. Dış güçler tarafından bir mineralin doğasında meydana getirilen değişiklik (minerarolji). Epijeni. Farklılaşmamış basit tek bir hücreden kademeli hücre bölünmesi işlemi ve organlara dönüşme veya farklılaşma yoluyla bir organizmanın gelişimi (biyoloji terimi). Epigenez.
Epigenous : Toprak üzerinde gelişen. Yüzeyde yetişen. Epigen. Yüzeyde bulunan.
Epigenesist : Epigenesis teorisini savunan veya destekleyen kimse.
İngilizce Epigenetic Türkçe anlamı, Epigenetic eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Epigenetic ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Abiotic environment : Abiyotik çevre. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim ve inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Cansız çevre. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim, inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Abiyotik ortam.
Acacia : Akasya sakızı. Salkım ağacı. Küstüm otugiller (mimosaceae) familyasından, parçalı yapraklı, sarı çiçekli, çanak ve taç yaprakları 4-5 parçalı, park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, ülkemizde doğal olarak yayılış gösteren çalı ya da ağaç formundaki bitkiler. Arap zamkı. Mimoza. Akasya.
Aardwolf : Etçiller (carnivora) takımının, sırtlangiller (hyaenidae) familyasından, 80 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, bütün sırtı boyunca uzanan bir yelesi olan, kuzey afrika'da yaşayan bir tür. Bir sırtlanın özelliklerine sahip ve esas olarak böceklerle özellikle termitlerle beslenen güney ve doğu afrika yerlisi çizgili memeli. Yeleli sırtlan.
Aardvark : Yer domuzu. Yerdomuzu. Borudişli. Damarlı dişliler (tubulidentata) takımının, yer domuzugiller (orycteropodidae) familyasından, 100 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, afrika'da kazdığı inlerde yaşayan bir tür. Karınca yiyen.
Abiotic factor : Abiyotik faktör. Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen, iklim faktörleri, toprağın özellikleri ve suyun kimyasal yapısı gibi faktörler. Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen iklim faktörleri, toprağın özellikleri, suyun kimyasal yapısı gibi faktörler.
A cells : Pankreasın langerhans adacıklarında glukagon salgılayan, içlerinde özel boyalarla boyanan, fevkalade parlak, alkolde çözünmeyen, kırmızı renkli granüller bulunan, az sayıdaki hücre. a hücreleri. hipofiz bezinin ön lobunda (pars distalis) yer alan, içlerinde asidofil granüller taşıyan, boyayı emen, büyüme hormonunu salgılayan bez hücreleri. asidofil hücreler. 3.mayalarda eşeyli üreme sırasında a hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre. Alfa hücreleri. A hücresi.
Aardvarks : Damarlı dişliler. Memeliler (mammalia) sınıfının, damarlı dişliler (tubulidentata) takımından, vücutları aralıklı olarak kıllarla örtülü, parmakları ve kulakları büyük, kanca tırnaklı türleri içine alan bir familya. Yer domuzugiller. Memeliler (mammalia) sınıfının, etenliler (placentalia) alt sınıfından, az sayıda ve sütun biçiminde sıralanmış ve her birinin bir kanalı olan minesiz ve köksüz dişleri olan, ağızları boru biçiminde uzamış, kulakları büyük, seyrek kıllı, parmaklarında büyük kanca şeklinde tırnakları olan türlere sahip bir takım. Yerdomuzu.
Abramis zone : Abramis zonu. Akarsuların durgun akan ve abramis türlerinin baskın olduğu bölgesi. Akarsuların durgun akan bölgeleri.
A cell : A hücresi. Mayalarda eşeyli üreme sırasında alfa hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre.
Abacus bodies : Dişteki odontoblast hücrelerinde içleri muntazam dizilmiş kalsiyum granülleri ve kollagen öncülerini içeren golgi kesecikleri. Abacus cisimcikleri.
Epigenetic synonyms : abductor muscle, abo blood groups system, a protein, abambulacral area, a site, metamorphism, a chromosome.
Epigenetic ingilizce tanımı, definition of Epigenetic
Epigenetic kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Produced according to the theory of epigenesis. Of or pertaining to the epigenesis.

Bu kısımda Epigenetic kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Epigenetic ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Epigenetic anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Epigenetic ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.