Exocit türkçesi Exocit nedir

  • Ekzokit.
  • Bazı alglerde oogoniumun üç katlı tabakasından dışta olanı.

Exocit ingilizcede ne demek, Exocit nerede nasıl kullanılır?

Exocarans : Rasyonda yetersiz vitamin bulunmasından kaynaklanan hipovitaminozis olgusu. Ekzokarans.

Exocardial murmurs : Kalbin dışından kaynaklanan nedenlerle oluşan üfürümler. ekzokardiyal üfürümler kalp kesesi değişiklikleriyle oluşan sürtünme ve çalkantı sesleridir, perikardiyal çalkantı sesleri, perikardiyal sürtünme sesleri, perikardiyal üfürümler. sığırlarda ekzokardiyal üfürümlerin en yaygın nedeni perikarditis travmatikadır. Ekzokardiyal üfürümler.

Exocarp : Meyvenin dış kabuğu. Epikarp. Meyvelerde perikarpın en dış tabakası. epikarp. Ekzokarp. Eksokarp. Meyvelerde pericarpın en dış tabakası, epikarp.

Exochorion : Ceninin dış zarının kalıntıları. Ekzokoryon. Böcek ovaryumunda yumurtayı saran ve folikül hücreleri tarafından salgılanan yumurtanın dış tabakası. Böcek ovaryumunda yumurtayı saran folikül hücreleri tarafından salgılanan yumurtanın dış tabakası. Koryon kalıntıları.

Exocrin : Dış salgı. Ekzokrin.

Exocrine : Dış hormonal salgı. Dış salgı. Salgılarını özel bir kanal aracılığı ile boşaltan. Harici hormonal salgı. Salgılarını kanallar aracılığıyla vücut boşluklarına veya dışarı salan bez sistemleri. Eksokrin. Ekzokrin.

 

Exocrinocytus caliciformis : Kadeh hücresi. Üniselüler bez. Genellikle sindirim ve solunum yollarında mukoza hücreleri arasında bulunan, örtü epiteli içerisinde aralıklarla yer alan, orta kısımları şişkin, bazal kısımları ise dar kadeh biçiminde, mukoza yüzeyini kayganlaştıran ve koruyan müköz salgı yapan ve pas pozitiflik gösteren tek hücreli bir bez, goblet hücresi, selula kalisiformis, üniselüler bez.

Exocrinologies : Dış salgı bezleri tarafından salgılanan salgıları konu alan bilim dalı.

Exocrine glands : Ekzokrin bezleri. Dış salgı bezleri. Ekzokrin bezler.

Exocrine gland : Eksokrin bezi.

İngilizce Exocit Türkçe anlamı, Exocit eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Exocit ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Literal : Aynen. Lafzi. Basım. Gerçekçi. Tam. Yalın. Durağan. Düz anlamlı. Hakiki. Kelimesi kelimesine.

Strict : Değişmez. Harfi harfine. Sert. Tam. Otoriter. Dikkatli. Kurallara çok bağlı. Sofu. Sıkı. Şiddetli.

Fire : Odun, kömür, yağ gibi ördeklerin yanması ile ısı ve ışığın birlikte belirmesi. Dağlamak. İktisat, kimya, madencilik alanlarında kullanılır. Ateşlemek. Alev almak. Yanmak. Ateşe vermek. İşten atmak. Yangın. Isıtmak.

Precise : Tam. Kesinlik. Titizlikle yapılmış (iş). Çok dikkatli. Tamam. Belirli. Kesin. Açık. Titiz. Titiz (kimse).

Evoke : Neden olmak. Hatırlatmak. Çağrışım yapmak. Yol açmak. Davet etmek. Andırmak. Uyandırmak. Aklına getirmek. Ruh çağırmak.

Accurate : Kesin. Dakik. Tam. Yanlış yapmamaya özen gösteren. Doğru. İnce. Sahi. Yanlışsız. Hassas.

 

Elicit : Gerçeği ortaya çıkarmak. Edinmek (bilgi). Öğrenmek. Temin etmek. Ortaya çıkarmak (gerçeği). Neden olmak. Çıkarmak. Aydınlatmak. Meydana çıkarmak. Tepki göstermek.

Perfect : Mükemmel. Kusursuz. Kusursuz yapmak. Fiilin karşıladığı oluş ve kılışın geçmişte kişinin görgüsü ve bilgisi altında olup bittiğini anlatan zaman. türkçede görülen geçmiş zaman -dı/-du ekiyle kurulur. || tek. şah. geldim (<gel-di-m), || tek. şah. geldin (<gel-di-n), || tek. şah. geldi (<gel-di), || çokl. şah. geldik (<gel-dik), || çokl. şah. geldiniz (<gel-di-niz), || çokl. şah. geldiler (<gel,di-ler) vb. örnekler: ayna ona, cesaret ve güven veren çizgilerle gülümsedi (t. buğra, yalnızlar, s. 113). ben aldım. okuyup da ne olacaktı sanki… okuyanları da gördük. ikiz mi doğurdular, yoksa ilkleri hep oğlan mı oldu? (t. buğra, yalnızlar, s. 182). umduk, bekledik, düşündük. hangi şey umduğumuza uygun düştü (y. k. karaosmanoğlu, erenlerin bağından ı, s. 13). hayretimi görerek güldü. çok dalgındın. geldim, yanına oturdum. haber almadım, dedi ve gözleri örtülü öne bakarak devam etti (y. k. karaosmanoğlu, göst. e., ııı, s. 21) vb. Bitirmek. Geliştirmek. Yetkin. Tam. Görülen geçmiş zaman kipi.

Enthuse : Çok ilgi göstermek. Hayran bırakmak. Coşturmak. Hayran kalmak. Gayrete gelmek. Hayranlık göstermek. Şevk vermek. Bayılmak. Azmettirmek. Ballandıra ballandıra anlatmak.

Arouse : Harekete geçirmek. Uyandırmak. Uyanmak. Uyuyan devi uyandırmak. Kaldırmak. Hayat bulmak. Ayaklandırmak. Canlandırmak. Canlanmak.

Exocit synonyms : verbatim, mathematical, raise, rigorous, direct, kindle, provoke, photographic, enkindle.

Exocit zıt anlamlı kelimeler, Exocit kelime anlamı

Figurative : Timsali. Figürsel. Değişmeceli. Betimsel. Sembolik. Süslü. Remzi. Mecazlı. Figüratif. Simgesel.

Imprecise : Kesin olmayan. Tam doğru olmayan. Gevşek. Titiz olmayan. Dikkatsiz. Özensiz. Tam isabetli olmayan.

Imperfect : Hikaye birleşik kipi. Kusurlu. Fiil kipinin gösterdiği oluş ve kılışın geçmiş zamanda gerçekleştiğini bildiren birleşik çekim türü. asıl fiilin kipleri ile i- fiilinin görülen geçmiş zamanının veya ekleşmiş şeklinin birleşmesi ile ortaya çıkar. emir dışındaki bütün kiplerin bir hikaye biçimi vardır: || geniş zamanın hikayesi: oku-r-du-m, oku-r-du-n vb. || şimdiki zamanın hikayesi: oku-yor-du-m, oku-yor-du-n vb. || görülen geçmiş zamanın hikayesi: oku-du-y-du-m, oku-du-y-du-n vb. || duyulan geçmiş zamanın hikayesi: oku-muş-tu-m, oku-muş-tu-n vb. || gelecek zamanın hikayesi: oku-y-acak-tım, oku-y-acak-tı-n vb. || şartın hikayesi: oku-sa-y-dı-m, oku-sa-y-dı-n vb. || istek şeklinin hikayesi: oku-y-a-y-dı-m, oku-y-ay-dı-n vb. || gereklilik şeklinin hikayesi: oku-malı-y-dı-m, oku-malı-y-dı-n vb. Özürlü. Tamamlanmamış. Kusur. Defolu. Hatalı. Noksan.

Exocit antonyms : inaccurate, inexact, incorrect, wrong.