Expectation türkçesi Expectation nedir

  • Bekleme.
  • Deneysel verilerden ve hesaplardan belirli bir sonucu bekleme.
  • Mirasa konma beklentisi.
  • Beklenilme.
  • Beklenti.
  • Ümit.
  • İntizar.
  • Ekonomi, fizik alanlarında kullanılır.
  • Olasılık.
  • Umut.
  • Umma.

Expectation ile ilgili cümleler

English: Ali couldn't live up to Mary's expectations.
Turkish: Ali Mary'nin beklentilerini yerine getiremedi.

English: Ali didn't live up to everybody's expectations.
Turkish: Ali herkesin beklentilerine göre yaşamadı.

English: A few things didn't quite meet Tom's expectations.
Turkish: Birkaç şey, Tom'un beklentilerini bütünüyle karşılamadı.

English: A sense of expectation is hanging in the air.
Turkish: Bir beklenti hissi ortalıkta dolaşıyor.

English: I had little expectation for him.
Turkish: Onun için küçük bir beklentim vardı.

Expectation ingilizcede ne demek, Expectation nerede nasıl kullanılır?

Expectation effect : Beklenti etkisi. Bir gözlemcinin, verileri kendi beklentilerine ve varmak istediği sonuca göre çarpıtması, bk. saptırma.

Expectation maximization algorithm : Beklenti ençoklama algoritması.

Expectation of life : Ortalama ömür. Yaşama ihtimali. Yaşanabileceği umut edilen süre.

Rational expectation hypothesis : Ussal beklentilerle hareket eden iktisadi karar birimlerinin, para ve maliye politikalarındaki değişikliklerin sonuçlarını tahmin ederek, iktisadi çıkarlarını koruyacak biçimde anında hareket edeceklerini ve ekonomide beklenmeyen bir değişiklik olmadıkça fiyatlar genel düzeyini ortalama olarak doğru tahmin edeceklerini ileri süren ilk defa j. r. muth tarafından ortaya atılan ve daha sonra yeni klasik iktisat okulu iktisatçıları tarafından iktisadi çözümlemelerde kullanılan kuram. krş. uyarlanabilir beklentiler önsavı, rassal yürüyüş önsavı. Ussal beklentiler önsavı.

 

Rational expectation theory : Ussal beklentiler önsavı. Ussal beklentilerle hareket eden iktisadi karar birimlerinin, para ve maliye politikalarındaki değişikliklerin sonuçlarını tahmin ederek, iktisadi çıkarlarını koruyacak biçimde anında hareket edeceklerini ve ekonomide beklenmeyen bir değişiklik olmadıkça fiyatlar genel düzeyini ortalama olarak doğru tahmin edeceklerini ileri süren ilk defa j. r. muth tarafından ortaya atılan ve daha sonra yeni klasik iktisat okulu iktisatçıları tarafından iktisadi çözümlemelerde kullanılan kuram. krş. uyarlanabilir beklentiler önsavı, rassal yürüyüş önsavı.

Contrary to expectation : Beklenenin aksine. Beklentilerin aksine. Olması farz edilen veya hayal edilenin aksine.

Be on the tiptoe of expectation : Heveslenmek. İple çekmek.

Social expectation : Bir toplum ya da topluluğun, üyelerinin türlü davranışları konusunda gelenek göreneklerle belirlenip toplumsal baskı ile yaptırıma bağlanmış bulunan tutumu. Toplumsal beklenti.

Unconditional expectation : Koşulsuz beklenti.

Attitude structure expectation : Tutum beklentisi. Bir görüşmede görüşmecinin, yanıtlayıcıda kavramsal bakımdan tutarlı ve bütünleşmiş bir tutum yapısının bulunduğu sayıltısıyla kapıldığı yanıt beklentisi.

 

İngilizce Expectation Türkçe anlamı, Expectation eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Expectation ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Hopefulness : Fazlaca. Umut verme. İyimserlik. Ümit verici durum. Umutluluk. Ümitli olma. Ümitlilik.

Esperance : Avustralya'nın western australia eyaletinde şehir. Ümit etme. New york eyaletinde yerleşim yeri. Düşleme.

Holding : Tahvil. Hisse. Yönetmeliğe aykırı olarak topun uzun bir süre oyuncunun ellerinde kalması. Arazi. Karşı takımın bir oyuncusunun kımıldamasına engel olacak şekilde, bedenle yapılan abanma hareketi. Arazi parçası. Karar. Kira ile tutulmuş arazi. Mal.

Lookouts : Gözetleme. Gözetleme yeri. Kollama. Gözcülük yapma. Nöbetçi. Gözleği. Manzara. Gözcü. Sakınmak.

Jam tomorrow : Asla gerçekleşmeyecek vaat veya söz. Söz verilen şey. Vadedilen ancak gerçekleşmeyecek olan söz. Vadedilen şey. Vaat.

Contingencies : Tesadüf. Beklenmedik olay. İhtimal. Gayrinakdi kredi ve yükümlülükler.

Outlook : Bakış açısı. Hedefleme. Gelecek. Manzara. Seyredilen yer. Tahmin. Görüş. Görünüş. Görüntü. İleriki olasılıklar.

Apprehension : Zan. Anlama. Anlayış. Kavrama. Endişe. Kavrayış. Görüş. Vehim. Kaygı. Düşünce.

Dwell : Oturmak. Durmak. Durma. İkamet etmek. Yaşamak. Kalmak. Bir yerde oturmak. Bir yerde yaşamak. Hayat sürmek.

Promise : Vadetmek. Belirtisi olmak. Umutlu olmak. Benzemek ( ceğe). Vaat etmek. Önceden haber vermek. -eceğe benzemek. Umut vermek.

Expectation synonyms : anticipations, hope, likelihoods, trust, chances, chance, misgiving, eventuality, prospects, conceivability, prediction, prospect, feasibleness, cooling, eventualities, anticipation, awaiting, expectance, expectancies, odds, expectations, lookout, biding, alternativeness, contemplations, contingence, expectancy, foretaste, belief, contingency, forestallment, conceivableness, possibility.

Expectation zıt anlamlı kelimeler, Expectation kelime anlamı

Unbelief : İnançsızlık. İmansızlık.

Expectation ingilizce tanımı, definition of Expectation

Expectation kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The act or state of expecting or looking forward to an event as about to happen.