Expediters türkçesi Expediters nedir

  • Tesis üretim programı kontrol memuru.
  • Bir işlemi (veya eylemi, vb.) hızlandıran veya kolaylaştıran kimse.
  • Bir iş için lüzumlu malzemenin vaktinde gelmesini temin eden.
  • Güçlük ve eksiklere çare bulan kimse.
  • Süreci hızlandıran.
  • Acele gönderen kişi.

Expediters ingilizcede ne demek, Expediters nerede nasıl kullanılır?

Expediter : Tesis üretim programı kontrol memuru. Bir işlemi (veya eylemi, vb.) hızlandıran veya kolaylaştıran kimse. Güçlük ve eksiklere çare bulan kimse. Süreci hızlandıran. Bir iş için lüzumlu malzemenin vaktinde gelmesini temin eden. Acele gönderen kişi.

Expedite matters : Konulara yardım etmek. İşleri hızlandırmak. Birşeyleri hızlandırmak. İşleri çabuklaştırmak. Meseleleri kolaylaştırmak.

Expedite : Kolaylaştırmak. Yollamak. Çabuklaştırmak. Göndermek. Hızlandırmak. Tacil etmek. Sürat vermek. Hız vermek. Süratlendirmek. Süratini artırmak.

Expedited : Hızlanmış. Yollamak. Göndermek. Kolaylaştırmak. Hızlandırmak. Hızlandırılmış.

Expedites : Hızlandırmak. Kolaylaştırmak. Süratini artırmak. Çabuklaştırmak. Yollamak. Tacil etmek. Hız vermek. Süratlendirmek. Sürat vermek. Göndermek.

Expeditionary force : Yurtdışı sefer kuvveti. Yurt dışı seferi kuvveti. Seferi kuvvetler. Yabancı ülkeye gönderilen görev gücü.

 

Expeditions : Hız. Çabukluk. Sevk. Sefer. Acele.

Expeditionary : Seferi. Sefer ile ilgili. Sefere ait. Sevkedilen. Seferberlikle ilgili.

Expedition : Acele. Yolculuk. Seyahat. Uzun yolculuk (özel bir amaçla yapılan). Sevk. Hız. Gönderme. Çabukluk. Keşif heyeti.

Expeditiousness : Etkinlik. Hızlılık. Sürat. Çabukluk. Rasyonellik.

İngilizce Expediters Türkçe anlamı, Expediters eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Expediters ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Aid : Yardım etmek. Yardımcı. El uzatmak. Yardım. İnfak. Alet. İane. Destek. Bir iktisadi karar biriminin kendi iktisadi gücünü ve olanaklarını başka birisi için kullanması. gelişmiş ülkelerin veya uluslararası kuruluşların, azgelişmiş ülkeleri iktisadi olarak kalkındırmak veya sosyal amaçlarla verdikleri çok düşük faizli veya karşılıksız aktarımlar. krş. bağış, bağlı kredi, bağlı olmayan kredi, koşullu kredi. Yardim etmek.

Process : Yönlendirmek. Süregelen bir oluşum ya da yürümekte olan işlem. Bilgisayar, eğitim, ekonomi, fizik, kimya, madencilik, sosyoloji alanlarında kullanılır. Aşama. Dava. Gidiş. Yöntem. Süreç. Bir amaca yönelmiş olan sürekli değişimlerin tümü. olayların zaman içinde belli bir gelişme göstererek sürüp gitmesi. İşlemek.

Assist : Hazır bulunmak. İmdat. Desteklemek. Muavenet. Sayı yaptırma. Asiste etmek. Yardım etmek. Yardımcı olmak. Asistanlık yapmak.

Litigate : Dava açmak. Dava ikame etmek. Dava etmek. Mahkemeye başvurmak.

Help : Başa çıkmak. Yardımcı olmak. Fayda etmek. Muavenet etmek. Yardım etmek. Kurtarmak. Acıyı dindirmek. İmdadına yetişmek. Yardim etmek.

 

Action : Çalışma şekli. Devinme. Bir amaç çevresinde örüntülü işlevsel ve karmaşık bir edimler dizgesi. Bir film kuşağında sese karşı görüntü bölümünü belirtmekte kullanılan genel terim. tv. televizyon yayınında sese karşı görüntüyü belirtmekte kullanılan genel terim. Etki. Öykülü bir filmin, bir televizyon oyununun konusunu oluşturan olaylar dizisi. bu konuyu başlatan, geliştiren, sonuca ulaştıran olayların sıralanmasından oluşan durum. Devinim. İs. Telli çalgılarda, normalden yüksekliği çalım zorluğuna, normalden alçaklığı ise ses kalitesinde azalmaya neden olan, tel ve klavye arası mesafe. Hukuk, gitar, sinema, televizyon, tiyatro, sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Sue : Dava etmek. Dava açmak.

Hasten : İki ayağını bir pabuca koymak. Aceleci davranmak. Hemen söylemek. Hız vermek. İki ayağını bir pabuca sokmak. İvdirmek. Hızlandırmak. Aceleleştirmek. Sıkıştırmak. Telaşlandırmak.

Expediters synonyms : expeditor, expediter.