Expenditure türkçesi Expenditure nedir
- Maliyet.
- Gider.
- Bir şey satın almak için paranın elden çıkarılması, gelirin kullanılması. bk. gider.
- Harcama.
- Sarf.
- Satın alınan bir mal karşılığı ödenen para. bir değer elde etmek için malı devretmek, gelecekte sağlanacak değerler karşılığı yapılan harcamalar.
- Masraf.
- İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır.
- Tüketme.
- Harç.
- Tüketim.
Expenditure ile ilgili cümleler
English: The expenditure totaled 200,000 yen.
Turkish: Harcama 200.000 yen'i buldu.
English: We should strike a balance between our expenditure and income.
Turkish: Kazancımız ve giderimiz arasında orta yolu bulmalıyız.
English: Expenditures must be reduced.
Turkish: Harcamalar düşürülmelidir.
Expenditure ingilizcede ne demek, Expenditure nerede nasıl kullanılır?
Expenditure balance : Harcama dengesi. Gelir harcama modelinde toplam harcamaların toplam gelire eşit olduğu noktaların geometrik yeri olan 45 derecelik doğruyla toplam harcama eğrisinin kesiştiği, toplam sızıntıların toplam katkılara eşit olduğu denge reel gayrisafi yurtiçi hasıla düzeyi.
Expenditure balance relation : Gelir harcama modelinde toplam harcamaların toplam gelire eşit olduğu noktaların geometrik yeri olan 45 derecelik doğruyla toplam harcama eğrisinin kesiştiği, toplam sızıntıların toplam katkılara eşit olduğu denge reel gayrisafi yurtiçi hasıla düzeyi. Harcama dengesi.
Expenditure changing policies : Harcama değiştirici politikalar. Gelir düzeyini etkileyerek toplam yurtiçi harcamaları azaltmaya veya artırmaya yönelik uygulanan para politikası veya maliye politikası. Harcama miktarını değiştirici politikalar.
Expenditure contractionary policies : Bir ekonomide toplam istemi, reel geliri ve işlendirmeyi azaltmaya yönelik hükümet tarafından uygulanan daraltıcı maliye politikası ve daraltıcı para politikası. Harcama daraltıcı politikalar.
Expenditure elasticity : Bir mala yönelik harcamadaki oransal değişmenin tüketicinin o mala yönelik istem miktarındaki oransal değişmeye oranını gösteren katsayı. diğer bir deyişle tüketicinin istem miktarında ortaya çıkan oransal değişmeye o mala ilişkin harcamanın gösterdiği duyarlılık. Harcama esnekliği.
Expenditure reducing policies : Harcama daraltıcı politikalar. Bir ekonomide toplam istemi, reel geliri ve işlendirmeyi azaltmaya yönelik hükümet tarafından uygulanan daraltıcı maliye politikası ve daraltıcı para politikası. Harcama azaltıcı politikalar.
Expanded expenditure policy : Harcama genişletici politikalar. Bir ekonomide toplam istemi, reel geliri ve işlendirmeyi artırmaya yönelik hükümet tarafından uygulanan genişletici maliye politikası ve genişletici para politikası.
Expenditure elasticity of quantity : Bir mala yönelik harcamadaki oransal değişmenin tüketicinin o mala yönelik istem miktarındaki oransal değişmeye oranını gösteren katsayı. diğer bir deyişle tüketicinin istem miktarında ortaya çıkan oransal değişmeye o mala ilişkin harcamanın gösterdiği duyarlılık. Harcama esnekliği.
Expenditure switching policies : Harcama kaydırtıcı politikalar. Harcama kaydırıcı politikalar. Harcamaların yerli ve ithal malları arasındaki bölüşümünü etkileyen politikalar. Harcama kaydına politikalar. İstikrarı sağlama politikaları. Ödemeler bilançosu dengesizliğini gidermek amacıyla dış ticaret açığının olduğu durumda toplam harcamaları yurtiçine, dış ticaret fazlasının olduğu durumda ise toplam harcamaları yurtdışına kaydıran döviz kuru politikaları, gümrük tarife ve kota uygulamaları gibi koruyucu dış ticaret politikaları. krş. harcama değiştirici politikalar.
Expenditure tax : Tasarruf artışının sermaye birikimini artıracağı görüşünden hareketle tasarrufların özendirilmesi amacıyla kişinin bir yıl içinde yaptığı harcamaların toplamından alınması öngörülen ve n. kaldor tarafından önerilen ancak kısa bir süre uygulanabilen vergi. bk. tüketim vergisi. Harcamalar üzerinden alınan vergi. Harcama vergisi. Gider vergisi.
İngilizce Expenditure Türkçe anlamı, Expenditure eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Expenditure ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Fee : Ücret. Bahşiş vermek. Tımar. Vizite. Giriş ücreti. Ücretini vermek. Resmi dairelerde görülen hizmet karşılığı olarak iş sahibinden alınan para. Doktora sayrılarını görüp yoklaması karşılığında ödenen para. Vergin. Kanunla belirlenen bazı kamu hizmetlerinden yararlanma karşılığında alınan vergi.
Wastage : Değer ifade etmeyen fire. Buzulun erime ve buharlaşma ile küçülüp kısalması ya da büsbütün ortadan kalkması. Sarfiyat. Malların saklanması veya taşınması sırasında, kuruma, dökülme, bozulma gibi nedenlerle ortaya çıkan eksilme veya ağırlık kaybı. üretim sürecinde kullanılan hammaddelerin teknik özellikleri ve kullanış biçimlerine göre toz ve ufak parçalar biçiminde ya da buharlaşma yoluyla yok olması. İsraf. Boşa harcama. İktisat, jeoloji alanlarında kullanılır. Zarar. Buzul çekilmesi.
Drain on the purse : Keseye yük.
Daub : Lekelemek. Beceriksizce boyamak. Bulaştırmak. Kirletmek. Çamur. Leke. Sıvamak. Kaplamak. Sürmek.
Composted : Komposto. Bitki artıklarının çürümesiyle oluşan gübre. Gübrelemek. Çürümüş organik gübre. Organik gübre. Çürümüş yaprakla karışık gübre. Bitki artıklarından yapılan gübre. Kompost.
Daubed : Sıvamak. Leke. Kaplamak. Lekelemek. Sürmek. Çamur. Kirletmek. Bulaştırmak. Beceriksizce boyamak.
Grammars : Dil bilgisi. Dilbilgisi kitabı. Gramer. Gramer kuralları. Gramer kitabı. Temel prensipler. Dilbilgisi. Gramer açısından ifade. Orta dereceli okul.
Feeing : Ücret. Tımar. Fiyat. Ödemek. Ücretini vermek. Ücretli olarak tutmak. Bahşiş vermek. Giriş ücreti. Duhuliye.
Duty : Gümrük. Kapasite. Görev. İş. Sorumluluk. Eşya ve kişilerin ülke sınırlarından giriş ve çıkışlarında denetimlerinin yapıldığı ve vergilerin tahakkuk ettirildiği kamu kuruluşu. bk. gümrük vergisi. Güç. Belirli bir işin veya hizmetin yapılması için yetkili makamlar tarafından verilen izin karşılığında elde edilen vergi benzeri bir gelir. Gümrük vergisi.
Spending : Sarf etme.
Expenditure synonyms : transferred possession, transferred property, transfer payment, consumptives, expense, charges, appropriations, expenses, dues, outlay, doughs, exhaustion, exhausting, outlaying, demolitions, encumbrance, grammar, payment, demolition, dough, consuming, consumption, compost, expenditures, costage, composts, outgo, disbursement, depletions, daubs, expensing, charge, payments.
Expenditure zıt anlamlı kelimeler, Expenditure kelime anlamı
Income : İrat. Gelir. Vücuda giren gıda. Bk. gelir gelir getiren taşınmaz. Üretim etkinliklerine katılan üretim faktörlerinin yaratılan hasıladan bölüşüm sonunda aldıkları pay. emek faktörünün işlendirilmesinden sağlanan maaş, ücret, bahşiş, prim; finansal araçlardan sağlanan faiz, kar payı gibi sermaye getirileri; taşınmaz ve topraktan sağlanan kira, rant; iş göremezlik, çocuk desteği; sağlık, işsizlik sigortası ve emeklilik gibi sosyal güvenlik kapsamındaki transfer ödemeleri ile şans oyunları vb. kaynaklardan elde edilen para miktarı. Varidat. Rant. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Bütçe. Her tür hak ve işlerle taşınır ve durağan mallardan sağlanan yararlar. (aylık, ürem, kira, özel gelir vb. gibi).
Expenditure ingilizce tanımı, definition of Expenditure
Expenditure kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The act of expending. Disbursement. A laying out, as of money.

Bu kısımda Expenditure kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Expenditure ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Expenditure anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Expenditure ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.