Harç nedir, Harç ne demek
Harç; kökeni arapça dilinden gelmektedir.
- Harcanan para, masraf.
- Yapıda tuğla veya taşların örgüsünü sağlamlaştırmak, duvarları sıvamak için kullanılan, toprak, saman, kum, kireç, çimento vb. şeyleri su ile kararak yapılmış olan karışım

- Resmî işlerde devlet veznesine ödenen para.
- Yükseköğrenim öğrencilerinin ödemek zorunda olduğu katkı payı.
- Bir yemeğin yapılmasında kullanılan ve tat veren maddelerin bütünü.
- Bahçıvanlıkta değişik nitelikteki toprak vb. maddelerin karıştırılmasıyla hazırlanmış toprak.
- Giysiler dikilirken kullanılan tamamlayıcı veya süsleyici şeyler.
"Harç" ile ilgili cümle
- "Tapu harcı. Mahkeme harcı."
- "Sıvanmış, boyanmış bir binanın tuğlaları arasındaki harcı göremeyiz." - O. V. Kanık
- "Bu yemeğin harcı pek iyi değil."
Yerel Türkçe anlamı:
Düğüne götürülen hediye.
Çöp, süprüntü (tahıl için).
Heybe.
İpten örme bir çeşit düğme.
Çam kabuğu ve palamutun karışımı.
İktisat alanındaki kelime anlamı:
Kanunla belirlenen bazı kamu hizmetlerinden yararlanma karşılığında alınan vergi.
Tarih'teki anlamı:
Resmî dairelerde görülen hizmet karşılığı olarak iş sahibinden alınan para.
Bilimsel terim anlamı:
İstenilen özellikte yağ, boya vb elde etmek için, çeşitli sıvı ya da toz bileşenlerin karılmış olma durumu.
İngilizce'de Harç ne demek? Harç ingilizcesi nedir?:
charge, fee, blend
Fransızca'da Harç ne demek?:
mortier
Harç tanımı, anlamı:
Harcı olmamak : Bir iş, birinin yapabileceği nitelikte olmamak.
Harcetmek : Harcama yapmak.
Harcırah : Yolluk.
Borç harç : Sürekli borç alma. Borçlanarak.
Vekilharç : Kesedar.
Yağlı harç : İçinde bol miktarda kireç veya çimento bulunan harç.
Damga harcı : Kamuya ait mal ve hizmetlere vatandaşın katkı payı olarak ödediği vergi.
Köfte harcı : Köfte yapımında kullanılan baharat karışımı.
Harçlı : Yapılması için harç ödenen. Süslerle bezenmiş (giysi). Harç ile örülmüş.
Harçlık : Ufak tefek gereksinimler için harcanacak para.
Harçsız : Harcı olmayan.
Ağa borç eder uşak harç : "ağa para sıkıntısı içinde olup borç etse de uşak, bunu anlamaz ve bol harcamayı sürdürür" anlamında kullanılan bir söz.
Borç harç etmek : Sürekli borç almak.
Borçsuz harçsız : Hiç borçlanmadan, borca girmeden.
Cep harçlığı : Bir kimseye ufak tefek gündelik harcamalarını karşılaması için verilen para.
Cep harçlığını çıkarmak : Günlük masrafını karşılayacak kadar kazanç sahibi olmak.
Yol harçlığı : Bir kimseye yolculuk sırasında kullanması için verilen para. Yolculuk sırasında kullanılacak para.
Para : Kazanç. Kuruşun kırkta biri. Devletçe bastırılan, üzerinde değeri yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı, nakit.
Masraf : Harcanan para, gider. Bir şeyin yapımında kullanılan gereç, harç.
Yükseköğrenim : Ortaöğrenim düzeyi üstündeki öğrenim, yüksek tahsil.
Öğrenci : Özel ders alan kimse. Öğrenim görmek amacıyla ders alan kimse, okul çocuğu, talebe, şakirt. Bir bilim veya sanat yetkilisinin gözetimi ve yol göstericiliği altında belli bir konuda çalışan kimse.
Ödemek : Bedelini vererek bir zararı karşılamak, tazmin etmek. Bir iş, bir kuruluş harcanan, yatırılan parayı çıkartmak, itfa etmek. Bir şey karşısında fedakârlık etmek, bir şey elde etmek için özveride bulunmak. Bir işin, bir görevin karşılığını vermek. Bir alışverişte alınan şeyin karşılığını alacaklıya vermek. Bir alışveriş ilişkisinde, borcu alacaklıya vermek, tediye etmek.
Katkı : Bir işin yapılmasına, gerçekleşmesine emek, bilgi, para vb. ile katılma, yardım. Metal ve alaşımların hazırlanması sırasında içlerine katılan değişik nitelikteki maddeler. Düğün günü davetlilerin öğleye kadar gönderdikleri armağan. Bir şeye katılan başka bir madde.
Giysi : Her türlü giyim eşyası, giyecek, elbise, kıyafet, esvap, libas, urba.
Harç dolabı : Tabakların köseleyi pişirdikleri dolap
Harç karma : Harç oluşturmak için yapılan karılma işlemi.
Harç pulu : Mahkeme ve noter işlemlerinde harç alındığını belirtmek için evraka yapıştırılan pul.
Harç tarifesi : Harç kapsamındaki kamu hizmetlerinin her birinden alınacak vergiyi gösteren tarife.
Harçborç : Nisanın beşinde olan fırtına.
Harçı : Fasulye sırığı. İnce, uzun boylu kimse.
Harçi : Fasulye sırığı. Uzun çubuk, sırık, fasulye sırığı
Harçlamak : Harcamak
Harçlıg : harçlık
Harçlıkçı : Savaşta bulunan timarlı sipahilerin, dirliklerinden elde edilmiş geliri alıp kendilerine getirmek üzere izinli gönderdikleri kimse.
Harç ile ilgili Cümleler
- Onun yaşına göre harçlık vermelisin.
- Okul harçlığı biriktirmek için çalışıyormuş.
- Ali her hafta eşinden belirli bir miktar cep harçlığı alır. Haftanın sonunda artan parayı kumbarasına koyar.
- Çocuklarına harçlık verir.
- Bir tane istiyorsan onu kendi harçlığının dışında ödemek zorundasın.
- Babam bana haftalık on dolar harçlık verir.
- Ben harçlıkta bir artış hakkında babamla görüştüm.
Diğer dillerde Harç anlamı nedir?
İngilizce'de Harç ne demek? : [HARC] n. tax, fees, mortar, plaster, daub, grout, tabby
Fransızca'da Harç : mortier [le]; ingrédient [le]; dépens, frais, taxe [la]
Almanca'da Harç : n. Mörtel
Rusça'da Harç : n. трата (F), издержки (PL), раствор (M), тесто (N), харч (M), сбор (M)

Bu kısımda Harç nedir? Harç ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Harç tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Harç hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.