Dough türkçesi Dough nedir

Dough ile ilgili cümleler

English: I rolled the dough to make some cookies.
Turkish: Biraz kurabiye yapmak için hamur açtı.

English: The dough is still a little thick.
Turkish: Hamur hâlâ biraz kalın.

English: Grandma sprinkled flour on the rolling pin so the dough wouldn't stick to it.
Turkish: Büyük anne hamur ona yapışmasın diye oklavanın üstüne un serpti.

English: The dough used for pancakes is thin.
Turkish: Krep için kullanılan hamur incedir.

English: Knead the dough gently.
Turkish: Hamuru usulca yoğur.

Dough ingilizcede ne demek, Dough nerede nasıl kullanılır?

Dough boy : Birinci dünya savaşında amerikan askeri. Kaynatılmış veya derinlemesine kızartılmış ve etli hamur ya da sıcak ekmek olarak kullanılan hamur. Birinci dünya savaşı sırasında abd askeri (askeri argo).

Cheese dough pockets : Peynirle doldurulmuş küçük hamur işi.

Phyllo dough : Yufka hamuru. Yufka.

Yeast dough : Mayalama hamuru.

Doughboy : Mayalı çörek. Piyade eri.

Doughnut : Lokma benzeri tatlı. Halka. Yağda kızarmış şekerli çörek. Pislik. Halka şeklinde gözleme. Gözleme. Donat. Tatlı çörek. Halka şeklinde. Lokma benzeri bir tür tatlı.

Doughier : Hamur gibi. Solgun. Pelte gibi. Daha güçsüz. Güçsüz. Yufka gibi.

 

Doughiest : Solgun. Güçsüz. Hamur gibi. Yufka gibi. En güçsüz. Pelte gibi.

Doughboys : Mayalı çörek. Piyade eri.

Doughface : Kolayca yönlendirilen kimse. Yumuşak. Zayıf. (abd tarihi) iç savaş sırasında güney'i desteklemiş olan kuzeyli (özellikle de köleliği kınamayı reddetmiş kuzeyli kongre üyesi). Gevşek.

İngilizce Dough Türkçe anlamı, Dough eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Dough ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Barleycorns : Arpa (tanesi). Arpa tanesi.

Boodles : Cemaat. Anafor. Rüşvet.

Clays : Toprak. Çömlekçi çamuru. Toprak künk. Balçık. Yerküre. Çamur. Kil. İnsan vücudu.

Sugar : Kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Şeker katmak. Şeker koymak. İltifat. Tatlı sözler etmek. Şeker. Kompliman. Şekerlemek. Kompliman yapmak.

Cashes : Paraya çevirmek. Tahsil etmek. Nakit. Peşin ödeme. Bozdurmak. Bozmak. Bozdurmak (çek). Peşin para. Peşin.

Came : Kurşun pencere çerçevesi. Cam parçalarını vitray pencere şeklinde biçimlendirerek birarada tutmak için kullanılan ince kurşun bant (ayrıca ribbon (pervaz, kurdela) diye adlandırılan).

Kales : Karalahana. Lahana. Lahana çorbası. Kara lahana. Kıvırcık lahana.

Stuff : Kereste. Madde. Saçma. Kumaş. Öz. Şey. Tıka basa doldurmak. Eşya. Tıkınmak. Hammadde.

Cash : Nakit para. Tahsil etmek. Paraya çevirmek. Nakit. Peşin. Peşin ödeme. Mal alınırken parasının ödenmesi. Bozdurmak.

Pelf : Vurgun. Yağma. Varlık. Servet. Haksız kazanç.

Dough synonyms : bread dough, boodle, dinero, pastry dough, beans, coffer, doit, gelt, banknote, daub, brass, moolah, pasted, claying, leavens, chip, clams, simoleons, charge, loot, intermixture, duty, cabbage, shekels, bread, kale, chinks, dues, flour, expenditure, compost, lolly, daubs.

 

Dough ingilizce tanımı, definition of Dough

Dough kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Paste of bread. A soft mass of moistened flour or meal, kneaded or unkneaded, but not yet baked. As, to knead dough.