Fabulate türkçesi Fabulate nedir

  • Dinleyenlere, aktöre ve.yaşam anlayışı yönünden bazı sonuçlar çıkarma olanakları sağlayan, genellikle hayvanlar, ara sıra tanrı ya da insanlarla ilgili imgesel kısa ve tek olaylı halk anlatım türü. bk. masal, söylence, nedenli söylence, masalcık, hayvan öyküncesi.
  • Masal veya hikaye anlatmak.
  • Fabllar uydurma işi ile uğraşmak.
  • Uydurma ve hayali hikayeler anlatmak.
  • Öykünce.

Fabulate ingilizcede ne demek, Fabulate nerede nasıl kullanılır?

Belief fabulate : İnanç öyküncesi. İnançların oluşturduğu bir halk anlatısı, bk. öykünce.

Confabulate : Sohbet etmek. Başbaşa vermek. Konuşmak.

Confabulated : Başbaşa vermek. Sohbet etmek. Konuşmak.

Confabulates : Konuşmak. Sohbet etmek. Başbaşa vermek.

Confabulating : Başbaşa vermek. Konuşmak. Sohbet etmek.

Confabulation : Geçmişteki bir boşluğun doldurulması. Öykü uydurma. Boşluk doldurma. Konfabülasyon. Sohbet. Hoşbeş. Geyik muhabbeti.

Confabulations : Konfabülasyon. Sohbet. Geçmişteki bir boşluğun doldurulması. Öykü uydurma. Geyik muhabbeti. Boşluk doldurma. Hoşbeş.

Fabulists : Yalancı. Hayali hikayeler yazan kimse. Uydurukçu. Efsane yazarı. Fabulist. Fabl yazarı.

Fabulist : Hayali hikayeler yazan kimse. Efsane yazarı. Fabl yazarı. Atıcı. Yalancı. Uydurukçu.

Fabulous animal : Efsanevi yaratık.

 

İngilizce Fabulate Türkçe anlamı, Fabulate eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Fabulate ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Table : Üzerinde masatopu oynamağa yarayan, uzunluğu 274 cm., genişliği 152,5 cm., yerden yüksekliği 76 cm. olan, üstü koyu donuk boyalı, kenarlarına oyun alanını belirten 2 cm. kalınlığında beyaz çizgiler çekilmiş masa. Göstermek. Tartışmaya sunmak. Tasarıyı müzakereye sunmak. Görüşmeyi veya tartışmayı ileri bir tarihe bırakmak (bir tasarı veya mesele hakkındaki). Her öğesi, hiçbir belirsizlik söz konusu olmadan bir ya da birkaç dizin sayısı ile belirtilebilen bir veri dizisi. Gözlemleri incelenen değişkenin çeşitli değer ya da seçeneklerine göre dağıtarak döküme sokan dağılım alanı. İç içe geçme ayaklarıyla yüksekliği ayarlanabilen masa biçiminde atlama aracı. Bilgisayar, bilişim, jimnastik, kimya, masa tenisi alanlarında kullanılır. Çizelge.

Dirty : Rezil. Ahlaksız. Pislenmek. Kirletmek. Pisletmek. Pis. Batırmak. Müstehcen. Aşağılık. Muzur.

Set : Tenis, atletizm, bilgisayar, fizik, uzay, voleybol alanlarında kullanılır. Takım. Kararlı. Oluşup gelişmek (meyve veya tohum). Dekor kurmak. Azimli. Etkilemek. Aynı yapıdaki öğelerden oluşan topluluk. Oturtmak. Ayarlamak.

Unclean : Mundar. Kirli. Cenabet. Sağlığa elverişsiz. Cünüp. Pis. Günahkar. Murdar. Ahlaksız.

Arrange : Düzenli bir şekilde yerleştirmek. Oluşturanın özelliğini taşıyan bir yapıt ortaya koymak. Kararlaştırmak. Düzenlemek. Ayarlamak. Uyuşmak. Hazırlanmak. Hazırlamak. Saptamak.

Fable : Fabl. Öykü. Boş laf etmek. Yalan. Uydurmasyon. Meşhur. Söylence. Masal. Kıssa.

 

Soiled : Lekelenmiş. Kirli. Bulaşık. Kirletilmiş.

Tabularize : Tablo haline getirmek.

Fabulate synonyms : tabularise.

Fabulate zıt anlamlı kelimeler, Fabulate kelime anlamı

Clean : Yıkamak. Budaksız. Almak. Bitirmek. Temizlenmek. Yazısız. Pak. Temiz. Ruhsatlı. Temizlemek.

Pure : Yalnız. Lekesiz. Arı. Namuslu. Kuramsal. Soyut. Katışıksız. Kusursuz. Teorik. Katkısız.