Factice türkçesi Factice nedir

  • Polimerize ürün.
  • Faktis.
  • Yapay lastik.
  • Yapay kauçuk.

Factice ingilizcede ne demek, Factice nerede nasıl kullanılır?

Facticity : Gerçeklere dayalı olma durumu. Doğruluk. Gerçeklik. Gerçek olma özelliği. Gerçek.

Faction : Gruplaşma. Hizipleşme. Bölüntü. Fraksiyon. Klik. Grup. Hizip. Bölek. Genellikle topluluklar ve örgütler içindeki çatışma durumlarından doğan, yan tutmaya yönelik, az örgütlü ve akışkan çatışma kümesi.

Faction chairman : Parlamentodaki politik bir grup veya topluluğun lideri.

Faction leader : Küçük bir grubun lideri. Hizip lideri. Politik bir grup veya topluluğun lideri.

Factional : Hizipler arası. Küçük grup veya hiziplere ilişkin. Fitne. Gruplaşma veya hiziplerle karakterize. Hizipçi. Küçük partizan gruplardan oluşan.

Factionalize : Ötekileştirmek. Ayrımcılık yapmak. Hiziplere ayrılmak. Bir grubun hiziplere ayrılmasına neden olmak (ayrıca factionalise). Partizanlık yapmak. Hizipçilik yapmak.

Factionalise : Partizanlık yapmak. Ayrımcılık yapmak. Hizipçilik yapmak. Bir grubun hiziplere ayrılmasına neden olmak (ayrıca factionalize). Hiziplere ayrılmak. Ötekileştirmek.

Factitious : Yapma. Yapay. Suni. Yapay olarak meydana gelmiş. Yapmacık. Uydurma. Düzme. Düzmeceli. Sahte. Faktisyus.

Factitiously : Sahte olarak. Doğal yollardan olmadan. Suni olarak. Yapay bir şekilde. Uydurma bir şekilde.

 

Factions : Nifak. Ayrılık. Gruplaşma. Hizip.

İngilizce Factice Türkçe anlamı, Factice eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Factice ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Featherbedding : Sendikalarca çalışanların korunması. Kuş tüyü yatakta yatırma.

Cooperation : Destek. Ortaklık etme. Birlikte çalışma. Teşrikimesai. Beraberlik. Dayanışma. Ortaklık. Kooperatifçilik. Bireylerin ortak bir amaca ulaşmak için.az çok örgütlü biçimde ortaklaşa eylemde bulunmaları.

Symbolisation : Simgeleştirme. Sembolizasyon. Sembolleştirme. Simgeleme.

Naturism : Çıplak yaşama. Doğacılık. Nüdizm. Çıplak yaşama öğretisi. Giysi gitmeme alışkanlığı. Toplumsal kuruluşların ve yaşayış biçiminin doğaya dönük olmasını amaç edinen öğreti.

[#neopren Neoprenes] : Neoprin. Neopren. Sentetik kauçuk. Suni kauçuk.

Nonconformism : Resmi kiliseye karşı olan akım. Düzen karşıtlığı. Geleneksel değerlere veya inançlara bağlı olmama. Toplum kurallarına karşı olma. Toplum kurallarına karşı olan akım. Geleneklere karşı olan akım.

Quotation : Alıntı. Aynen alıntı. Fiyatlandırma. İktibas. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Geçer değer. Rayiç. Borsada işlem görmesine izin verilen taşınır değerler listesi. Bir malın ya da borç belgitinin belirli bir günde genel satak ve borsadaki değeri. Bir şirkete ait taşınır değerlerin borsada işlem görmesine izin verilmesi. belirli bir tarihte döviz veya taşınır değerler borsalarında aracıların belirleyerek ilan ettikleri döviz ya da taşınır değerin alış ve satış fiyatı.

 

Lynch law : Linç kanunu. Linç hukuku.

Habitude : Alışkanlık. Adet. İtiyad. İtiyat.

One upmanship : Üstünlük sağlama çabası. Daha avantajlı olma durumu.

Factice synonyms : papism, occult arts, systematism, ornamentalism, biologism, ritual, unwritten law, lobbyism, fashion, calisthenics, symbolism, slavery, transvestism, nudism, activity, custom, cannibalism, formalism, pattern, modernism, mistreatment, occult, popery, progressive, usance, usage, careerism, neoprene, callisthenics, pluralism, symbolization, cross dressing, peonage.

Factice zıt anlamlı kelimeler, Factice kelime anlamı

Inactivity : Hareketsizlik. Etkisizlik. Tembellik. Üşengeçlik. Durgunluk. Avarelik. Tesirsizlik.

Inactive : Faal olmayan. Çalışmayan. Hareketsiz. Aktif olmayan. Gayrifaal. İnaktif. Bir mikrobik etkenin enfekte etme yeteneğini kaybetmesi veya ölmesi. Atıl. Nötr. Durgun.