Fave türkçesi Fave nedir

  • İlk tercih.
  • Tercih edilen.
  • İlk seçenek olarak kabul edilen (argo terim).
  • Favori.

Fave ile ilgili cümleler

English: In Rio de Janeiro, 20% of the population lives in favelas.
Turkish: Rio de Janeiro'da nüfusun % 20'si teneke mahallelerde yaşıyor.

Fave ingilizcede ne demek, Fave nerede nasıl kullanılır?

Faveolate : Küçük hücrelere bölünmüş. Balpeteğine benzeyen.

Faveolus : Sığ girinti (bir balpeteği hücresinde olduğu gibi).

Fava : Fava fasülyesinin elde edildiği bitki. Etli fasülye. Kadın fasülyesi. Bezelye ailesinden yıllık yetişen bitki.

Fava bean : Bakla. Fasülye türü. Baklagil cinsi. Tavuk bezelyesi.

Favic : Kel. Kelliğe yakalanmış olan.

Favorable attitude : Ölçeklenmiş bir tutum sürekliliğinin olumlu konumlarını oluşturan ve bireylerin onaylamaları durumunda "yandaş" olarak niteledikleri tutum. Yandaş tutum.

Favorable answer : Beklenen karşılık. Duyulmak istenen cevap. Olumlu cevap.

Favor the parties in power : Mevcut yönetimi desteklemek veya tercih etmek.

Favonian : Batı rüzgarına ilişkin. Hafif. Uygun. Ilıman. Batı rüzgarı. Keyifli. Tatlı. Yumuşak. Ilıman (iklim). Batıdan esen rüzgar.

Favor : Şereflendirmek. Yüreklendirmek. Kayırmak. İyilik. Desteklemek. Lütuf. İyilik etmek. Onaylamak. Yardımda bulunmak. Bkz.favour.

 

İngilizce Fave Türkçe anlamı, Fave eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Fave ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Wield : Ustalıkla kullanmak. Sahip olmak ve kullanmak. Savurmak pala çalmak. Yönlendirmek. Elle tutup kullanmak. Kullanmak.

Whisker : Sakal kılı. Hayvan bıyığı. Kedi bıyığı. Fırçalamak. Yumurta çırpma teli. Fırça. İğnecik. Thamnidium elegans.

Front runner : Şansı en yüksek aday. Başat. Rekortmen. Yarışı önde götüren. Yarışın favorisi.

Preferred : Rüçhanlı. Tercih edilmiş. İmtiyazlı. Tercih nedeni. Tercihli. Gözde. Ayrıcalıklı. Öncelikli. İstenen.

Monopolise : Tekeli altına almak. Tekel altına almak. Tekelleştirmek. İnhisar altına almak. Tekel oluşturmak. Elinde tutmak. Monopolleşmek. Tekeline almak.

Sustain : Katlanmak. Çökmesine engel olmak. Çekmek. Para sağlamak. Sürdürmek. Uğramak. Devam ettirmek. İyi oynamak (rol). Taşımak.

Brim : Şapka siperi. Silme dolu olmak. Ağız. Bardak ağzı. Ağzına kadar dolmak. Siperlik. Ağzına kadar dolu olmak. Şapka kenarı. Dolmak. Taşma.

Bristle : Saçları diken diken olmak. Sert kıl. Dikleşmek. Dolu olmak. Domuz kılı. Saçı diken diken olmak. Tüylerini kabartmak. Kıl. Kızmak. Sert fırça.

Hold on : Telefonu kapatmayıp beklemek. Tutmak. (telefonda) beklemek. Hatta kalmak. Sarılmak. Devam etmek. Bağlanmak. Beklemek. Dayanmak. Durmak.

Say : Okumak. Laf. Buyurmak. Varsaymak. Tekrarlamak. Son söz. Söylemek. Demek. Okumak (dua). Söz.

Fave synonyms : unite, monopolize, hold, wear, sport, burst, pack, combine, sideburns, bear, star, favoured, first choice, favorites, carry, abound, possess, imply, exert, involve, whiskers, fair boy, stockpile, keep, give off, own, take, favourite, read, favored, have got, maintain, boast.

 

Fave zıt anlamlı kelimeler, Fave kelime anlamı

Lose : Kaybetmek. Mahrum etmek. Heba etmek. Mağlup olmak. Kazanamamak. Geri kalmak (saat). Geri kalmak. Şaşırmak. Kaybolmak. Yitirmek.

Lack : Yoksun olmak. Olmamak. -e sahip olmamak. -sizlik çekmek. -sizlik. Eksiklik. Olmayış. Eksik olmak. Yokluk. İhtiyacı olmak.