Fell out türkçesi Fell out nedir

  • (argo) uyumaya giden (örnek: gece vardiyasını değiştirdikten sonra, uyumaya gittim).

Fell out ile ilgili cümleler

English: I can still remember the time when Tom fell out of the tree.
Turkish: Tom'un ağaçtan düştüğü zamanı hâlâ hatırlayabiliyorum.

English: They fell out with each other over trifles.
Turkish: Önemsiz şeyler üzerinde birbirleriyle ağız dalaşına girdiler.

English: It fell out that he could not come in time.
Turkish: Zamanında gelemediği ortaya çıktı.

English: Tom's mobile phone fell out of his pocket into the pool when he leaned over to check the water level.
Turkish: Suyun seviyesini kontrol etmek için eğildiğinde Tom'un cep telefonu cebinden havuza düştü.

English: I haven't seen Karen since we fell out last month.
Turkish: Geçen ay bozuştuğumuzdan beri Karen'i görmedim.

Fell out ingilizcede ne demek, Fell out nerede nasıl kullanılır?

Fell : Yere yıkmak. Düşmek. Öldürücü. Merhametsiz. Mahvetmek. Kesmek. Düşürmek. İnsafsız. Kesip devirmek. Zalim.

Out : Nakavt etmek. Dışarı çıkarmak. Meydana çıkmak. Bayılmak. Dışarıda. Kendini belli etmek. Ortaya çıkmak. Dışarı atmak. Yanmak. Çıkış.

Fell out of bed : Şafakta kalkan. Normalden daha önce gelen. Alışılmıştan daha önce olan.

 

Fell out of line : Yetkiyi kendi ellerine alan. Çizgiden dışarı çıkan. Bir şeyleri isyankarlıkla yapmaya başlayan.

Fell out of the blue : Gökten düşen. Açık bir havada fırtına gibi aniden ortaya çıkan. Herkes için kötü bir süpriz olan.

Fell a tree : Ağaç devirmek. Ağaç kesmek.