Fimbriate türkçesi Fimbriate nedir

  • Saçaklı.
  • Fimbriat.
  • Püsküllü (botanik, zooloji).
  • Bitkilerde yaprak ya da çiçeklerde saçaklı yapı.
  • Biyoloji alanında kullanılır.

Fimbriate ingilizcede ne demek, Fimbriate nerede nasıl kullanılır?

Fimbriated : Püsküllü bitki. Püsküllü. Püsküllü (botanik terimi). Saçaklı.

Fimbriation : Püskül (botanik, zooloji). Saçak.

Fimbriatus : Saçaklı, püsküllü. Fimbriyatus.

Fimbria ovarica : Fimbriya ovarika. Fimbria tubae’nın yumurtalığa yapışan kısmı.

Fimbria tubae : Fimbriya tuba. Infundibulum tubae uterinae'nin kenarlarından çıkan, düzensiz, saçak biçimindeki uzantılar.

Fimbrin : Bağırsak mikrovillüslerini destekleyen iskelette bulunan ve sitoplazmada stres ipliklerinin oluşumunda görev alan aktinle birleşmiş protein. Fimbrin.

Fimbria : Püskül (botanik, zooloji). Saçak. Fibril. Saçak, püskül, uç. belli bakterilerde bulunan küçük iplik tarzında sitoplazmik ekletilerden biri, pilus. bakteri yüzeyinin antijenik özellikleriyle ve bakteri kolonizasyonuyla ilişkilidir. Fimbriya.

İngilizce Fimbriate Türkçe anlamı, Fimbriate eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Fimbriate ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abiotic factor : Abiyotik faktör. Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen iklim faktörleri, toprağın özellikleri, suyun kimyasal yapısı gibi faktörler. Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen, iklim faktörleri, toprağın özellikleri ve suyun kimyasal yapısı gibi faktörler.

 

A protein : Tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. A proteini. Triptofan sentetaz enziminin bir protein alt birimi. laktoz sentetaz enziminin bir parçası. tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. olgunlaşma proteini. tütün mozaik virüsünün deneysel olarak meydana getirilen protein kılıfının bir oligomeri.

Abramis zone : Akarsuların durgun akan bölgeleri. Abramis zonu. Akarsuların durgun akan ve abramis türlerinin baskın olduğu bölgesi.

Aardvark : Yerdomuzu. Karınca yiyen. Damarlı dişliler (tubulidentata) takımının, yer domuzugiller (orycteropodidae) familyasından, 100 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, afrika'da kazdığı inlerde yaşayan bir tür. Borudişli. Yer domuzu.

Laciniate : Çentikli. Kertikli. Saçaklı (botanik, zooloji). Püskül şeklinde uzantılar gösteren.

Rough : Acımasız. Yaklaşık. Engebeli arazi. Çetin. Haşin. Taslak. Taslak halinde olan. Haksız. Ham. Zor.

A cells : A hücresi. Pankreasın langerhans adacıklarında glukagon salgılayan, içlerinde özel boyalarla boyanan, fevkalade parlak, alkolde çözünmeyen, kırmızı renkli granüller bulunan, az sayıdaki hücre. a hücreleri. hipofiz bezinin ön lobunda (pars distalis) yer alan, içlerinde asidofil granüller taşıyan, boyayı emen, büyüme hormonunu salgılayan bez hücreleri. asidofil hücreler. 3.mayalarda eşeyli üreme sırasında a hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre. Alfa hücreleri.

 

Fimbriated : Püsküllü. Püsküllü bitki. Püsküllü (botanik terimi).

Fringy : Kenarda olan. Püsküllerle süslenmiş. Kenarda. Kenarı olan.

Abductor muscle : Bir bacak ya da herhangi bir bölgeyi dışa doğru çeken kas. abdüktör kas. Uzaklaştırıcı kas. Abdüktör kas.

Fimbriate synonyms : abambulacral area, abo blood groups system, thrummy, abacus bodies, acacia, abiotic environment, aardvarks, fringed, a site, a cell, eaved, a chromosome, aardwolf.

Fimbriate zıt anlamlı kelimeler, Fimbriate kelime anlamı

Smooth : Sistirelemek. Hoş. Yumuşatmak. Pürüzsüz. Huzur veren. Kolay. Mükemmel. Düzgün. Tesviye etmek.

Fimbriate ingilizce tanımı, definition of Fimbriate

Fimbriate kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To hem. Fringed. The fimbriate end of the Fallopian tube. Having the edge or extremity bordered by filiform processes thicker than hairs. To fringe. As, the fimbriate petals of the pink.