Flattest türkçesi Flattest nedir

  • Düz.
  • Bemol.
  • Kesat.
  • Sabit.
  • Patlak.
  • Kesin.
  • Hareketsiz.
  • Yassı.
  • Boğuk.
  • Havası inmiş.
  • Kati.
  • Gazı kaçmış.
  • Yatay.
  • Kısık.
  • Durgun.
  • En düz.
  • Boşalmış (aku, pil vb.).
  • Tatsız.
  • Boş.
  • Tekdüze.

Flattest ingilizcede ne demek, Flattest nerede nasıl kullanılır?

Flatted : Düzleştirilmiş. Düzeltilmiş. Basık. Yarım ses düşürülmüş (müzik terimi). Katlara ayrılmış (ingiliz ingilizcesi). Apartman dairelerine bölünmüş.

Flatten : Yassılaştırmak. Düzleştirmek. Dümdüz etmek. Yerle bir etmek. Yassılaşmak. Keyfini kaçırmak. Yassıltmak. Tatsızlaşmak. Matlaştırmak. Düzleşmek.

Flatten out : Yaprak haline getirmek. Uçağı düzeltmek. Doğrulmak (uçak). Düzleşmek. Pikeden sonra doğrulmak (uçak). Palyeye geçmek.

Flatten with a bulldozer : Buldozerle düzlemek. Dozerle düzlemek. Buldozer ile düzleştirmek.

Flattened : Basık. Düz. Düzleştirilmiş.

Flatter : Dalkavukluk etmek. Övmek. Yaltaklanmak. Yağ yakmak. Pohpohlamak. İyi göstermek (kendisini vb). Kompliman yapmak. Normalden iyi göstermek (kendisini vb). Okşamak. Olduğundan güzel göstermek.

Flattening video files : Hareketli görüntü dosyalarını yassıltma.

Flattening roll : Yassılama haddesi.

Flattening oblateness : Yer yuvarlağı gibi basıklaşmış cisimlerin basıklığını belirten ölçek olup, (a-b)/a olarak tanımlanır. burada "a" en büyük, "b" en küçük yarıçaptır. Basıklık.

 

Flattener : Düz yapan veya düzleştiren şey. Yassılayıcı. Eşitlikçi. Eşitlik yanlısı kimse.

İngilizce Flattest Türkçe anlamı, Flattest eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Flattest ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Gruff : Sevimsiz. Huysuz. Aksi. Hırçın. Boğuk sesli. Kaba. Ters. Katı. Sert.

Glace : Glase. Parlak.

Steamroller : Yol silindiri. Basmak. Buharlı silindir. Zorla elde etmek. Silindir (motorlu araç olarak). Baskı yapmak. Ezmek. Silindirle düzlemek. Muhalefeti ezmek. Buharlı yol silindiri.

Scarcity : Nedret. Yetersizlik. Enderlik ilkesi. Az bulunurluk. Bir oluşumun ortaçlığını yitirerek yayılma ve dağılma göstermesi. Nadirlik. Kıtlık. Sınırsız insan isteklerini karşılayacak kaynakların yetersizliği.

Platy : Plaketli. Katmanları, sert düz, ince ya da levha biçiminde olan kayaç. (çoğunlukla düz katmanlı kumtaşı ya da kireçtaşı.). Plati. Katmanlı.

Croakier : Karga gibi. Kurbağa gibi.

Blank : Boşluk. Silmek. Açık yer. Sövmek. Boş yer. Sayıyı önlemek (spor terimi). Yazısız kağıt. Çıkarmak.

Inactive : Çalışmayan. Nötr. Tembel. Pasif. Etkin olmayan. Etkisiz. Belirli koşullar dışında kimyasal tepkimelere ilgisiz kalan. Faal olmayan. Bilgisayar, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Bir mikrobik etkenin enfekte etme yeteneğini kaybetmesi veya ölmesi.

Plane : Uçak. Uçmak (motorsuz). Düzey. Uçar gibi gitmek (suyun yüzünde). Rende. Düzlem. Rende ile düzeltmek. Düz (yüzey). Rendelemek.

Slow : Geç olan. Bati. Yavaşlatmak. Ağır. Geç. Ağırlaşmak. Geç anlayan. Zor anlayan. Uzun süren.

 

Flattest synonyms : nonmotile, planeness, categoric, blandest, tabloids, becalmed, accurate, airier, flatwise, creakiest, glaces, in repose, supine, final, drabbest, dormant, slack, flatways, stringency, huskiest, deadness, horizontals, dumpish, bootless, irreversible, dullness, absolute, guttural, immobile, hoarse, at rest, dimensionality, moveless.

Flattest zıt anlamlı kelimeler, Flattest kelime anlamı

Disparage : Aleyhinde konuşmak. Küçümsemek. Batırmak. Kötümsemek. Adamdan saymamak. Küçük görmek. Aşağı görmek. Hor görmek. Kötülemek. Küçük düşürmek.

Criticize : Yermek. Eleştirmek. Tenkit etmek. Ayıplamak. Kritik etmek. Eleştiri yöneltmek. Kusur bulmak. Kritiğini yapmak. Değerini belirtmek için (birşeyi) incelemek. Eleştiri getirmek.

Flattest antonyms : noncurrent.