Flood plain türkçesi Flood plain nedir

  • Taşkın düzlemi.
  • Taşkın havzası.
  • Taşkın sahası.
  • Bk. büyük yatak.
  • Taşkın ovası.
  • Nehir yatağından taştığında su altında kalan nehrin kenarındaki alçak ve düz arazi.
  • Coğrafya alanında kullanılır.
  • Taşkın alanı.
  • Taşkın provası.
  • Taşkın alan.
  • Taşkın yatağı.
  • Sel düzlüğü.

Flood plain ingilizcede ne demek, Flood plain nerede nasıl kullanılır?

Flood : Su basması. Ay ve güneş'in çekim etkisiyle büyük denizlerde suların yükselmesi, olayı. Tufan. Sel gibi taşmak. Basmak. Sel gibi akmak. Taşmak. Aynalı ışıtaç. İçine veya üstüne fazla su koymak. Yağdırmak.

Plain : Açıklık. Sadelik. Sade. Düz. Düzlük. Süssüz. Yalın. Sade bir biçimde. Vuzuh.

Flood and ebb : Kabarma-alçama. Büyük denizlerde suların yükselmesi ve altı saat sonra olağan düzeyden aşağı inmesi olayı.

Flood control : Taşkın kontrolü. Sel kontrolü. Taşkın denetimi. Feyezan kontrolü. Sel kontrolu.

Flood dam : Taşkın seddi.

Flood damage : Sel zararı. Taşkın zararı. Sel tahribatı. Sel hasarı.

İngilizce Flood plain Türkçe anlamı, Flood plain eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Flood plain ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Air route : Uçuş rotası. Günümüzde, özellikle yolcu taşımacılığında çok kullanılan ve yeryüzünün her yanını havalimanlarıyla birbirine bağlayan yoğun ulaşım ağı. Havayolu.

 

Floodplain : Taşkın ova.

Aboriginal population : Bir ülkeye başka bir yerden gelerek yerleşmiş kişilerin tersine, birkaç soydan beri orada doğup yaşamış kişilere verilen ad. bk. göçmen nüfus. Yerli nüfus.

Adventife cone : Bir yanardağ ana konisi üzerinde ikincil bacalardan çıkan lavların oluşturduğu küçük tepecikler. Yan koni.

Ageing of the population : Nüfus yaşlanması. Doğumların azalması, sağlık koşullarının ve sağlıkbilimsel denetim ve bakımın ileri düzeye ulaşması sonunda ortalama yaşın büyümesi nedeniyle bir ülke ya da bölge nüfusunda yaşlı kişiler oranının artması.

Agricultural specialisation : Herhangi bir bölgede, yetişme koşulları ve tecim olanaklarının çok elverişli olması nedeniyle, tarımsal girişimlerin bir ya da birkaç ürüne dayandırılması yöntemi. Tarımsal özelleştirme.

Aluvial coast : Lığ yığıntılı kıyı. Genellikle alçak kıyılarda, dalga ve akarsuların ortaklaşa oluşturdukları birikinti düzlüğü.

Aluvial terrace : Akarsu sekisi. Gençleşmeyle güç kazanan akarsuların yataklarını yeniden derinleştirerek koyak tabanı içine gömülmeleri sonunda oluşan ve bu yeni yatağın iki yanında kalan az eğimli, asılı düzlük, bk. gençleşme.

Abandoned meander : Akmaz. Taşkın sırasında sapından koparak bütünüyle akış dışında kalan büklüm.

Agricultural co operative : Tarım kooperatifi. Çiftçilerin tarım yaşamında kurdukları, çeşitli amaçlara yönelik işbirliğine dayanan ortaklık.

Flood plain synonyms : altimetric profile, alluvial deposit, agrarian geography, agricultural production, abrasion platform, afforestation, age pyramid.