Foils türkçesi Foils nedir

  • Eskrim kılıcı.
  • Sır (ayna).
  • Meç.
  • Folyo.
  • Kıyas edilen örnek.

Foils ingilizcede ne demek, Foils nerede nasıl kullanılır?

Foilsman : Eskrimci.

Foilsmen : Eskrimci.

Aerofoils : Kanatçık. Uçak kanadı. Kanat şekli. Kanat. Ayrofoil. Kanat profili. Uçağın kalkış gücüne destek olmak üzere tasarlanmış eğimli yüzeylerden her biri.

Airfoils : Kanat ucu. Hava dümeni. Kanat. Erfoyil. Uçak kanadı. Uçağın kalkış gücüne destek olmak üzere tasarlanmış eğimli yüzeylerden her biri. Aerodinamik profil. Erfoil. Ayrofoil.

Cinquefoils : Kurtpençesi. Beşparmakotu. Beş dilimli yapı süsü.

Tinfoils : Folyo. Alüminyum folyo. Kalay folyo. Kalay yaprağı. Kalay kağıdı. Çok ince kalay veya alüminyum yaprağı.

Beam foil spectroscopy : Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Öğecik demetlerinin, çok ince bir karbon vb. yaprağından geçmesiyle uyarılmaları, sonra saldıkları ışıkların demet ekseni boyunca azalması olayına dayanan öğecik geçiş olasılığını ölçme yöntemi. Işın yaprak spektroskopisi. Işın yaprak izgeölçümü.

Milfoils : Akbaşlı. Civanperçemi. Kandilçiçeği. Kandil çiçeği. Binyaprak. Barsama otu.

Trefoils : Üçgül. Yonca biçimli. Korunga. Üçlü yonca. Kabayonca. Yonca. Yonca biçiminde süs. Yonca gibi.

Hydrofoils : Hidrofoil. Böyle bir yapı ile donatılmış kayık. Hidrofoilli gemi veya bot. Özel olarak tasarlanmış bir teknenin gövdesine iliştirilmiş kanatlar. Hızını arttırmak amacıyla tekneyi su yüzeyinden yükseltmek üzere tasarlanmış kayığa ilişik olan yapı. Su kanatçısı.

 

İngilizce Foils Türkçe anlamı, Foils eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Foils ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Contrast : Öznel olarak özelikle, mekan ya da zaman içinde (aynı anda ya da art arda - gecikmiş-karşıtlık) yan yana duyumsal uyartılarda nicel ya da nitel bir karşı olma etkisi. Kontrast. Tezat oluşturmak. Sertlik. Karşılaştırmak. Kontrastı olmak. Bir görünçlüğün doğadaki, filmdeki ya da görüntülükteki aydınlık ve karanlık bölümleri arasındaki başkalık, ilişki. (aradaki farkı göstermek üzere) karşılaştırmak. Çelişmek. Ayrışçılık.

Tin foil : İnce levha. Stanyol. Kalay varağı. Kalay yaprağı. Kalay folyo.

Folio : Büyük ebatlı kitap. Büyük boy daktilo kağıt. İki ya da dörde katlanmış yapraklardan oluşmuş kitap. Katlanmış kağıt. Karşılıklı iki sayfa. İki ya da dörde katlanmış kağıt tabakası. Yazma ya da basım işinde kullanılacak kağıtların bir kez katlanarak iki yaprak oluşturması. bu boyda sayfalan olan kitap. (boy: 35-45 cm.; simge: 2°.). Kağıt. Bu biçimde katlanmış yapraklardan oluşmuş kitap.

Folios : Katlanmış kağıt. İki ya da dörde katlanmış kağıt tabakası. Yaprak. Birden fazla kat yaprak. Büyük boy daktilo kağıt. Kitap yaprağı. Büyük ebatlı kitap. Büyük boy kitap. Karşılıklı iki sayfa.

Aluminum foil : Gıda ürünlerini sarmak ve saklamak için kullanılan çok ince alüminyum kağıtlar. Stanyol. Aliminyum folyo. Alüminyum folyo.

 

Tinfoil : Alüminyum folyo. Çok ince kalay veya alüminyum yaprağı. Kalay kağıdı. İnce levha kalay. Kalay folyodan yapılan. Kalay yaprağı. Kalay folyo.

Folioing : Katlanmış kağıt. Karşılıklı iki sayfa. İki ya da dörde katlanmış yapraklardan oluşmuş kitap. Birden fazla kat yaprak. Kağıt. Kitap yaprağı. İki ya da dörde katlanmış kağıt tabakası. Yaprak. Büyük ebatlı kitap.

Counterpoint : Çeşitli melodileri birbirine uydurma. Melodiyi kontrpuan biçiminde düzenlemek. Karşı-sürüm. Görüntünün içindekilerde, görüntüler arasında, ses ve müzikte, görüntü ile ses arasındaki çatışmanın belirli bir amaçla düzenlenmesi. Karşısürüm. Kontrpuan. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Tinfoils : Kalay kağıdı. Kalay folyo. Alüminyum folyo. Kalay yaprağı. Çok ince kalay veya alüminyum yaprağı.

Foils synonyms : fencing sword, rapiers, hairpiece, foiling, chaff, singlestick, gold foil, sabres, sabre, sheet metal, foil, saber, leaf, aluminium foil, sabers, rapier, hairpieces.

Foils zıt anlamlı kelimeler, Foils kelime anlamı

Uncover : Su yüzüne çıkarmak. Açmak. Deşifre etmek. Örtüsünü açmak. Ortaya çıkarmak. Kapağını açmak. Örtüsünü kaldırmak. Açmak (örtü, kapak vb). Örtüsünü ya da kapağını açmak. Üstünü açmak.