Contrast türkçesi Contrast nedir

  • Tezat.
  • Kontrast.
  • Sertlik.
  • Kıyas etmek.
  • Bilgisayar, hukuk, sinema, televizyon, tiyatro, veterinerlik alanlarında kullanılır.
  • Film üzerindeki dansite değerleri arasındaki fark.
  • Karşıtlık.
  • Zıtlık.
  • Ayrışçılık.
  • Çelişmek.
  • Kontrastı olmak.
  • Tezat oluşturmak.
  • Öznel olarak özelikle, mekan ya da zaman içinde (aynı anda ya da art arda - gecikmiş-karşıtlık) yan yana duyumsal uyartılarda nicel ya da nitel bir karşı olma etkisi.
  • Bir görünçlüğün doğadaki, filmdeki ya da görüntülükteki aydınlık ve karanlık bölümleri arasındaki başkalık, ilişki.
  • Karşılaştırmak.
  • Ortaya sürülen bir tutuma karşı olma durumu. bir anlamı daha iyi belirtebilmesi için kullanılan karşıt kavram.
  • (aradaki farkı göstermek üzere) karşılaştırmak.

Contrast ile ilgili cümleler

English: The contrast between the two ideas is very marked.
Turkish: İki fikir arasındaki zıtlık çok belirgin.

English: In contrast to yesterday, it isn't hot at all today.
Turkish: Düne karşın,bugün hiç sıcak değil.

English: In contrast to his frightening looks, his voice was kind and calm.
Turkish: Korkmuş görünüşünün aksine, sesi sakin ve yumuşaktı.

English: She seemed happy in contrast to the man.
Turkish: Adamın aksine, kadın mutlu görünüyordu.

English: The picture is colorful in contrast with this one.
Turkish: Resim bunun aksine renkli.

 

Contrast ingilizcede ne demek, Contrast nerede nasıl kullanılır?

Contrast amplification : Kontrast kuvvetlendirme.

Contrast control : Karşıtlık ayarı. Genellikle parlaklık ayarıyla birlikte yapılan, almaca gelen resim iminin gücünü değiştirmek yoluyla görüntülükteki resmin sertliğini düzenleme işi. Sertlik ayarı. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Kontras ayarı. Kontrast ayarı.

Contrast control knob : Almaçlarda sertlik ayarını sağlayan düğme. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Sertlik düğmesi. Kontrast ayarı düğmesi.

Contrast dyeing : Kontrast boyama.

Contrast enhancement : Zıtlık geliştirme. Kontrast artışı. Karşıtlık pekiştirme.

Contrast range : Kontrast erimi. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Kontrast aralığı. Sertlik aralığı. Sertlik oranının en yüksek olduğu durum; en karanlık noktalar ile en aydınlık noktalar arasındaki oran.

Be a great contrast to : Tam tersi olmak. Taban tabana zıt olmak.

Contrast medium : (tıp veya medikal terimi) radyografi sırasında yapı görüntülemesini keskinleştirmek için vücudun bir kısmına enjekte edilen radyopak madde. Kontrast madde.

By contrast with : Çelişkili olarak. Aksine. Buna karşı. Tezat olarak. Buna karşın.

Automatic contrast control : Otomatik kontrast kontrolü.

İngilizce Contrast Türkçe anlamı, Contrast eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Contrast ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Belied : Yalanlamak. Maskelemek. Gizlemek. Örtmek (sahte bir şey gerçek bir şeyi). Yalancı çıkarmak. Ters düşmek. Yanıltmak. Gerçek olduğunu gizlemek.

 

Antipodes : Avustralya ve yeni zelanda. Yerkürenin tam tersindeki yer. Birbirine zıt iki şey. Tabiat. Taban tabana ters olma. Yeryüzünün aksi tarafında bulunan yer.

Incompatibility : İmtizaçsızlık. Uyumsuzluk. Bağdaşmazlık. Tutum, görüş ve kanıların birbirine aykırı düşmesi ya da yaygın kalıplarla bağdaşmazlığı. Uyuşmazlık. Bir ilacın diğeriyle dış ortamda veya vücuda alındıktan sonra etkileşmesi sonucunda etkisinin azalması veya tamamen kaybolması durumu. Enkompatibilite. Uzlaşmazlık.

Antagonisms : Düşmanlık. Kin. Sosyal gerginlik. Zıddiyet. Rekabet. Antagonizm. Karşı çıkma. Uzlaşmazlık.

Class with : Kıyaslamak. Benzetme yapmak.

Contradiction : İtiraz. Yalanlama. Tersini söyleme. Yadsıma. Bir önermenin aynı zamanda hem olurlanıp hem de yadsınması. Çelişme. Eytişimci düşünüşte her devinimin kaynağını, canlılığın kökenini ve gelişme ilkesini anlatan ulam; evren, doğa, toplum ve insanın gelişim yasası. İkilem.

Disagree : Bozuşmak. Aynı fikirde olmamak. Uyuşmamak. Anlaşamamak. Dokunmak. Aynı düşüncede olmamak. Uymamak. Yaramamak. Sürtüşmek.

Collate : Toplayarak sıralamak. Düzenlemek. Sıraya koymak. Giriştirmek. Sıraya koymak (sayfaları). Harman etmek (formaları). Dizmek. Düzenlenmiş iki ya da daha çok altkümeden oluşan bir öğeler kümesinin düzenini, her biri başlangıçtaki altkümelerin her birinden gelen genellikle birer, kimileyin daha çok öğe içeren bir ya da bir çok altküme oluşturmak üzere değiştirmek. elde edilen altkümelerin düzenleme ölçütü başlangıçtaki altkümelerinkiyle özdeş olmak zorunda değildir. Karşılaştırmak (yazı).

Contradicts : Birbirini tutmamak. Aykırı düşmek. Tezat teşkil etmek. Tekzip etmek. Yadsımak. Yalanlamak. Aksini iddia etmek. Ters düşmek.

Compare with : Mukayese edilmek. Kıyaslanmak. Kıyaslama yapmak.

Contrast synonyms : direct contrast, antithesis, brusqueness, austerities, collates, belies, extremes, opposition, paradox, belie, abruptness, deems, conflict, checks, antinomy, contradicted, acrimony, deem, confronts, setoffs, contradict, contrarieties, be at variance, antilogy, confront with, be in contradiction with, confronting, deeming, comparing, antinomies, check, contraposition, contrasts.

Contrast zıt anlamlı kelimeler, Contrast kelime anlamı

Equal : Yaşıt. Akran. Emsal. Eş. Eşit. -e eşit olmak. Egale etmek. Muadili olmak. Denk. Karşılık gelmek.

Contrast ingilizce tanımı, definition of Contrast

Contrast kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To set in opposition, or over against, in order to show the differences between, or the comparative excellences and defects of. To compare by difference or contrariety of qualities. Comparison by contrariety of qualities. To stand in opposition. The act of contrasting, or the state of being contrasted. As, to contrast the present with the past. To exhibit difference, unlikeness, or opposition of qualities.