Class with türkçesi Class with nedir

Class with ile ilgili cümleler

English: I cannot continue my class with you chattering to one another.
Turkish: Siz böyle aranızda konuşursanız, ders işlemeye devam edemem.

Class with ingilizcede ne demek, Class with nerede nasıl kullanılır?

Class : Kategorilere ayırmak. Bir topluluk içinde, birbirlerinden ekonomik ve toplumsal yönlerden ayrılan ve aralarında karşıtlıklar bulunan bölüklerden her biri. krş. altkültür, kültür alanı, altkültür alanı, yatay bölük. Ayırmak. Ders. Klas. Saymak. Kategorize etmek. Zümre. Bilgisayar, eğitim, iktisat, veterinerlik alanlarında kullanılır. Sınıf.

With : Canlı. Beraber. İle ilgili. Yanına. Sayesinde. Birlikte. -la. -e karşın. İle beraber. -lı.

Class a amplifier : A sınıfı amplifikatör.

Class a modulator : A sınıfı modülatör.

Class a operation : A sınıfı işletme yükselteç. A sınıfı işletme.

Class a oscilloscope : A sınıfı osiloskop.

İngilizce Class with Türkçe anlamı, Class with eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Class with ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Collates : Karşılaştırarak okumak. Sıraya koymak. Karşılaştırmak (yazı). Düzenlemek. Derleyip düzenlemek. Toplayarak sıralamak. Sıralamak (sayfaları). (yazı) karşılaştırmak. Dizmek.

 

Compare with : Kıyaslanmak. Mukayese edilmek. Kıyaslama yapmak.

Contrast : Bir görünçlüğün doğadaki, filmdeki ya da görüntülükteki aydınlık ve karanlık bölümleri arasındaki başkalık, ilişki. (aradaki farkı göstermek üzere) karşılaştırmak. Film üzerindeki dansite değerleri arasındaki fark. Sertlik. Kontrast. Karşıtlık. Kıyas etmek. Ortaya sürülen bir tutuma karşı olma durumu. bir anlamı daha iyi belirtebilmesi için kullanılan karşıt kavram. Ayrışçılık.

Draw an analogy : Paralellik kurmak. Karşılaştırma yapmak.

Collate : Harman etmek (formaları). Bilgisayar, bilişim alanlarında kullanılır. Sıralamak (sayfaları). Harmanlamak. Karşılaştırmak (yazı). Karşılaştırarak okumak. Giriştirmek. Düzenlemek. Derleyip düzenlemek.

Analogise : İki farklı şey arasında benzerlikler bulmak. Benzetmek. Karşılaştırmak (ayrıca analogize).

Balance : Sayışım kalıntısı. Dengelemek. Uyum. Bir sayışımın alacaklı değeri ile borçlu değeri arasındaki fark. Düşünmek. Bir sayışımın borçlu ve alacaklı dalları arasındaki fark. Bilanço. Ruhsal denge. Tartmak. Denkleşme.

Paralleled : Aynı doğrultuda olan. Paralel olarak koymak. Benzetmek. Paralel. Nazire. Paralel olmak. İle karşılaştırmak. Paralel yapmak.

Confronting : Yüzleşen. Karşı koymak. Çelişen. Zıtlaşma. Yüzleştirmek. Yüz yüze getirmek.

Equates : Eşit olmak. Eşit saymak. Eşitlemek. Denklem ile göstermek. Denklem kurmak. İle eşit saymak. Eşit tutmak. Müsavi kılmak. Dengelemek. Aynı kefeye koymak.

Class with synonyms : confront somebody with, parallelling, confront, compare, analogize, equating, compares, confronted, check against, paralleling, parallels, parallelled, confronts, checks, equate, confront with, parallel, check.