Kılıç nedir, Kılıç ne demek

  • Uzun, düz veya eğri, ucu sivri, bir veya her iki yüzü keskin, kın içinde bele takılan, çelikten silah
  • Saban ökçesini oka bağlayan ağaç parçası.
  • Bu silah kullanılarak oynanan, hedef bölgesi baş, gövde ve kollar olan bir tür kılıç oyunu.

"Kılıç" ile ilgili cümleler

  • "Zırhları biraz paslanmış ve yaldızları bir hayli solmuş eğri kılıçlar asılıydı." - A. Ş. Hisar

Yerel Türkçe anlamı:

Doruk çizgisi, tepelerin en yüksek noktalarını birleştiren çizgi (hayali).

Boyunduruğun ortasındaki deliğe takılan kısa ağaç.

Kendir liflerini dövmek üzere kullanılan çatal ağaç.

İskambil kâğıdı ile oynanan bir çeşit oyun.

Peteğini uzunlamasına ve beyaz yapan titiz arı.

Saban ökçesini oka bağlayan ağaç parçası.

Başağın sivri ucu.

Tekerlekle, ekseni birbirine bağlayan ağaç parçası.

Dokumacılıkta kullanılan, cetvele benzer bir araç.

Saban okunu sabana bağlayan ağaç: Sabanın derinliği kılıçla ayar edilir.

Tarih'teki anlamı:

Bir timar ya da zeametin çekirdeğini oluşturan parçasına verilen ad.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Sert ağaçtan yapılma yamuk ya da satır biçiminde aygıt. (Mahmutören -Ordu; *Alucra, Nefseli *Eynesil Derekuşculu *Görele -Giresun)

Kara sabanda ok ile gövdeyi birbirine bağlayan ağaç ya da demir çivi. (Gönen -Isparta; Yavuz *Şavşat -Artvin; Yurtbeyi *Çankaya, Meyvebükü *Güdül -Ankara; Emeğil *Pınarbaşı -Kayseri; Yenikent *Aksaray, Beyağıl *Ulukışla -Niğde; Gürmedere *Fethiye -Muğla) [gılıç] : (Yağcılar *Yalvaç -Isparta; Çukurören *Güdül -Ankara; Taşpınar *Aksaray -Niğde)

 

(I) [gılıç]:

Kağnı tekerinin dışarı fırlamasını önlemek üzere dingilin ucuna geçirilen ağaç çivi. (Meyvebükü *Güdül -Ankara)

Dizlik bağının yapılışında kullanılan ağaç araç. (Yenikent *Aksaray -Niğde)

Kılıç isminin anlamı, Kılıç ne demek:

Erkek ismi olarak; Uzun, düz veya eğri, ucu sivri, bir veya her iki yüzü keskin, kın içinde bele takılan, çelikten silah.

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Adıyaman şehri, Gerger ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer. Isparta ili, Keçiborlu ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Ağrı ili, Hamur belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Yalova şehrinde, Kılıç bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Sivas kenti, Akıncılar belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. İçel ilinde, Anamur belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Kılıç hakkında bilgiler

Kılıç, tarih boyunca birçok uygarlık tarafından kullanılmış, metal veya başka malzemelerden yapılmış çeşitli boyutlarda olabilen, keskin kenarlı, sivri uçlu, delici ve kesici olan ateşsiz silahtır. Bazı kaynaklara göre kılıç, modern ateşsiz silahların atasıdır. Tarih boyunca birçok uygarlık kendi kültürlerine özgü kılıçlar yapmıştır. Bunlara örnek olarak, Romalılar tarafından kullanılan gladius, Japonlara özgü katana ve Türklere özgü yatağan sayılabilir.

 

Kılıç genellikle bele asılarak taşınır. Ayrıca, özel bir kemer yardımı ile omuza da asılabilir. Savaşta kılıçlar atın üstüne bağlanan kayışa takılır. Kılıcın boyu 50 santimetre ile 2 metre arasında değişir. Bazı kılıçlar 2 metreden daha uzun olabilir. Özellikle süvariler 5 metreye varan kılıçlar kullanır. Kılıcın elle tutulan bölümüne(sapına) kabza, gövde ucuna taban, eli saldırıya karşı koruyan parçasına ise balçak denir. Kılıç muhafaza için kınına konur. Kın ya deriden ya da madeni bir malzemeden yapılmıştır. Bütün uygarlıklar kılıcı güzel göstermek için özellikle kınına çeşitli desenler, süsler, resimler veya bazı yazı ve dualar eklerlerdi. Romalıların gladiusları küçüktü ve demirden olmasına rağmen hafifti. Fransızların kılıçları da demirdi, fakat biraz daha ağırdı. Haçlılar da aynı şekilde demirden kılıç kullanmıştı. Fakat en ağır kılıçlar onlarınkilerdi. Türkler Orta Asya'da kılıç yapımına başlayınca kılıçlarıyla ünlü olmuşlardı. Anadolu'ya göç edince kılıç yapım merkezleri kurdular. Bu gelenek Selçuklular ve Osmanlılar döneminde de devam etti. Bu kılıçları batı kılıçlarından ayıran özellik, eğri, çok su verilmiş ve eğriliğinden dolayı çok rahat kullanılabilir oluşlarıydı. Kılıç kullanımı Avrupa'da 18. yüzyılın ortalarında Osmanlı'da ise 19. yüzyılda azaldı. Artık neredeyse dünyanın her yerinde sadece törenlerde, tören üniformalarında ve geçitlerde kullanılır oldu. Günümüzde TSK'da kullanılan tören kılıçları batılılara özgü olan kılıçlardır. Ayrıca kılıç günümüz dünyasında önemli koleksiyon eşyası olmuştur.

Kılıç ile ilgili Cümleler

  • Kılıç çekenlerin hepsi kılıçla ölecek.
  • Kılıç balığı yedik.
  • Bu güzel bir kılıç.
  • Cahile ilim öğretmek ile zalime kılıç vermek aynı şeydir.
  • Kılıçla yaşayan kılıçla ölür.
  • Bu kılıç olacağını düşündüğümden daha ağır.
  • O bir kalkan ve bir kılıç aldı.
  • Bir ulusu ele geçirmek ve egemenlik altına almak için iki yol var. Birisi kılıçla. Diğeri borçla.
  • Onun kılıçları ve parası var.
  • Şu kılıç bir prens için uygun.
  • Kılıçla yaşayan kılıçla ölecek.

Kılıç kısaca anlamı, tanımı:

Sivri : Palamut. Ucu keskin ve batıcı olan. Genel tutumun veya geleneklerin dışında kalan, göze batıcı özelliği olan, aşırı. Ucuna doğru gittikçe incelen.

Keskin : Hassas. Çok kesici, iyi kesen. Kırıcı, incitici. Etkili, sert. Kırıkkale iline bağlı ilçelerden biri. Tiz (ses). Kıvrak. Zampara. Dikkatli.

Silah : Savunmak veya saldırmak için kullanılan nesne, etken araç. Savunmak veya saldırmak amacıyla kullanılan araç. Bir konuda etkili her şey.

Gövde : Ad ve fiil köklerinden yapım ekleriyle türetilmiş kelime. İnsan bedeninde baş, kol ve bacaklar dışında kalan bölüm. Kesilmiş hayvanın, sakatatı alındıktan sonraki durumu. Bir şeyin asıl bölümü. Hayvanlarda baş, ayak ve kuyruktan geri kalan bölüm. Ağaç ve bitkilerin dallarının dışında kalan ana bölümü.

Parça : Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime. Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz. Güzel, alımlı kız veya kadın. Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül. Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey. Nesne. Pasaj. Tane. Müzik eseri.

Kılıç çalmak : Kılıçla savaşmak, kılıç ile öldürmek.

Kılıç çekmek : Saldırmak veya selamlamak amacıyla kılıcı kınından çıkarmak.

Kılıç kınını kesmez : "sert ve öfkeli kişi yanındakilere zarar vermez" anlamında kullanılan bir söz.

Kılıç kuşanmak : Kılıcı olmak ve onu taşıyacak güce ve yetkiye hak kazanmak.

Kılıç oynatmak : Egemen olarak yaşamak.

Kılıç sallamak : Kılıç ile dövüşmek, düşman üzerine kılıçla saldırmak.

Kılıç üşürmek : Kılıç çekerek saldırmak.

Kılıcı kınına koymak : Savaşı bırakmak, savaştan vazgeçmek.

Kılıçtan geçirmek : Çok sayıda insanı kılıçla öldürmek.

Kılıç alayı : Kılıç kuşanma.

Kılıç bacak : Bacakları eğri olan, çarpık bacaklı (kimse).

Kılıç balığı : Kılıç balığıgillerden, burnunda kılıç biçiminde bir uzantısı bulunan, kılçıksız, eti beyaz ve lezzetli, iri bir balık (Xiphias gladius).

Kılıç gagalı : Yağmur kuşugillerden, çok ince ve uzun gagalı, tüyleri ak, kanatları kara bir kuş (Recurvirosta avocetta).

Kılıçhane : Kılıç yapılmış olan yer.

Kılıçkalkan : Kılıç ve kalkan kullanılarak oynanan bir tür halk oyunu.

Kılıç kuşanma : Tahta yeni çıkan Osmanlı padişahlarının İstanbul'daki Eyüp Sultan türbesine giderek törenle kılıçlarını almaları.

Kılıçkuyruk : Kemikli balıklar takımından uzunluğu 8-10 santimetre olan, tropik süs balığı (Xiphophorus helleri).

Kılıç oyunu : Eskrim.

Kılıç pabucu : Kılıç kınının aşağı kısmı.

Çalakılıç : Durmadan kılıç sallayarak.

Dalkılıç : Kılıcını çekmiş olarak, yalın kılıç.

Delici kılıç : Eskrimde kullanılan delici özelliğe sahip bir kılıç türü, epe.

Dürtücü kılıç : Eskrimde kullanılan, namlusu düz ve yuvarlak, ucu düğmeli kılıç, flöre.

Kesici kılıç : Eskrimde kullanılan bir kılıç türü.

Yalın kılıç : Tek başına. Elinde kılıç olduğu hâlde, kılıçlı olarak, dalkılıç.

Acem kılıcı : İki tarafı keskin olan kılıç.

Kuzgunkılıcı : Süsengillerden, uzun, ensiz ve sivri yapraklı bir süs bitkisi, glayöl (Gladiolus illyricus).

Kılıç balığıgiller : Örnek türü kılıç balığı olan, dişsiz ve pulsuz kemikli balıklar familyası.

Kılıç oyuncusu : Eskrimci.

Kılıççı : Kılıç yapan veya satan kimse. Kılıç sporuyla uğraşan kimse.

Kılıçlama : Kılıçlamak işi. Kılıcına. Çaprazlama.

Kılıçlama kaçmak : Yan yan koşarak çaprazlamasına gitmek.

Kılıçlamak : Kılıçla çok sayıda insanı topluca öldürmek, kılıçtan geçirmek.

Kılıçlı : Kılıcı olan. Üzerinde kılıç motifi olan. Kılıç taşıyan.

Aman diyene kılıç kalkmaz : "mertliğinize güvenip size teslim olan düşmanın canına kıyılmamalıdır" anlamında kullanılan bir söz.

At binenin kılıç kuşananın : "her şey, onu gereği gibi kullanmasını bilene yakışır" anlamında kullanılan bir söz.

Dili kılıçtan keskin olmak : Kırıcı ve ağır konuşmak.

İş bilenin kılıç kuşananın : At binenin, kılıç kuşananın.

Kavgada kılıç ödünç verilmez : "kişi, savunma silahını başkasına verip kendisini savunamayacak ve yenilgiye uğrayacak duruma düşmemelidir" anlamında kullanılan bir söz.

Kurtla koyun kılıçla oyun olmaz : "saldırıcı ile güçsüzün yan yana bulunduğu yerde tehlike vardır" anlamında kullanılan bir söz.

Çelik : Bir ağacı aşılamak amacıyla hazırlanmış dal. Bu alaşımdan yapılmış. Zayıf fakat güçlü (vücut). Çocukların çelik çomak oyununda ucuna çomakla vurarak havaya kaldırdıkları iki tarafı sivri, kısa değnek. Kısa kesilmiş dal. Gemilerde, üzerine halat veya ip geçirip tutturmaya yarayan, ağaç veya metalden yapılmış kısa değnek. Su verilerek çok sert ve esnek bir duruma getirilebilen, birleşiminde az miktarda karbon bulunan demir ve karbon alaşımı, polat. Kök salması için yere dikilen dal.

Hedef : Varılacak yer, ulaşılacak son nokta. Nişan alınacak yer, nişangâh. Yapılması tasarlanan iş, amaç.

Bölge : Sınırları idari, ekonomik birliğe, toprak, iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğine veya üzerinde yaşayan insanların aynı soydan gelmiş olmalarına göre belirlenen toprak parçası, mıntıka. Vücut yüzeyinde sınırları belli herhangi bir bölüm, nahiye.

Oyun : Şaşkınlık uyandırıcı hüner. Teniste, tavlada taraflardan birinin belirli sayı kazanmasıyla elde edilen sonuç. Bedence ve kafaca yetenekleri geliştirmek amacıyla yapılan, çevikliğe dayanan her türlü yarışma. Kumar. Güreşte rakibini yenmek için yapılmış olan türlü biçimlerde şaşırtıcı hareket. Müzik eşliğinde yapılmış olan hareketlerin bütünü. Tiyatro veya sinemada sanatçının rolünü yorumlama biçimi. Yetenek ve zekâ geliştirici, belli kuralları olan, iyi vakit geçirmeye yarayan eğlence. Seslendirilmek veya sahnede oynanmak için hazırlanmış eser, temsil, piyes. Hile, düzen, desise, entrika.

Saban : Çift süren hayvanların koşulduğu demir uçlu tarım aracı.

Ökçe : Saban demirinin geçtiği ağaç parçası. Topuğun arka bölümü. Ayakkabı altının topuğa rastlayan yüksek bölümü, topuk.

Ağaç : Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan. Tahta, kereste. Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki.

Tarih : Toplumları, milletleri, kuruluşları etkileyen hareketlerden doğan, olayları zaman ve yer göstererek anlatan, bu olaylar arasındaki ilişkileri, daha önceki ve sonraki olaylarla bağlantılarını, karşılıklı etkilenmeleri, her milletin kurduğu medeniyeti inceleyen bilim. Tarih kitabı. Bir olayın gününü, ayını ve yılını bildiren söz. Bir konuyu geçmişi ve gelişimi içinde inceleyen anlatı. Tarih dersi.

Kılıç arpa : Hayvanlara yedirilen, başağının taneleri iki sıralı dizilmiş olan, sivri, uzunca ve kuvvetli arpa.

Kılıç balinası : [Bakınız: katil balina] Katil balina.

Kılıç balkağı : Kılıç kabzası.

Kılıç çıkarmak : Kılıç çekmek

Kılıç çıkme : İskambil kâğıdı ile oynanan bir çeşit oyun

Kılıç çivisi : Saban ökçesini oka bağlayan ağaç parçası.

Kılıç deliği : Saban ökçesini oka bağlayan ağaç parçası.

Kılıç eri : Kılıç kullanmakta mahareti olan

Kılıç etmeği : Kılıç hakkı

Kılıç girmek : Helâk olmak, kırılmak

Diğer dillerde Kılıç anlamı nedir?

İngilizce'de Kılıç ne demek? : [Kilij] n. sword, blade, claymore, glaive, saber, sabre

Fransızca'da Kılıç : épée [la], fer [le], glaive [le], sabre [le]

Almanca'da Kılıç : n. Degen, Rapier, Schneide, Schwert

Rusça'da Kılıç : n. сабля (F), шашка (F), меч (M)