Ökçe nedir, Ökçe ne demek

"Ökçe" ile ilgili cümle

  • "Ökçesi yenmiş ayakkabıların üstünde çamurlu paçaları lime lime sarkıyordu." - Ö. Seyfettin

Yerel Türkçe anlamı:

Saban.

Eski yapılarda kapı ve pencere kanatlarının geçtiği demir parçası.

Sabanın elle tutulan yeri.

Üzüm çubuğunun ökçeye benzeyen yeri.

Taban.

Saban demirinin geçtiği eğri ağaç parçası.

Butun altındaki et parçası: Etin ökçesi lezzetsizdir.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Sürme sırasında pulluğun toprağa giren burun kısmı. (Taşpınar *Aksaray -Niğde)

Sabanda toprak içinde hareket eden burun demirinin üzerindeki meşe, gürgen ya da karaağaç gibi sert ağaçtan yapılmış bölüm. (Senirköyü *Sincanlı -Afyonkarahisar; Akçaşar *Yalvaç, Yeşilköy *Gelendost -Isparta Alayunt Tavşanlı -Kütahya; Yurtbeyi *Çankaya -Ankara; Taşpınar, Yenikent, Gücünkaya *Aksaray, Beyağıl, Yenikent *Ulukışla -Niğde)

Fransızca'da Ökçe ne demek?:

talon, calcanéum

Ökçe hakkında bilgiler

Ökçe veya topuk; ayakkabılarda topuk kemiği altına denk gelen, genel olarak tabanın diğer kısımların daha yüksek olan kısım. Ökçe ayakkabının dengesini artırmak, giyen kişinin boyunu uzun göstermek veya şıklık amacıyla kullanılır. Zaman zaman ökçe sözcüğü topuğun arka kısmı anlamında kullanılır.

 

Ökçe sözcüğü eski Türkçede ayak topuğu anlamında kullanılırken zamanla günümüzdeki anlamında kullanılmaya başlanmıştır. Eski Türkçede öşke şeklindedir. Topuk ise yuvarlaklığına binaen Eski Türkçedeki topık (topçuk) sözcüğünden türemiştir.

Ökçe anlamı, kısaca tanımı:

Ayakkabı : Genellikle sokakta giyilen ve altı kösele, lastik vb. dayanıklı maddelerden yapılmış olan giyecek, başmak, pabuç.

Altın : Atom sayısı 79, atom ağırlığı 196,9 olan, 1064 °C'de eriyen, kolay işlenen, yüksek değerli, paslanmaz element, zer (simgesi Au). Altından yapılmış sikke. Üstün nitelikli, değerli. Bu elementten yapılmış.

Topu : Hepsi.

Topuk : Ayağın yuvarlakça olan alt bölümü. Ökçe. Belli bir amaçla kazılmaksızın asıl yerinde bırakılan kömür bloku veya cevher kütlesi.

Ökçe çene : Boru anahtarının kola bağlı olan setleri dışa dönük, hareketsiz çenesi.

Yumurta ökçe : Orta yükseklikte ve az sivri ayakkabı ökçesi.

Ökçeli : Ökçesi olan veya ökçesi yüksek olan, topuklu.

Ökçesiz : Ökçesi olmayan (ayakkabı).

Bölüm : Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon. Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım. Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik. Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı. Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman. Çağ, devir.

Saban : Çift süren hayvanların koşulduğu demir uçlu tarım aracı.

 

Demir : Atom numarası 26, atom ağırlığı 55,847, yoğunluğu 7,8 olan, 1510 °C'de eriyen, mavimtırak esmer renkte, özellikle çelik, döküm ve alaşımlar durumunda sanayide kullanılmaya en elverişli element (simgesi Fe). Bu elementten yapılmış parça. Ayakkabı topuğuna veya ayakkabı burnuna aşınmayı önlemek için çakılan, özel olarak yapılmış madenden parça. Bu elementten yapılmış. Güçlü, kuvvetli, sert. Çıpa.

Ağaç : Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki. Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan. Tahta, kereste.

Parça : Pasaj. Tane. Güzel, alımlı kız veya kadın. Nesne. Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime. Müzik eseri. Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey. Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül. Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz.

Denk : Yük hayvanlarının sağ ve soluna konulan iki yük parçasından her biri. Yatak, yorgan, kumaş vb. eşyanın sarılıp bağlanmış biçimi, balya. 0,80175 gram olan ağırlık ölçü birimi. Uygun, nitelik yönünden eşit. Ağırlık bakımından eşit olan. Destekleri paralel, yönleri aynı, şiddetleri eşit bulunan güçler.

Genel : Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi. Yetkisi ve sorumluluğu çok olan. Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne). Bir genelleme sonucunda elde edilen. Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan.

Arka : Kayıran, destekleyen. Bir şeyin temel tutulan yüzünün tam ters yanı, ön karşıtı. Geri kalan bölüm. Bir şeyin sırt durumunda olan yüzeyi. Otururken sırtın dayandığı yer. Art, peş. İnsanın vücudu, bedeni. Arkada olan, arkada bulunan. Geçmiş, geride kalmış zaman.

Ökçe ağrısı :

Ökçe apsesi : Erişkin koyunların ökçelerinde gelişen karışık bakteriyel bir enfeksiyon. Çoğunlukla arka ayaktaki ve içteki tek parmakta, ıslak meralarda kuzulayan koyunlarda görülür.

Ökçe darlığı : At ayağındaki çatalın atrofisi sonucu ökçelerin birbirine yaklaşması ve tırnağın arka yarımının daralması.

Ökçe demiri : Ayakkabı çekeceği.

Ökçe eziği : Ökçelerin alt kısmında koryum paryetis (canlı tırnağın ön ve yan kısımları) ve koryum zoleanın (canlı tırnağın taban kısmı) kontüzyonundan ileri gelen hemorajik yangı, blem.

Ökçeçene : Boru anahtarının kola bağlı olan, setleri dışa dönük hareketsiz çenesi, (bk. Şek. 1)

Ökçedemiri : Sabanda toprağa giren burunun ucundaki demirin yerinden çıkmasını önleyen demir. (*Güdül -Ankara)

Ökçelemek : Asma dalını köklendirmek için kökünden koparmadan yere gömmek. İzlemek : Arkasını bırakma ökçele. Binici, ayağının ökçesiyle atın karnına vurmak. Ayakkabının tabanını yükseltmek. Ökçe ile tepmek, vurmak.

Ökçelik : Ökçe yapımında kullanılan kösele. (*Aksaray -Niğde)

Ökçesini basmak : Yerinden kımıldamamak.

Diğer dillerde Ökçe anlamı nedir?

İngilizce'de Ökçe ne demek? : [Open kinetic chain exercises] n. heel

Fransızca'da Ökçe : talon [le]

Almanca'da Ökçe : n. Hacke

Rusça'da Ökçe : n. каблук (M), пята (F), пятка (F)