Footage türkçesi Footage nedir

  • Metraj.
  • Uzunluk.
  • Ayak olarak kullanılan uzunluk.
  • Çekim karesi.
  • Foot ölçüsü.
  • [#ölçü Ölçüm].
  • Kamera görüntüsü.
  • Görüntü.
  • Kademlik.
  • Kamera görüntüleri.
  • Çekim görüntüsü.
  • Foot hesabıyla ölçü.

Footage ingilizcede ne demek, Footage nerede nasıl kullanılır?

Footages : Ölçüm. Kamera görüntüleri. Uzunluk. Görüntü. Çekim görüntüsü. Ayak olarak kullanılan uzunluk. Metraj. Kamera görüntüsü. Çekim karesi. Foot hesabıyla ölçü.

Underfootage : Yetersiz uzunluk.

Foot and mouth disease : Şap hastalığı. Dabak hastalığı. Picornaviridae ailesinde, aftovirüs cinsinde yer alan virüsün çift tırnaklı hayvanlarda neden olduğu, süt veriminde aşırı azalma ve büyümenin durması nedeniyle önemli ekonomik kayıplara yol açan hastalık, hlk. dabak, tabak, salya. El ayak hastalığı.

Foot bath : Ayak banyosu.

Foot blister : Yiyecek kabarıklığı. Kurdeşen.

Foot cream : Ayaklar için tıbbi merhem.

Foot circling : Ayağı, bilek oynağında ve bileşik eksende dairesel çevirme. Ayak çevirme.

Foot fault : Ayak yanlışı. Ayak hatası. Başlama atışı yapan oyuncunun atış sırasında arka çizgiye basması ya da alanın içine girmesi. Oyunda hata (tenis).

Foot candle : Aydınlatmanın pratik birimi. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. 1 ayak çapındaki bir yuvarın özeğine yerleştirilen 1 mumluk ışık kaynağının, bu yuvarın yüzeyini aydınlatma yeğinliğine eşit olan aydınlanma birimi. (aydınlanmanın sı birimi lükstür). Ayak-mum.

 

Foot bridge : Yaya köprüsü. Yayalara özgü köprü.

İngilizce Footage Türkçe anlamı, Footage eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Footage ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Eidola : Ruh. Hayalet. Bir sanat eserinin vücud bulmadan önce yaratıcı insan zekasında kazandığı ilk form.

Taille : Beden. Boy.

Measuring : Ölçme. Değer biçme. Ölçü.

Image : Benzer. Kopya. Şekillendirmek. İmge. Herhangi bir nesnenin mercek, ayna gibi araçlarla oluşturulan resmi; herhangi bir nesnenin bazı ışık olayları sonucu elde edilen resmi. bir film üzerinde sıralanmış resimlerin gösterici yardımıyla görüntülüğe art arda düşürülmesi sonunda devinimin yeniden kurulmasıyla ortaya çıkan görünüş; görüntülük üzerindeki devinimli resimler bütünü. tv. almaç görüntülüğünde, elektron demetinin oluşturduğu devinimli resimler bütünü. Eş. Irakgörürlerin göz merceğine ya da fotoğraf plağı üzerine düşen yıldız resmi. Çıkarımcı yolda uzancalı yordamlarda bir kavram yaratmak üzere kullanılan görsel anlatım ya da tasarımsal görünü. Put.

Metage : Ölçme. Ölçüm ücreti.

Rate : Gözü ile bakmak. Layık olmak. Belli bir zaman aralığı içindeki nicel bir değişmenin başlangıç değerine göre oransal anlatımı, bk. göreli hız. Saymak. Sayılmak. Demografi ve epidemiyolojide en sık kullanılan ölçümler olan, incelenen nüfusta belirli bir sürede görülen belli bir olay sayısının, bu olay bakımından risk altında bulunan nüfus dilimine bölünmesiyle elde edilen ve çoğunlukla on binde veya binde şeklinde ifade edilen ölçüt. Bir borcun belirli bir sürede ödenebilmesi için verilmesi gerekli bölümlerinden her biri. bir nesnenin parça parça yapılması. Bk. vergi oranı. Hak etmek. Addetmek.

 

Apparition : Hayalet. Çıkıverme. Harry potter'da kişinin kendini bir yere teleport etmesi. Tayf. Cilve. Görünme. Olay.

Lengths : Süre. Boy.

Len : Far camı.

Display : Görüntü birimi. Göstermek. Gözler önüne sermek. Ekran. Görüntülemek. Sergi. Gösterme. Büyük puntolarla basmak. Sergilemek.

Footage synonyms : photographic film, charge per unit, outlooks, measurement, film, yardage, longness, imagery, indications, computations, measurements, statures, admeasurement, yardages, eidolon, images, quantities, stature, film length, displaying, measure, phantom, apparitions, evaluations, extents, length, imageries, lengthiness, extensiveness, feet, footages, eidolons, extent.