Forcing türkçesi Forcing nedir

  • [#zor Zorlama].
  • Zorlayan.
  • Serada yetiştirme.
  • Turfanda yetiştirme.

Forcing ile ilgili cümleler

English: Nobody is forcing you to do this.
Turkish: Hiç kimse bunu yapman için zorlamıyor.

English: Nobody's forcing you to do that.
Turkish: Onu yapman için hiç kimse seni zorlamıyor.

English: I'm not forcing them to pay extra.
Turkish: Ekstra ödemeleri için onları zorlamıyorum.

English: Nobody's forcing you to do anything.
Turkish: Hiç kimse seni bir şey yapman için zorlamıyor.

English: I'm not forcing you.
Turkish: Seni zorlamıyorum.

Forcing ingilizcede ne demek, Forcing nerede nasıl kullanılır?

Forcing bed : Yastık. Camekanlı fidelik. Sera.

Forcing frame : Yastık. Sera. Camekanlı fidelik.

Forcing house : Ser. Sera. Limonluk.

Enforcing : Zorlamak. Dayatmacı. Zorla uygulama. Güçlendirmek. Sözünü geçirmek. İnfaz etmek. Zorla yaptırmak. Zorla koyma. Uygulamak.

Reenforcing : Güçlendirmek.

Forcipate : Pensler (kavramak ve çekmek için küçük kıskaçlar) şeklinde olan. Penslere (kavramak ve çekmek için küçük kıskaçlar) benzeyen.

Reinforcing steel : Betonarme demiri. Teçhizat demiri. Donatı çeliği.

Forcibleness : Kuvvet. Zorla yapılan. Zora başvurma. Güç. Güçlülük. Canlılık. Dayanıklılık. Etkililik. İkna edicilik.

Forcibly : Cebren. Kuvvetli bir biçimde. Cebirle. Zor kullanarak. Zorla. Yaka paça. Şiddetle.

 

Forcipressure : Forsipresür. Geçici olarak kan akışını durdurmak için penslerle bir kan damarını sıkmak (cerrahi).

İngilizce Forcing Türkçe anlamı, Forcing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Forcing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ranching : Bir ışımetkin çekirdeğin bozunum dizisinden yeni ışımetkin parçalanma zincirlerinin oluşumu. Çiftlikte yaşamak. Çiftlikçilik. Dallanım. Çiftlik işletmek. Hayvancılık yapmak (çiftlikte).

Inflicter : Mecbur kılan. Dayatan (başka bir kimseye hoş olmayan bir şey).

Cultivation : Toprağı işleme. Kültür. Yetiştirme. Görgü. İşleme (toprağı). Yetiştiricilik. Bitki yetiştirme. Terbiye. Tarım. Geliştirme.

Daylight : Boşluk. Tan. Aydınlık. Seher. Gün ışığı. Gösterme. Gündüzleri güneşin gönderdiği ışınlardan oluşan ışık. sinema ve televizyonda kullanılan doğal ışık kaynağı. yapma ışığın karşıtı. Şafak. Gündüz ışığı. Gündüz.

Planting : Bitki kümesi. Dikim. Dikme. Ağaçlandırma. Ekme (ağaç vb). Ekim. Ekme. Fidan dikme.

Compulsory : Zorlayıcı. Yükümlü. Cebri. Mecburi. Zorunlu.

Arboriculture : Fidancılık. Ağaççılık. Arborikürtür. Ağaç yetiştiriciliği. Ağaç dikme. Ağaç yetiştirme. Fidan yetiştirme.

Compulsion : Zorunluluk. İcbar. Cebir. Güçlü istek. Zor. Güç kullanma. Mecburiyet. Tutku. Dürtü.

Coercions : Baskı. İcbar. Baskı rejimi. Tehdit. Tazyik. İkrah.

Horticulture : Bahçecilik bilimi. Bahçecilik. Bahçıvanlık. Çiçekçilik. Bahçe bitkileri.

Forcing synonyms : time period, tree farming, period of time, strip cropping, morning time, early morning hour, tank farming, harvest time, coercitive, mixed farming, animal husbandry, constrainment, dairying, day, aquiculture, morn, daytime, coerce, duress, coerces, causer, coercing, forenoon, tilling, glass culture, compulsions, husbandry, hydroponics, constraints, uncompelling, assertive, coercion, period.

 

Forcing zıt anlamlı kelimeler, Forcing kelime anlamı

Night : Cehalet. Tün. Gün kararmasından gün ağarmasına dek geçen zaman aralığı. Akşam. Gece. Bir çekimin gece çevrildiği ya da gece görünçlüğü olduğunu çevirim senaryosu ve çekim tahtasında belirten terim. Karanlık. Uzay, sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Unemployed : Atıl. Açıkta. Boşta. Boş. Cari ücret düzeyinde çalışma istek ve yeteneğine sahip olmasına rağmen iş bulamayan kişi. İşsizler. Aylak. Kullanılmayan. İşsiz.

Forcing ingilizce tanımı, definition of Forcing

Forcing kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The accomplishing of any purpose violently, precipitately, prematurely, or with unusual expedition.