Foregift türkçesi Foregift nedir

Foregift ingilizcede ne demek, Foregift nerede nasıl kullanılır?

Foregather : Beraber bir araya toplanmak. Toplanmak. Toplantı yapmak. Bir araya gelmek. Karşılaşmak.

Foregathered : Bir araya gelmek. Toplanmak. Toplantı yapmak. Beraber bir araya toplanmak. Karşılaşmak.

Forego : Önce gitmek. Vazgeçmek. Önceden gitmek. Bırakmak. Önce gelmek.

Foregoer : Önce gelen şey veya kimse. Önceden kalmış. Önceden gelen. Önde olan veya önce giden şey veya kimse.

Foregoers : Önceden gelen. Önde olan veya önce giden şey veya kimse. Önceden kalmış. Önce gelen şey veya kimse.

Foregoing : Yukarıda geçen. Yukarıda anılan. Söz. Evvelki. Yukarıda sözü edilen. Yukarıdaki. Önceki. Daha önce belirtilen.

Foreground task : Bir kullanıcının odaklandığı aktif pencerede bulunan görev.

Foreground processing : Öncelikli işlem. Öncelikli işleme.

Foreground program : Yüksek öncelikli plan veya proje. Öncelikli bağdarlama. Öncelikli program.

Foregone : Önceden kararlaştırılmış. Geçmiş. Önceden belirlenmiş. Daha önce olmuş. Beklenen. Önceden bilinen. Kaçınılmaz.

İngilizce Foregift Türkçe anlamı, Foregift eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Foregift ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Head start : Avantaj. Üstünlük.

Retainers : Yatak yuvası. Kilit mandalı. Dava takip anlaşması. Avukatlık avansı. Pey akçesi. Uşak.

Bargain money : Depozito olarak yatırılan para. Pey akçesi. Kapora. Depozito.

Deposit : Ödenmesi gerekecek gümrük vergisi ile girişte alınan başka vergiler karşılığında, onların tutarınca ya da ondan belli bir ölçüde artık paranın inanca olarak, ilgili işlemin bitimine dek, gümrüklerce alınması, a. bk. inanca. Tortu bırakmak. Yatırma. Bankaya yatırmak. Çökeltmek. Güvende tutmak veya faiz geliri elde etmek amacıyla banka veya benzeri kuruluşlara yatırılan para. krş. vadeli mevduat, vadesiz mevduat. Para yatırmak. Belirli bir süre sonunda ya da istenildiği anda alınmak üzere bankalara para verme. Depozit olarak vermek. Güvenmelik.

Earnest : Azimli. Ağırbaşlı. Kapora. Gerçek. Samimi. Delil. Yanlar arasında yapılan tecim sözleşmesinin inancayla kesinleşmesi için çoğunlukla alıcısınca satıcısına yapılan ön ödeme. Tadım. Ciddi. Çalışkan.

Prepayment : Borcu vadesinden önce ödeme. Önceden ödeme. Evvelden tediye. Borcun bir bölümünün veya tamamının vadesi gelmeden ödenmesi. genellikle birbirini çok iyi tanıyan dışalımcı ve dışsatımcı arasında yapılan ve mal bedelinin malın fiili dışalımı veya dışsatımından önce yapılan ödeme biçimi. Pullama. Peşin ödeme. Önödeme. Peşin ödenen giderler.

Upfront : Dürüst. Açık. Önde. Belli. Belirgin. Aşikar. Doğru.

Retaining fee : Avukata peşin olarak ödenen ücret. Avukatlık ücreti avansı.

Down payment : Borcun bir bölümünün veya tamamının vadesi gelmeden ödenmesi. genellikle birbirini çok iyi tanıyan dışalımcı ve dışsatımcı arasında yapılan ve mal bedelinin malın fiili dışalımı veya dışsatımından önce yapılan ödeme biçimi. Peşin ödeme. Kapora. Depozito. Teminat. Pey akçesi. İlk ödeme.

 

Earnest money : Kapora. Güvenmelik. Teminat akçesi. Geçici teminat. Pey akçesi. Bir mal veya hizmetin satışı sırasında taraflar arasında kesin sözleşme yapılmadan önce alıcının satıcıya satış bedelinden düşülmek üzere ödediği para. Peşinat olarak ödenen para. Pey.

Foregift synonyms : self propelled vehicle, payment in advance, advance payment, earnests, retainer, advance, advance on salary, imprests, head money, cash on the barrelhead, imprest.

Foregift ingilizce tanımı, definition of Foregift

Foregift kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A premium paid by a lessee when taking his lease.