Earnest türkçesi Earnest nedir

  • Tadım.
  • Ekonomi alanında kullanılır.
  • Teminat.
  • Delil.
  • İçten.
  • Gerçek.
  • Kararlı.
  • Samimi.
  • Ön ödeme.
  • Hevesli.
  • Kapora.
  • Çalışkan.
  • Ağırbaşlı.
  • Avans.
  • Yanlar arasında yapılan tecim sözleşmesinin inancayla kesinleşmesi için çoğunlukla alıcısınca satıcısına yapılan ön ödeme.
  • Ciddiyet.
  • Azimli.
  • Ciddi.
  • Pey akçesi.

Earnest ile ilgili cümleler

English: He began courting her in earnest when he found out that she had another suitor.
Turkish: Onun diğer talibinin olduğunu öğrendiğinde, ciddi olarak ona kur yapmaya başladı.

English: She is an earnest student.
Turkish: O çalışkan bir öğrenci.

English: They refused to talk to me in spite of my earnest request.
Turkish: En samimi talebime rağmen, benimle konuşmayı reddettiler.

English: He is being earnest today.
Turkish: Bugün ciddileşiyor.

 
 

English: He is a very earnest person.
Turkish: O çok samimi bir kişi.

Earnest ingilizcede ne demek, Earnest nerede nasıl kullanılır?

Earnest desire : Kuvvetli arzu.

Earnest money : Peşinat olarak ödenen para. Pey akçesi. Avans. Güvenmelik. Kaparo. Bir mal veya hizmetin satışı sırasında taraflar arasında kesin sözleşme yapılmadan önce alıcının satıcıya satış bedelinden düşülmek üzere ödediği para. Geçici teminat. Kapora. Teminat akçesi.

Dead earnest : Çok ağırbaşlı. Aşırı ciddi. Tam anlamıyla ciddi.

In earnest : Varını yoğunu ortaya koyarak. Ağırbaşlı. Tüm olanakları seferber ederek. Ciddi olarak. Şakası yok. Cidden. Ciddi. Samimi olarak. Çok. Ciddilikle.

The importance of being earnest : Ağırbaşlı olmanın önemi. Oscar wilde tarafından yazılan oyun.

Evince earnestness : Samimi olduğunu göstermek. Dürüst olduğunu göstermek.

Overearnest : Aşırı derecede ciddi. Fazlasıyla ciddi. Çok ciddi.

Dearness : Sevgililik. Pahalılık. Kıymetlilik. Değer. Sevgi.

Earnestly : Ciddi bir şekilde. Hevesle. Gayretle. İsteyerek. Israrla. İçtenlikle. Ciddiyetle. İçten bir şekilde.

Nearness : Yakınlık. Cimrilik.

İngilizce Earnest Türkçe anlamı, Earnest eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Earnest ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Grand : Bin dolar. Babaanne. Muhteşem. Soylu. Büyük. Önemli. Büyüklük. Ulu. Debdebeli.

Support document : Kanıt.

Driven : İleri sürülmüş. Sürülmüş. Belli bir doğrultuda yönlendirilen. Sürmek. İlerlemeye motive edilmiş. İçten gelen bir dürtü ile zorlanmış. Rüzgar tarafından taşınan ve uçurulan (kar tüy vs). Çakılmış.

A priori analysis : Öncül çözümleme. A priyori analiz.

Evidences : Göze çarpma. Tanıklık. Bulgu. İspat. Şahitlik. Belirti. İz. Belirginlik. Kanıt.

Cordial : Likör. Ferahlatıcı. Candan. Canlandırıcı ilaç. Kalbe güç veren. Arkadaş canlısı. Meyve suyu. Uyarıcı madde.

Candids : Toksözlü. Riyasız. Dobra dobra. Açık yürekli. Asıl fikrini gizlemeyen. Açık. Dobra.

Seriousness : Resmiyet. Ağırbaşlılık. Vakar. Ciddilik.

Amateurs : Meraklı. Amatör.

Forbidding : Vahim. Korkutucu. Çekilmez. Haşin. Tehditkar. Yasaklama. Ürkütücü. Korku veren. Ters.

Earnest synonyms : arles, affable, deeper, austerities, bosom, industrious, austere, grave, actual, decided, hardcore, disillusioned, eventfulness, security, graceful, dignified, testimonial, dead set on, bouncy, austerest, momentousness, a posteriori information, deep, deedy, demurer, active, sedateness, guaranties, earnests, imperturbable, bargain money, eventful, austerity.

Earnest zıt anlamlı kelimeler, Earnest kelime anlamı

Frivolous : Hoppa. Havai. Önemsizlik. Fingirdek. Bambılı. Ciddiyetsiz. Boş. Adaleti yanıltıcı. Manasız. Ehemmiyetsiz.

Insincere : Riyakar. Samimiyetsiz. Vefasız. İki yüzlü. Samimiyetten uzak. İçtenliksiz. Samimi olmayan. İkiyüzlü. Sadakatsiz.

Earnest ingilizce tanımı, definition of Earnest

Earnest kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Reality. Handsel. Something given, or a part paid beforehand, as a pledge. To use in earnest. Seriousness. With hearty endeavor. Eagerness. As, earnest prayers. Fervent. Ardent in the pursuit of an object. Heartfelt. Hearty. Zealous with sincerity. Eager to obtain or do. Fixed determination. Intentness. Pledge. Used in a good sense. A token of what is to come.