Bargain money türkçesi Bargain money nedir

Bargain money ingilizcede ne demek, Bargain money nerede nasıl kullanılır?

Bargain : Değiş tokuş etmek. Teklif (pol.). Uyuşmak. Karşılık (pol.). Pazarlık. Kelepir. Uzlaşma. Anlaşma. Anlaşmak. Pazarlık etmek.

Money : Bedel. Para kırmak. İktisat, ekonomi, sosyoloji alanlarında kullanılır. Sikke. Servet. Tıkır (argo sözcük). Eşyanın değerini ölçmek üzere değişim aracı olarak kullanılmakta olan satağa çıkarılan kağıt ya da madensel değişim aracı. değer ve eder ölçüsü birimi. Mangır. Para. Durağan olan, olmayan eşya değerini ölçen değişim aracı. eskiden gümüş paraya verilen ad.

Bargain away : Feda etmek.

Bargain basement : İndirimli satış reyonu. Ucuzluk bölümü. İndirimli satış yapılan yer. Ucuz eşya reyonu. Fırsat köşesi. Bir satışevinin ucuz eşya satılan bodrum bölümü.

Bargain basement rates : Çok ucuz fiyatlar. Oldukça indirimli fiyatlar.

Bargain carnavals : Ucuzluk sergileri. Sataktaki ederinden çok aşağı mal satılan yerler.

İngilizce Bargain money Türkçe anlamı, Bargain money eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bargain money ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Retainer : Avans. Hizmetli. Avukatlık ücreti. Avukata verilen avans. Durdurucu. Uşak. Dava takip anlaşması. Kilit mandalı. Hizmetçi.

 

Caution money : Teminat parası. Teminat. Geçici inanca olarak yatırılan para ya da bankalarca geçici inanca karşılığı verilen yazılım. Kefalet. Muvakkat teminat. Geçici inanca. Geçici teminat.

Down payment : İlk ödeme. Ön ödeme. Borcun bir bölümünün veya tamamının vadesi gelmeden ödenmesi. genellikle birbirini çok iyi tanıyan dışalımcı ve dışsatımcı arasında yapılan ve mal bedelinin malın fiili dışalımı veya dışsatımından önce yapılan ödeme biçimi. Teminat. Peşin ödeme. Konut bankalarından ya da konut ödenci veren öteki kuruluşlardan ödünç almaya hak kazanabilmek için, bir kimsenin, bu kuruluşlara yatırması ve orada bir süre tutması gereken belli nicelikteki para.

Forfeit money : Cayma tazminatı. Pişmanlık akçesi. Sözleşmeden cayılması durumunda cayan tarafın öteki tarafa tazminat olarak bıraktığı güvenmelik. Cayma parası.

Foregift : Ön ödeme. Avans.

Advance payment : Borcun bir bölümünün veya tamamının vadesi gelmeden ödenmesi. genellikle birbirini çok iyi tanıyan dışalımcı ve dışsatımcı arasında yapılan ve mal bedelinin malın fiili dışalımı veya dışsatımından önce yapılan ödeme biçimi. Peşin para. Ön ödeme. Avans ödemesi. Avans. Avans olarak ödeme. Önceden ödeme. Peşin ödeme. Öndelik.

Deposit : Güvenmelik. Depozito vermek. Para yatırmak. Depozit vermek. Mevduat. Bir mal veya hizmetin satışı sırasında taraflar arasında kesin sözleşme yapılmadan önce alıcının satıcıya satış bedelinden düşülmek üzere ödediği para. Çökeltmek. Depozit olarak vermek. Gümrük vergileri karşılığı önödence alma. Yatırmak.

 

Consignation : Sevk etme. Belirleme. Muhayyer; depozito. Emanet. Görevlendirme. Muhayyer. Konsinyasyon.

Retainers : Kilit mandalı. Yatak yuvası. Avukatlık avansı. Uşak. Dava takip anlaşması. Avans.

Key money : Hava parası. Tenek parası.

Bargain money synonyms : hansel, earnests, handseller, cash on the barrelhead, earnest, consignations, security, security deposit, earnest money.