Money türkçesi Money nedir
- Nakit.
- Bedel.
- Servet.
- Arpa.
- Patpat.
- Para kırmak.
- Durağan olan, olmayan eşya değerini ölçen değişim aracı. eskiden gümüş paraya verilen ad.
- Bir ekonomide genel kabul gören, değişim aracı, değer koruma aracı ve hesap birimi işlevlerine sahip varlık.
- Akçe.
- İktisat, ekonomi, sosyoloji alanlarında kullanılır.
- Tıkır (argo sözcük).
- Eşyanın değerini ölçmek üzere değişim aracı olarak kullanılmakta olan satağa çıkarılan kağıt ya da madensel değişim aracı. değer ve eder ölçüsü birimi.
- Mal ve hizmetlerin değişimini kolaylaştırma işlevini yapan bir değişim aracı ve ortaklaşa değer birimi.
- Sikke.
- Mangır.
- Para.
- Ücret.
Money ile ilgili cümleler
English: "Tom will pay you all the money I owe you." "You'd better hope so."
Turkish: "Tom sana borçlu olduğum tüm parayı sana ödeyecek." "Sen öyle san."
English: "Steffi, will you marry me?" "How much money do you have?"
Turkish: "Steffi, benimle evlenir misin?" "Ne kadar paran var?"
English: "What happened to the money I gave you?" "I spent it."
Turkish: "Sana verdiğim paraya ne oldu?" "Onu harcadım."
English: "You make more money than I do." "That's because you don't have a job, Tom!"
Turkish: "Benden daha fazla para kazanıyorsun." " Bu bir işin olmadığından, Tom!"
English: A bank lends us money at interest.
Turkish: Bir banka bize faizle ödünç para verir.
Money ingilizcede ne demek, Money nerede nasıl kullanılır?
Money back guarantee : Tüketicinin satın aldığı maldan memnun kalmaması durumunda, satıcı tarafından paranın geri ödeneceğine ilişkin verilen güvence. Parayı geri verme garantisi. Satılan malın beğenilmediği takdirde geri iade edilebilmesi koşuluyla satılması. Para iade güvencesi.
Money bag : Para çuvalı. Kese. Para torbası. Para çantası.
Money bargain : Mal ederi kesininin önceden yapılması. Ödenili pazarlık. Peşin pazarlık.
Money belt : Para taşımaya elverişli kuşak. Para kemeri.
Money bill : Kağıt para. Madensel paranın karşıtı. Gelirleri artırmaya dair kanun tasarısı.
Money demand with transaction motive : İşlem güdüsüyle para istemi. İktisadi karar birimlerinin günlük işlemlerini gerçekleştirmek amacıyla bulundurmak istedikleri, gelirin bir fonksiyonu olan para istemi.
Money circulation : Bir birim paranın belirli bir dönemde mal ve hizmet satın alımlarında iktisadi karar birimleri arasında el değiştirmesi. Paranın dolaşımı. Para tedavülü. Tedavüldeki para. Para dolaşımı.
Money capital circuit : Para sermaye. Marksist yaklaşımda değişmeyen sermaye ile değişken sermayeyi satın almada kullanılan para, kredi gibi finansal araçlardan oluşan ve sermayenin dolaşım sürecinin ilk aşaması. krş. mali sermaye 2, meta sermaye, üretici sermaye.
Money economy : Takas yoluyla değişimin yerini para ile değişimin aldığı ve böylece üretimin çok geniş ölçüde tüketim için değil, pazar için yapıldığı ekonomik düzen. Para ekonomisi.
Money box : Kumbara.
İngilizce Money Türkçe anlamı, Money eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Money ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Equivalents : Karşılık. Karşılıklar. Eşitlik.
Coin : Deyim bulmak. Madeni para basmak. Para basmak. Söz türetmek. Küçük birimler üzerine basılmış madeni para. Madeni para. Para bastırmak.
Hard money : Konvertibl para. Onvertibl para. Peşin para. Madeni para. Demir para. Sağlam para.
Exchequers : Maliye bakanlığı. Finans kaynağı. Maliye. Hazine. Devlet hazinesi.
Banknote : Papel. Saymaca kağıt para. Kaime. Banknot. Altın ya da gümüş karşılığı olmayan kağıt para. devlet gücüyle dönüştürülen zorunlu bir borçlanmadan başka bir anlam ve niteliği olmayan kağıt para. Kağıt para.
Dough : Mangiz. Harç. Gayme. Hamur.
Hire : Belirli bir nesnenin bilinen bir süre için gerçek ve tüzel kişiye verilmesi karşılığı alınan para. belirli bir nesneyi bilinen bir süre için yazılı bir sözleşmeye dayanarak kiraya verme. İstihdam etmek. Ücretle tutmak. (ücret vererek) tutmak. Kiralamak. Kiralık. Tutmak. Kira ile tutmak. Kira.
Forfeits : Bir hakkınından mahrum kalmak. Ceza olarak kaybetmek. Ceza olarak kaybetme. Kaybetmek. Ceza olarak vermek. İhmalden dolayı kaybedilen şey. Yoksun kalmak. Zarar.
Megabucks : Büyük para. Bir milyon dolar.
Money synonyms : subsidisation, dinero, big bucks, boodle, lucre, shinplaster, barleycorn, wampum, price, kales, chink, asper, asset, token money, chinks, exchequer, shekels, groyne, earnings, liquidities, common barley, compensation, fortune, doit, abundances, pile, bunce, money supply, aspers, groin, jack, cabbage, dingbat.
Money ingilizce tanımı, definition of Money
Money kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Coin. Also, any number of such pieces. To supply with money. A piece of metal, as gold, silver, copper, etc., coined, or stamped, and issued by the sovereign authority as a medium of exchange in financial transactions between citizens and with government.

Bu kısımda Money kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Money ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Money anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Money ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.