Foregone türkçesi Foregone nedir

  • Önceden belirlenmiş.
  • Önceden bilinen.
  • Önceden kararlaştırılmış.
  • Daha önce olmuş.
  • Geçmiş.
  • Beklenen.
  • Kaçınılmaz.

Foregone ile ilgili cümleler

English: It's a foregone conclusion.
Turkish: Bu kaçınılmaz bir sonuç.

Foregone ingilizcede ne demek, Foregone nerede nasıl kullanılır?

Foregone conclusion : Kaçınılmaz sonuç. Beklenen sonuç. Önceden belli olan sonuç. Kaçınılmaz son. Olağan durum. Belli sonuç. Olağan sonuç. Kaçınılmaz akıbet.

Forego : Önce gelmek. Bırakmak. Önceden gitmek. Vazgeçmek. Önce gitmek.

Foregoer : Önce gelen şey veya kimse. Önceden gelen. Önceden kalmış. Önde olan veya önce giden şey veya kimse.

Foregoers : Önceden gelen. Önce gelen şey veya kimse. Önde olan veya önce giden şey veya kimse. Önceden kalmış.

Foregoes : Vazgeçmek. Önce gelmek. Bırakmak. Önceden gitmek.

Foregathered : Karşılaşmak. Beraber bir araya toplanmak. Bir araya gelmek. Toplantı yapmak. Toplanmak.

The foregoing : Yukarıda anılan. Önceki. Yukarıdaki. Daha önce belirtilen. Yukarıda geçen. Evvelki.

Foreground partition : Ön bellek bölümü.

Aforegoing : Önceki. Sözü geçen. Önce gelen.

Foreground miniature : Tümler maket. Tutumsal nedenlerden dolayı bütünü yapılmamış bir bezemin eksik kalan bölümünü gösteren, alıcıdan belirli bir uzaklığa yerleştirildiğinde, gerçek bezemin eksik bölümünü bütünleyen çok ufak maket. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

 

İngilizce Foregone Türkçe anlamı, Foregone eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Foregone ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Expected : Beklenilen. Dört gözle beklenen. Melhuz. Umulan. Öngörülen. Ümit edilen.

Inextricable : İçinden çıkılmaz. Ayrılmaz. Çözülemez. Karışık. Çözülmez. Girift. Kaçılmaz.

Fateful : Uğursuz. Vahim. Mukadder. Kaderi belirleyen. Can alıcı. Kadere bağlı. Hayati önemi olan. Alında yazılı olan. Felaket getiren.

Departed : Bitmiş. Ölmüş. Tükenmiş.

Bygones : Mazi.

Coldest : En soğuk. Kesin olarak. Sakin. Donuk. Üşümüş. Soğuk. Yapmacık. Duygusuz. Sıkıcı.

Cold : Sakin. Soğuk algınlığı. İngin. Sıkıcı. Soğukluk. Frijit. İtici. Duygusuz. Soğukkanlı.

Case history : Evveliyat. Hastanın geçmişi. Hasta geçmişi. Danışman kılavuzdan yardım görmesi beklenilen bir kişiyle ilgili olarak düzenli biçimde toplanan bilgi. bir kimsenin ya da ailenin yaşamını etkilemiş bulunan önemli olayları ve sorunları kapsayan özet. Vaka geçmişi. Geçmiş ile ilgili bilgiler (medikal tıp terimi). Vaka tarihçesi. Tipik örnek.

Ineluctable : İctinap edilemez. Kaçınılamaz. Kaçınılması mümkün olmayan. Önüne geçilmez.

Bygone : Evveliyat. Geçmişte kalan. Eskide kalmış. Geçmiş şey. Mazi. Eski.

Foregone synonyms : colder, belated, absolutely necessary, inevitable, preestablished, predetermined, backgrounds, due, preconcerted, foretime, irremissible, expectable, inescapable, indispensable, former, prospective, antecedental, as death, prearranged, past, imperious, background, antecedents, foreknown, known in advance, no contingency, expected to, fated, gone, fatal, foreordained, bypast, departing.

 

Foregone zıt anlamlı kelimeler, Foregone kelime anlamı

Future : İleriki. Fiilin gösterdiği oluş, kılış ve durumun geleceğe bağlı olduğunu belirten zaman. bk. gelecek zaman kipi. Filin anlattığı işin şimdiki zamandan sonraki bir zamana ait olduğunu gösteren kip. türkçede bir oluş ve kılışın gelecekte kesin olarak gerçekleşeceğini gösteren ek, -acak ekidir: dik-ecek, anlat-acak, sar-acak gibi. bu ek şahıs ekleri ile genişletilerek çekimli fiil olur. insanlara yalnız onlardan aldığımı vereceğim (t. buğra, yalnızlar, s. 102). yarın ben de onu bana gönderen makamın huzuruna çıkarak neşredilme imkanları aramakta olan dört kitabımdan söz açacağım… bakalım, beni nereye gönderecek (a. n. asya, ayın aynası, s. 71). meçhul yerlere doğru gideceğim, oradan kendimi en meçhule atacağım (peyami safa, bir tereddüdün romanı, s. 184). biraz sonra o, belki hepiniz bana nasihat vermeğe kalkacaksınız (a. h. tanpınar, huzur, s. 255). fakat, evvela cibalı’ya kadar yürüyeceğiz orada bir arkadaşa haber vereceğim (p. safa, mahşer, s. 292). vb. karşıtı geçmiş zaman’dır. bk. bildirme kipleri. Gelecek. İlerki. Ati. Gelecek zaman. İstikbal. Yarın.

Present : Tanıtmak. Halihazır. Şu anki. Hukuk, gramer, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Temsil etmek. Bir filmi gösterici yardımıyla görüntülük üzerine yansıtarak izlenmesini sağlamak; gösterimi gerçekleştirmek. Hediye. Mevcut. Sahnede göstermek. Şimdiki zaman.