Frontrunner türkçesi Frontrunner nedir

  • Bir yarışmada önde giden kimse.
  • Önde giden.
  • Lider.
  • En önde koşan.

Frontrunner ingilizcede ne demek, Frontrunner nerede nasıl kullanılır?

Democratic frontrunner : Demokratik parti'nin adaylık için önde giden aday adayı (siyaset). Demokratik favori. Önde giden demokrat aday adayı.

İngilizce Frontrunner Türkçe anlamı, Frontrunner eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Frontrunner ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Big boss : Büyük patron. En tepe adam. Baş yönetici (bir şirket büro firma vs'nin). Kontrolü elinde bulunduran kimse. Patron.

Captains : Yönetmek. Baş garson. Bir gemi veya uçağın idaresinden sorumlu kişi. Önder. Şef. Ustabaşı. Postabaşı. Kaptan. Kaptanlık yapmak. Yüzbaşı.

Cock of the walk : Diğer üyeleri sindiren. Kendisiyle övünen. Bir gruba hakim olan kimse veya şey. Aşırı gururlu. Bir yerde borusu öten kişi. Bir grupta diğer üyeleri bastıran.

Chieftain : Aşiret reisi. Çete reisi. Şef. Başbuğ. Reis. Başkan. Kafile başkanı. Kabile reisi. Klan şefi.

Conductors : Biletçi. İletken madde. Orkestra şefi. İdareci. Koro şefi. Kondüktör. Kılavuz. Paratoner. Rehber.

Caudillo : Devletin başı (ispanyolca). Lider (ispanyolca).

Conductor : Önder. Elektrik akmının ve ısıl erkenin akabileceği düşük dirençli uçun, sıvı ya da katı özdek. Rehber. Paratoner. Orkestrayı yöneten, bir müzik yapıtını yönettiği orkestra ile yorumlayan ve uygulayan sanatçı. İletken. Kondüktör. Koro şefi. Müdür.

 

Captained : Yönetmek. Kaptanlık etmek. Yüzbaşı. Kumanda etmek. Kaptanlık yapmak. Başkomiser. Bir gemi veya uçağın idaresinden sorumlu kişi. Kaptan. Baş garson.

Caudillos : Lider (ispanyolca). Devletin başı (ispanyolca).

Archpriest : Başpapaz. Baş papaz. Başrahip.

Frontrunner synonyms : cock, captaining, captain, apostle, cocks, chieftains.