Kaptan nedir, Kaptan ne demek

Kaptan; bir denizcilik terimidir. kökeni italyanca dilinden gelmektedir.

"Kaptan" ile ilgili cümleler

  • "Yaşar Kaptan dedikleri bir sarı yılan / Kayalar kadısını durdurur divan" - Halk türküsü
  • "Başkasını seçselerdi, o kaptan, ben de seve seve dalgıç ya da hava verici makineci olurdum." - Halikarnas Balıkçısı

Yerel Türkçe anlamı:

Tilki yuvası.

Kaptan isminin anlamı, Kaptan ne demek:

Erkek ismi olarak; Gemi yönetimiyle görevli en yüksek görevli.

Bilimsel terim anlamı:

Bir ayaktopu takımında oyuncuları oyun içinde yöneten, hakem ile konuşmada ve törenlerde takımı temsil etme yetkisi bulunan, sol kolunda özel renkli bir bant (işaret) taşıyan oyuncu.

Takımı temsil eden oyuncu.

İngilizce'de Kaptan ne demek? Kaptan ingilizcesi nedir?:

captain

Kaptan anlamı, kısaca tanımı:

Kaptanıderya : Osmanlı Devleti'nde deniz kuvvetlerinin en büyük askerî ve idari amiri, kaptan paşa.

Kaptan köprüsü : Kaptan köşkü.

Kaptan köşkü : Kaptanın gemiyi yönettiği, geminin üst katında bulunan bölüm, kaptan köprüsü, köprü üstü.

Kaptan paşa : Kaptanıderya.

 

Kaptanpaşakuzusu : Dalga tepelerinin çatlamasıyla oluşan, deniz üzerinde dizi hâlinde görünen beyazlık.

Kaptan pilot : Uçakta sorumlu ve en yetkili pilot.

İkinci kaptan : Birinci zabit.

Kılavuz kaptan : Bir devletin kılavuz alınması zorunlu olan sularında gemilere yol gösteren kimse, kılavuz.

Uzak yol kaptanı : Her türlü büyüklükteki gemiyi Kızıldeniz ve Cebelitarık dışında kullanma, çalıştırma yetkisine sahip kaptan.

Kaptanlık : Kaptan olma durumu. Kaptanın mesleği ve rütbesi.

Çabalama kaptan ben gidemem : "bu işi yapacak güçte değilim, zorlamanın yararı yok" anlamında kullanılan bir söz.

Gemisini kurtaran kaptan : Güç bir duruma düşüldüğünde ne yapıp edip kendisini veya yakın çevresindekileri kurtaranlar için söylenen bir söz.

İki kaptan bir gemiyi batırır : "bir işi, iki kişi yürütemez" anlamında kullanılan bir söz.

Komşu kızı almak kalaylı kaptan su içmek gibidir : "komşu kızını almaya karar veren, ailenin ve kızın durumunu, gidişini iyi bildiğinden içi rahat olarak bu ilişkiyi kurar" anlamında kullanılan bir söz.

Gemi : Su üstünde yüzen, insan ve yük taşımaya yarayan büyük taşıt, sefine.

Yönetim : Yönetme işi, çekip çevirme, idare. Dümen.

Görevli : Resmî görevi olan kimse, memur. Görevi olan, vazifeli.

Takım : Birbirini tamamlayan şeylerin tümü. Bölüğü oluşturan birliklerden her biri. Birlikte oynayan, kazanmak için birlikte çalışan sporcu topluluğu. Bir filmin çevriminde görüntüleri alma, aydınlatma, ses alma gibi belli başlı çalışmaları yapmak için gerekli en küçük teknikçiler topluluğu. Aşağılayıcı ve küçümseyici anlamda topluluk. Takım elbise. Sigara ağızlığı. Bir işte veya bir yerde kullanılan eşya ve aletlerin tamamı, ekipman. Meslek, davranış, durum vb. yönlerden birbirine uyan kimselerin oluşturduğu topluluk. Görev bakımından birbirini tamamlayan kimselerin topluluğu, grup, ekip, trup. Bir oyunda sahaya çıkan belli kuruluşlara bağlı oyuncular topluluğundan her biri. Hayvanlarda yemek borusu, akciğer ve karaciğere genel olarak verilen ad. Canlıların bölümlendirilmesinde familya ile sınıf arasında yer alan, yakın benzerlikler gösteren organizmaların oluşturduğu birlik.

 

Oyun : Teniste, tavlada taraflardan birinin belirli sayı kazanmasıyla elde edilen sonuç. Kumar. Tiyatro veya sinemada sanatçının rolünü yorumlama biçimi. Müzik eşliğinde yapılmış olan hareketlerin bütünü. Yetenek ve zekâ geliştirici, belli kuralları olan, iyi vakit geçirmeye yarayan eğlence. Seslendirilmek veya sahnede oynanmak için hazırlanmış eser, temsil, piyes. Şaşkınlık uyandırıcı hüner. Bedence ve kafaca yetenekleri geliştirmek amacıyla yapılan, çevikliğe dayanan her türlü yarışma. Hile, düzen, desise, entrika. Güreşte rakibini yenmek için yapılmış olan türlü biçimlerde şaşırtıcı hareket.

Temsil : Söz gelişi. Oyun. Özümleme. Birinin veya bir topluluğun adına davranma.

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Kaptan : Kaptan pilot. Gemi yönetimiyle ilgili en yüksek görevli. Balkanlarda çete savaşı yapan milis gücünde çarpışan kimse, efe. Takım oyunlarında takımı temsil eden kimse. Yolcu otobüsü sürücüsü.

Pilot : Bir hava taşıtını kullanmak ve yönetmekle görevli kimse. Otomobil yarışlarında aracı kullanan kimse. Deneme niteliğinde olan.

Yolcu : Yolculuğa çıkmış kimse. İşten çıkarılması beklenen kimse. Yolculuğa çıkmaya hazırlanan kimse. Doğması beklenen çocuk. İyileşmesi umutsuz hasta.

Kaptanpaşa : Osmanlı devletinde deniz kuvvetlerinin en büyük askerî ve yönetsel buyurucusu, bk. deniz kuvvetleri komutanı. Rize şehri, Kaptanpaşa bucağına bağlı bir yer.

Kaptanpaşa baştardesi : Kadırgaların süslü ve gösterişli olanlarına verilen ad.

Kaptanpaşa eyaleti : Osmanlı devletinde kaptanpaşa yönetiminde merkezi Gelibolu olan Akdeniz adaları ile Cezayir'deki sancaklardan oluşan eyalet.

Kaptan ile ilgili Cümleler

  • Kaptan bütün gemiyi kontrol eder.
  • Takım kaptanı olmanı istiyoruz.
  • Kaptan bir keşif gemisi göndermeye karar verdi.
  • Ben sadece kaptanla konuştum.
  • Kaptan adamlarının derhal toplanmalarını emretti.
  • Kaptan adamlara yürümelerini emretti.
  • Ali takımın kaptanıdır.
  • Bu geminin kaptanı kim?
  • Kaptan adamlarının ateş etmesini emretti.
  • Geminin kaptanı rota değiştirmeye karar verdi.
  • Takım, kaptanlarının görüşünü paylaşıyor.
  • Kaptan bu planı kabul etti mi?
  • Ali kaptan olacak.
  • Kaptan emir verdiğinde, mürettebat uymalıdır.

Diğer dillerde Kaptan anlamı nedir?

İngilizce'de Kaptan ne demek? : n. captain, shipmaster, master, skipper, the old man, old man, skip

Fransızca'da Kaptan : capitaine [le]

Almanca'da Kaptan : n. Kapitän, Schiffer

Rusça'da Kaptan : n. капитан (M)