Fulness türkçesi Fulness nedir

Fulness ile ilgili cümleler

English: Forgetfulness and laziness are siblings.
Turkish: Unutkanlık ve tembellik kardeştir.

English: I appreciate your thoughtfulness.
Turkish: Ben senin düşünceliliğini taktir ediyorum.

English: Dogs' faithfulness impresses us.
Turkish: Köpeklerin vefakarlığı bizi etkiler.

English: I have a mindfulness meditation practice.
Turkish: Benim bir farkındalık meditasyonu uygulamam var.

English: Faithfulness is a virtue.
Turkish: Sadakat bir erdemdir.

Fulness ingilizcede ne demek, Fulness nerede nasıl kullanılır?

Artfulness : Hinlik. Kurnazlık. Beceri. Maharet. Ustalık. Maharetlilik. Siyaset.

Awfulness : Korkunçluk. Çok kötülük. Dehşet vericilik. Rezalet. Fenalık. Berbatlık.

Balefulness : Zararlılık. Zarar verici olma. Sahtelik. Zarar verici olma durumu. Kötülük dolu. Kötü niyetlilik. Uğursuz olma durumu.

Bashfulness : Utanç. Haya. Ar. Hicap. Mahcubiyet. Çekingenlik. Utangaçlık. Mahcupluk. Sıkılganlık.

Beautifulness : Çekicilik. Yakışıklılık. Candanlık. Zariflik. Sevimlilik. Sevecenlik. Güzellik.

Carefulness : Dikkatlilik. İtina. Özen. Dikkat. Dikkatli olma.

Colorfulness : Rengarenk oluş. Çok renklilik. Canlılık. Çok renkli olma. Renklilik. Bol bol tanımlayıcı olma.

 

Deathfulness : Sağırlık.

Deceitfulness : Dolandırıcılık. Sahtekarlık. Oyunbozanlık. Yalancılık. Hilekarlık. Oyunculuk.

Delightfulness : Zevk. Zevklilik. Mutluluk. Tatlılık. Hoşluk. Keyiflenme. Hoşlanma. Eğlenme.

İngilizce Fulness Türkçe anlamı, Fulness eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Fulness ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Satiety : Bir hayvanın sindirim kanalının doluluk durumu ve buna bağlı olarak iştahının durması. Doyma. Doyum. Doygunluk. Hayvanların yem tüketiminden sonra yeme isteğinin sona ermesi olayı.

Host : Bir asalağın hayatının tümünü ya da bir kısmını içinde ya da üzerinde geçirdiği, besin ihtiyacını ve korunmasını sağladığı organizma. Bir parazitin veya enfeksiyöz etkenin hayatının tümünü veya bir kısmını içerisinde veya üzerinde geçirdiği, besin ihtiyacını veya korunmasını sağladığı hücre veya organizma. enfekte olmuş canlı. Ordu. Asalağın erginini ya da gelişim evrelerinden herhangi birini taşıyan canlı. a. bk. arakonakçı, son konakçı. Kalabalık. Konukçu. Sunucu. Ev sahipliği etmek. Hancı. Konuk eden kimse.

Anuresis : İdrarsızlık.

Condition : Gerekli ya da zorunlu olan şey. Medeni durum. Şartına bağlamak. Kondisyon. Düzenlemek. Bir nesne ya da olayın içinde oluştuğu, bu oluşumu etkileyen (örneğin kolaylaştıran, güçleştiren, özelliklerini değiştiren) çevresel durum ve öğeler. İyi bir kondisyona getirmek (oyuncuyu). Genel sağlık durumu. Konum. Hal.

Saturnism : Kurşunun vücut tarafından emilmesi neticesinde meydana gelen durum (anemi, kas zayıflığı, ve mide bulantısına sebep olan). Kronik kurşun zehirlenmesi. Kurşun zehirlenmesi. Saturnizm. (tıp) kurşun zehirlenmesi.

 

Collapse : Güçten düşmek. Başarısızlık. Yıkılma. Düşmek. Başarısız olmak. İçgüçlerin etkisiyle, yerkabuğunun bir bölümünün asal durumunu yitirerek alçalması. Ani düşüş. Çöküş. Güçten düşme. Yıkılış.

Growth : Yükseliş. Ur. Büyümüş şey. Gelişme. Sürgün. Yaşlanma. Kaynak. Ürün. Filiz. Nema.

Toxemia of pregnancy : Gebelik zehirlenmesi. Gebelik toksemisi. Hamilelik zehirlenmesi.

Frequency : Tekerrür. Sıksayı. Bilgisayar, eğitim, ekonomi, fizik, kimya, gitar, uzay, gramer, sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır. Frekans. İncelenen bir değişkenin belli bir değerinin kaç kez gözlendiğini gösteren sayı. Bir topluluk içinde istenilen tek bir çeşidin bolluğunun bütün niceliğe oranı. "salt bolluk" için verilen örnekte, göktaşında demirin bolluk oranı 50/550, yıldız tayfında metal çizgilerinin bolluk oranı 25/180 dir. bir bölgede 120 yıldızın parlaklığı ölçülmüş, 8 ve 9. uncu kadirler arasında 35 yıl sayılmışsa, bu aralık için yıldız bolluğu 35, bolluk oranı 35/120 dir. ay bk. salt bolluk. Bir gözlem evreninde incelenen değişkene ilişkin değer ya da seçeneklerin yinelenme sayısı. Bir ses dalgasında bir saniyede salınan dalga boyu sayısına karşılık gelen ve sesin perdesini belirleyen sayısal değer. Sık sık oluş. Belli bir puanla gösterilen ya da herhangi bir sınıf genişliği içinde yer alan denek, gözlem ya da olay sayısı. bir gözlem dizisinde aynı değerlerin yinelenmiş sayısı.

Toxaemia : Kan ağılanımı. Toksemi. Kan zehirlenmesi.

Fulness synonyms : catastrophic illness, gas embolism, gastrointestinal disorder, toxaemia of pregnancy, ozone sickness, air embolism, plethoras, full, unwellness, greatness, indisposition, aeroembolism, property, ague, unhealthiness, corpulencies, copiousness, bonanzas, bonanza, plenitude, hypermotility, adiposeness, lead poisoning, toxemia, plethora, heaviness, beaucoups, surfeit, being fat, plenum, toughness, prostration, bountifulness.

Fulness zıt anlamlı kelimeler, Fulness kelime anlamı

Wellness : Sağlıklılık. Sağlık. Sıhhatli olma durumu. İyilik. Kuvvetlilik. Sağlıklı olma durumu. İyi durumda olma. Sağlıklı olma. Sıhhat. Zindelik.

Good health : İyi oluş (fiziksel veya ruhsal). Sağlıklı olma. Sağlık. İyi sağlık durumu. Hastalığı olmayan durum. İyilik.

Unsuitableness : Uygun olmama durumu. Uygunsuz olma durumu. Uygunsuzluk.

Fulness antonyms : unfitness, unsuitability.

Fulness ingilizce tanımı, definition of Fulness

Fulness kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : [Bakınız: Fullness].