Growth türkçesi Growth nedir

Growth ile ilgili cümleler

English: Chinese officials say economic growth has dropped to a three-year low because of the world economy.
Turkish: Çinli yetkililer ekonomik büyümenin dünya ekonomisinden dolayı üç yıl içinde en düşük seviyesine düştüğünü söylüyor.

English: China has had the fastest economic growth rate in the world in the last decade.
Turkish: Çin, son on yılın dünyadaki en hızlı büyüme oranına sahip.

English: China's growth rate is the fastest in human history.
Turkish: Çin'in büyüme hızı, insanlık tarihinde en hızlı.

English: A heath is often created or expanded by fire, which prevents the growth of trees.
Turkish: Ağaçların büyümesini engelleyen bir fundalık sık sık yangın tarafından oluşturulur ya da genişletilir.

English: Does the amount of rain affect the growth of crops?
Turkish: Yağmur miktarı ekinlerin büyümesini etkiler mi?

Growth ingilizcede ne demek, Growth nerede nasıl kullanılır?

Growth curve : Gelişme eğrisi. Gelişme grafiği. Büyüme eğrisi.

Growth factor : Mikroorganizmalar tarafından üretilemeyen ve bu nedenle gelişme ortamında bulunması gereken önemli hücre bileşenleri. Büyüme faktörü. Büyütme faktörü. Gelişme faktörü. Gelişim faktörü.

 

Growth factors : Büyüme fraksiyonu. Besi sırasında canlı ağırlık artışı ve yemden yararlanmayı iyileştirmek için yemlere katılan maddeler. Büyütme faktörleri. Büyüme faktörleri.

Growth hormone : Somatotropin. Hipofiz bezi tarafından salgılanan ve insanlarda büyümeyi uyaran peptid hormonu. Gh. Büyüme hormonu. Gelişim hormonu.

Growth hormone releasing factor : Ghrf. Büyüme hormonu çıkarma faktörü.

Gordon growth model : Gordon büyüme modeli. Gelecekte sabit bir hızla büyüyeceği varsayılan kar paylarının bugünkü değerini hesaplamaya yönelik hisse senedi özdeğer belirleme modeli.

Harrods growth theory : Harrod büyüme kuramı. İktisadi büyümenin tasarrufların yatırıma dönüşmesi ile gerçekleşeceği görüşünden hareketle doğal büyüme oranının işgücü artış oranı tarafından, buna karşılık gerçekleşen büyüme oranının gelirden tasarruflara ayrılan oran tarafından belirlendiği bir ekonomide, tam istihdama ulaşmak için gereken büyüme oranının gerçekleşen büyüme oranından farklı olabileceği ve gerekli büyüme oranına ulaşılması ve tasarrufların belli bir düzeye çıkarılması için devlete görev düşeceğini belirten, r. harrod tarafından ileri sürülen kuram.

Harrod domars growth model : Keynes’in eknonomide eksik işlendirme olacağı görüşünden esinlenerek, yatırım harcamalarının işlendirme ve gelir yaratacağı düşüncesinden hareketle, veri sermaye-hasıla oranında belli bir büyüme hızını gerçekleştirebilmek için gelirden tasarruflara ayrılan kısmın ne oranda olması gerektiğini gösteren model. bu model, iç tasarruf oranının gerekli büyümeyi sağlayamayacağı durumlarda ne oranda dış tasarrufa başvurulması gerektiğini de belirtir. Harrod-domar büyüme modeli.

 

Growth regulatory substances : Büyümeyi düzenleyici maddeler. Son derecede küçük miktarlarda bile hücre, doku ve organların büyüme oranı ve hızını etkileyen kimyasal maddeler.

Growth trend : Gelişme eğilimi. Büyüme trendi.

İngilizce Growth Türkçe anlamı, Growth eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Growth ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Caput : Kısım. Kaput. Kafa. Dal. Bölüm. Segment. Baş. Kafatası (latince).

Sapling : Körpe ağaç. Genç. Genç çocuk. Delikanlı. Fidan (epey boy atmış).

Ontogenesis : Ontogeni. Bireyin geüşmesi ve büyümesi olayı. ontogenez. Bireyoluş. Biyoloji, sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Ontogenez. Ontojenez. Bir organizmanın ömür süresi (biyoloji terimi). Örgenliklerin tarih içinde birer birey olarak belirmesi süreci. Canlının, döllenmeyi takiben türe özgü yapı ve biçim alıncaya kadarki gelişme ve büyümesi olayı.

Budding : Göz aşısı. Aşı. İlkel yapılı hayvanlarda tomurcuk meydana getirerek yapılan eşeysiz üreme. Tomurcuklanan. Meslekte ilerleme. Tomurcuklanma. Gelişme çağında olan. Tomurcuklayan. Omurgasız canlılarda tomurcuk meydana getirerek yapılan eşeysiz üreme. sentez adımlarını tamamlamış zarflı virüslerin çoğaldıkları hücrelerden dışarıya salınması veya bırakılması adımı.

Proliferation : Artma. Çabuk çoğalma. Hızla çoğalma. Tomurcuk verme. Proliferasyon. Tomurcuktan üreme. Üreme. Yayılma (silah vb). Hücrelerin çoğalması, artması. Yaygınlaşma.

Anlage : Taslak. Bir organ veya bölümün ilk fark edilebilir taslağı. Bir organ oluşmadan önceki hücre topluluğu. Başlangıç.

Columella : Kolumela. Kolumella. Direkçik, sütuncuk. Sapa benzeyen yapı (botanik terimi). Kolon. Kolümel.

Inflorescence : Açılmamış çiçek salkımı (somak). Çiçek durumu. Çiçeklerin sapları üzerindeki duruşu. Çiçek açma. Çiçeklenme.

Cytogenesis : Hücre gelişmesi veya hücre oluşumu. Hücre oluşumu. Sitojenez. Hücre oluşumu ve gelişimi. Sitogenez.

Tubercle : Kurtarmak. Kabarcık. Çivi. Yumrucuk. Şişlik. Şiş. Tüberkül. Küçük yumru. Ufak ur.

Growth synonyms : cytogeny, cainogenesis, organic process, biological process, myelinisation, infructescence, kainogenesis, virilisation, psychomotor development, psychosexual development, basis, authorship, evolvement, bonification, flowering, bud, sprouting, refinement, expatriations, capita, claspers, improving, broadenings, tumour, rooting, broadening, accretions, cohesion, ampliation, harvest, fruitage, evolution, culture.

Growth zıt anlamlı kelimeler, Growth kelime anlamı

Cenogenesis : Türünün karakteristiğini göstermeyen embriyonik gelişim (biyoloji terimi). Senojenetik. Senojenez.

Palingenesis : Palinjeni. Paleojenez. Palinjenezi. Yeniden doğma.

Nondevelopment : Kalkınmama. Gelişmeme.

Growth antonyms : devolution.

Growth ingilizce tanımı, definition of Growth

Growth kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The growth of power. The gradual increase of an animal or a vegetable body. Advancement. The development from a seed, germ, or root, to full size or maturity. The growth of intemperance. Idle weeds are fast in growth. As, the growth of trade. Production. Augmentation. Increase in size, number, frequency, strength, etc. The process of growing. Prevalence or influence.