Gada nedir, Gada ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Dert, hastalık.
Belâ.
Kardeş.
[Bakınız: gaga].
Teyze.
Ağabey.
Kaza, bela.
Dert, keder, üzüntü.
Eski türkçe kadaş: Arkadaş. Yunus gadam annadur..
Eski türkçe kadaş: kardeş; arkadaş.
Kadar.
Bela.
Erkek kardeş (Çayağzı).
Kaza, dert (Gadan alım şeklinde kullanılır.).
Kadar (Kuşu).
Kadar (bk. kada, kadar, kadan).
Kadar.
Gada kısaca anlamı, tanımı
Bit gadak : Küçücük, çok küçük
Bu gadan : Bu denli.
Gada almak : Dert ve üzüntüyü paylaşmak: Yavrum, ben senin gadanı alayım.
Gadaban : Hayvanın nalına çakılan çivilerin fazla sıkmasıyle olan topallık.
Gadafi : Kadayıf.
Gadagayıp : Ansızın.
Gadağa : Pürüz; engel.
Gadağan : Yasak.
Gadah : Baştan savma dikiş. [Bakınız: gadak]. Büyük çivi. Küçük, ayakkabı çivisi.
Gadah mıhı : Çivi.
Gadahlamah : Dağılmış parçaları bir araya toplamak, yapıştırmak.
Gadahli : 'Gadamak' işlemi görmüş; sünnet derisinin başçığa yapışık olma hâli.
Gadak : Çivi. Küçük, ayakkabı çivisi. İyi olmayan şey (için): Bunun el işisi gadak. Kazan kulpunun tutturulduğu yer. Tırpanın ökçesinin sağlam olması için tırpana vurulan demir: Tırpanı yeni gadaklattım. Kadar. Manda yavrusu. Kunduracıların kullandıkları ufak çivi. (Güdül, Gölbaşı Çankaya Ankara). İki nesneyi tutturmak için kullanılan bir ucu sivri, diğer ucu başlıklı ağaç ya da tahta çubuklar. (Şehitali Ankara).
Gadaklamak : Desteklemek: Bizim komşu ile aramızda bulunan duvar bir tarafa eğilmiş, ağaçlarla gadaklattım. Tırpana, sap takmak için yer yapmak.
Gadakmak : Ölmek.
Gadal : Çorba karıştırmaya yarayan ağızsız kepçe. Manzara.
Gadalamak : Sözünü etmek.
Gadalan : Günah.
Gadama : Fırın süpürmeye yarayan sırık ucundaki paçavra. Sırma işlemeli gelinlik. Yapılan suçu bir başkasının üstüne atma. Engel. Şiltenin yünlerinin bir tarafa toplanmaması için alttan üste dikme.
Gadamah : Bir şeyi bir yere sıkıca bağlamak, tutturmak, dikmek.
Gadamak : Bir şeyi bir yere sıkıca bağlamak, tutturmak, dikmek. Kısaltmak: Bizim çocuğun elbisesi çok uzun olmuş etekleri yerde sürünüyor, kesmiye kıyamadım içine büküp gadadım. Dayamak, yanaştırmak: Gapıyı geriye açtı duvara gadadı. Dikmek. Tamir etmek gayesiyle iki parçayı birbiri üzerine getirip dikmek; çivi ile tutturmak; perçinlemek; yamamak.
Gadamaya : Fırın süpürmeye yarayan sırık ucundaki paçavra.
Gadan : Kadar.
Gadana : Babaanne ya da anneanne. Katana, iri beygir. Kadar. Bir çift öküz (Mucur). İri katır, kadana.
Gadanı : Kadar.
Gadanmak : Takılmak, anahdar gadandı. Takılıp kalmak; karşı almak; dayanmak.
Gadar : Kadar. Horoz ibiği. Ateş. Kader. Kadar, karşılığı gader.
Gadara : Değirmen oluğunun üstünde suyun toplandığı yer.
Gadarak : Kadar.
Gadarca : Kadar.
Gadarı : Kadar.
Gadasdıro : Eski türkçe catastro: kadastro; toprak komisyonu.
Gadasdura : Kadastro.
Gadaş : Kardeş. Arkadaş. Kardeş, bk. gâdeş.
Gadayıf : Kadayıf.
Geçesilik gadar : Geçecek kadar.
Ne gadan : Ne kadar.
Ni gadan : Ne kadar.
Varıncaya gadar : O da, onlar da içinde olarak: Ayak dakımlarına varıncaya gadar herkezin gözü başkanlıkta.
Yumruk gadar : Ufacık.
Zaba gada : Sabaha kadar.
Diğer dillerde Gaba anlamı nedir?
İngilizce'de Gaba ne demek ? : gamma-aminobutyric acid, gaba

Bu kısımda Gada nedir? Gada ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Gada tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Gada hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.