Germ nedir, Germ ne demek

Teknik terim anlamı:

Jerm.

Germ ile ilgili Cümleler

  • Beni germe, bana yardım edeceksen et; etmeyeceksen yolumdan çekil.
  • Ali acıya göğüs germek zorunda kaldı.
  • Beni germeyin işinizi düzgün yapın.
  • Galyalılar, Germen boylarına yakındır.
  • Beni germeyin.
  • Plastik cerrah yüz germeyi eline yüzüne bulaştırdı ve milyonlarcası için dava açıldı.
  • Molada bacaklarımı germek için kalktım.
  • “Sade çocuğuna değil, eşine de kol kanat gerer, ona da analık eder.”
  • “Bazı işsiz güçsüz takımı, beş para etmez yapılara kanat gererek kendilerini tatmin etme girişimindeler.”
  • Bence sınırda işleri germek isteyen başka bir oluşum, başka bir irade var.
  • Arabaki herkes arabadan çıkmak ve bacaklarını germek istediğini söyledi.

Germ ile ilgili Atasözü veya Deyim

(birine) kol kanat olmak (veya germek) : yardım etmek, korumak, himaye etmek.

(birine veya bir şeye) kanat germek : koruması altına almak, himaye etmek.

çarmıha germek : haç biçimindeki darağacına çivilemek.

göğüs germek : Öğünmek, böbürlenmek, tefâhür etmek.

Germ tanımı, anlamı

Bögür germesi : Atlarda böbrek hastalığı

Böğür germesi : Atlarda böbrek hastalığı.

Buğday germ unu : Buğday embriyo unu.

Buğday germ yağı : Buğday özü yağı.

Çeper germek : Gelin geçerken önüne ip gererek bahşiş istemek.

 

Germ hattı : Genetik maddenin gametler vasıtasıyla bir dölden diğer döle taşınması.

Germ hücreleri : Çok hücrelilerde bulunan üreme hücreleri.

Germager : Kapının ardına kadar açık olması hali: Kapıyı germager açtı. İnatçı ve kaba kişi.

Germain henri hess : (1802-1850) Termokimyanın kurucusu. 1840 Alman doğumlu Rus Kimyacı.

German : [Bakınız: Kirman].

Germane : Elde yün eğirmeye yarayan araç, kirmen.

Germav : Kaplıca.

Germe gerinimleri : [Bakınız: Lüder çizgileri].

Germe haddesi : Haddeleme işleminde, haddelenen parça üzerine gelerek bozunumu sağlayan hadde.

Germe palangası : Sahnede halatları gerip gevşetmeye yarayan makara.

Germe teli : Herhangi bir şeyi sağlamlaştırmada kullanılan ince germe teli.

Germe teli uygulaması : Olecranon, trochanter major, patellae, tuberositas tibia, malleolus ve calcaneus’daki çekip koparma kırıklarının tedavisi için kullanılan ve bu tip kırıklarda kemiğe bağlı kas, tendo veya ligamentin kırık hattını ayırmasını engelleyen, telle kırık hattını birbirine doğru sıkıştıran yöntem.

Germece : Kapının ardına kadar açık olması hali. hlk. Gaz sancısı, germencik, böğür ağrısı. Çankırı şehri, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Germeceye vermek : Sıkıştırmak.

Germeç : Bir yeri bölmek, sınırı belli etmek için yapılan tahta perde. Ağaçtan yapılan su oluğu. [Bakınız: germe]. Çit kapısı. Çalı çırpıdan yapılan çit. Çamaşır ipi. Köz üzerinde bütün olarak kızartılmış piliç, kuş ve benzerleri hayvanlar. Su değirmeni oluklarında, kanallarda suyu kesmek, dışarı akıtmak için kullanılan tahta ya da sac kapak, sürgü. Sürekli açık ya da büyük ağız (argo). Kapı, pencere üstlerine konulan taş ya da ağaç. Ateş üzerinde tavuk, hindi ya da kuzu pişirme. (Küplüce Gümüşhacıköy Amasya).

 

Germeç tutmak : Yokuş yerlerde sürü yayılarak ilerlemek: Koyunlar germeç tuttu.

Germeger : Sonuna dek (açık olma için).

Germeli düzelteç : Saç ve levhaları, iki yanından gererek düzeltme işini yapan araç.

Germen gözesi : Farklılaşmamış gözeler yığını ya da eşeylik gözelerinin iikel biçimi.

Germesik : Yabani kızılcık.

Germeşa : Bir çeşit meşe ağacı.

Germeşe : Bir çeşit meşe ağacı.

Germeşoy : Öküz sürmede, tarla tapanı yapmada kullanılan yumuşak çubuk: Germeşoy gibi henceri dört gat olor. Bir cins ağaç.

Germeşük : Sepet yapmakta kullanılan bir çeşit yabani ağaç.

Germez mi : Kolay mı?.

Germicek : Değirmenlerde, üst taşın dönmesini sağlayan, alt taşın ortasından yukarı taşa geçirilmiş baltı biçiminde demir ya da ağaç aygıt. Taş el değirmeninde iki taş arasındaki ufak tahta ya da demir parçası.

Germiceyh : Değirmenlerde, üst taşın dönmesini sağlayan, alt taşın ortasından yukarı taşa geçirilmiş baltı biçiminde demir ya da ağaç aygıt.

Germide : Yenilen bir çeşit acı ot: Avluya germide ektim.

Germinal inklüzyon kisti : Yumurtalığı örten karın zarının yumurtalık içine girmesi sonucu oluşan, hormonal olarak etkisiz, kısraklarda nispeten sık görülen, ovulasyon sırasında veya yumurtalığın fiziksel yaralanmalarından kaynaklanan içi sıvı dolu kese.

Germinal merkez : Lenf düğümü ve dalak içinde bulunan, B hücrelerinin olgunlaştığı ve immün bellek gelişiminin gerçekleştiği alanlar. Dalak, lenf yumrusu veya mukozal lenfoid dokularda bir lenfoid folikül içerisinde açık olarak boyanan, T hücre bağımlı sıvısal bağışık cevap sırasında oluşan, B hücre çekim olgunlaşmasının olduğu bölge.

Germinal mutasyon : Genellikle ilk oluştuğu bireyde fenotipi etkilemeyen fakat yavrulara aktarılabilen, bir gamet hücresinde meydana gelen mutasyon.

Germinatif epitel : Yumurtalıklardaki folikülogenezise kaynaklık eden eşey hücreleri.

Germinativus : Tomurcuklanan.

Germinom : Eşey hücre tümörleri.

Germisidal : Jermisidal.

Germisit : Jermisit.

Germişa : Değirmenlerde, üst taşın dönmesini sağlayan, alt taşın ortasından yukarı taşa geçirilmiş baltı biçiminde demir ya da ağaç aygıt.

Germişek : Kırmızı meyvesi olan ince köklü bir çeşit ağaç.

Germiyan : İzmir ili, Alaçatı bucağına bağlı bir yer. Samsun ilinde, Kavak ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Germücek : Değirmenlerde, üst taşın dönmesini sağlayan, alt taşın ortasından yukarı taşa geçirilmiş baltı biçiminde demir ya da ağaç aygıt.

Germüceyh : Değirmenlerde, üst taşın dönmesini sağlayan, alt taşın ortasından yukarı taşa geçirilmiş baltı biçiminde demir ya da ağaç aygıt.

Germük : Siyez denen bir tahıl çeşiti.

Kiriş germe : Doğru, düz, kısa yol.

Makula germinativa : Ovumun çekirdeğinin merkezindeki koyu kromatin görüntüsü.

Soğuk germe : Boruların uzamalarını kolaylaştırmak amacı ile uzama parçalarının, boru soğuk iken gerdirilerek konması hali.

Stratum germinatium : Doğurucu katman.

Stratum germinativum : [Bakınız: üreyen tabaka]. Doğurucu katman. [Bakınız: üreyen kat].

Üzengü germek : Şiddetle karşı koymak, at üstünde kahramanca dayanmak.

Germanist : Cermen dilleri uzmanı.

Germanistik : Cermen dillerini konu olan bilim dalı.

Germanofil : Almansever.

Germanyum : Atom numarası 32, atom ağırlığı 72,6, yoğunluğu 5,46 olan, 937,4 °C'de eriyen, kalay ve silisyumu andıran, az rastlanan bir element (simgesi Ge).

Germe : Germek işi. Bir yeri bölmek, sınırı belli etmek için yapılmış olan tahta perde.

Germek : Bir şeyin uçlarından veya kenarlarından çekerek gergin duruma getirmek. Kol, bacak, uzatmak. Gergin bir şeyle örtmek. Gergin duruma getirmek, gerginlik yaratmak, sinirlendirmek.

Germen : Canlı yaratıklarda gametlere dayanan ve gametlerle taşınan üreme ögelerinin tümü.

Germencik : Aydın iline bağlı ilçelerden biri.

Diğer dillerde Germ anlamı nedir?

İngilizce'de Germ ne demek ? : germicide