Go right türkçesi Go right nedir

  • Sağdan gitmek.
  • Yolunda gitmek.
  • Sağa gidin.

Go right ile ilgili cümleler

English: Ali saw how exhausted Mary was and told her to go right to bed.
Turkish: Ali Mary'nin ne kadar yorgun olduğunu gördü ve ona doğruca yatağa gitmesini söyledi.

English: Do I need to go right away?
Turkish: Hemen gitmeli miyim?

English: Do I have to go right now?
Turkish: Hemen gitmek zorunda mıyım?

English: Ali didn't go right in.
Turkish: Ali doğru içeri gitmedi.

English: Do I need to go right now?
Turkish: Şimdi gitmeli miyim?

Go right ingilizcede ne demek, Go right nerede nasıl kullanılır?

Go : Söylenmek. İlerlemek. Yapılmak. Gitme. Bahse girmek. Yayılmak. Girmek. Götürmek. Tükenmek. Geçmek.

Right : Derleyip toplamak. Haklı çıkarmak. Dosdoğru. Cidden. Tam. Hak. Doğru. Telafi etmek. Haklı. Sağdan.

Go a long way : Çok dayanmak. Etkisi uzun sürmek. Çok iş görmek. Bir yere kadar yeterli veya yararlı olmak.

Go a long way towards : Çok yararlı olmak. Bir şey çok katkıda bulunmak.

Go aboard : Tekneye binmek. Tekneye çıkmak. Güvertede gitmek. Gemiye binmek veya çıkmak. Binmek.

Go about : Salgın olmak. Yaygın olmak. Kolları sıvayıp işe başlamak. Tiramola etmek. Ele almak. İşe koyulmak. Gezmek. Orsalamak. Yön değiştirmek. Başlamak.

Go about a task : Bir işi ele almak. Bir işe başlamak.

 

İngilizce Go right Türkçe anlamı, Go right eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Go right ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Prospered : Başarmak. Gelişmek. Zenginleştirmek. Zenginleşmek. İyi gitmek. İşleri rast gitmek. Refah düzeyi yükselmek. Geliri artmak. İyileşmek.

Prospers : Başarmak. Gelişmek. Gönenmek. İyi gitmek. Zenginleşmek. Refah düzeyi yükselmek. İşleri rast gitmek. Başarılı olmak. İyileşmek. Geliri artmak.

Shape up : Biçimlenmek. Gelişmek. Hizaya gelmek. Biri iyi bir yolda olmak. İyi gitmek. İş vb iyi gitmek.

Bowled : Tıkırında olmak. Bowling oynamak. Çevirmek (çember). Çanak. Kriket top atmak. Tas. Kase. Yuvarlanmak. Bovling oynamak.

Go straight : Pis işleri bırakmak. Düz gitmek. Ahlaklı bir şekilde yaşamak. Dümdüz gitmek. Doğru yoldan ayrılmamak. Doğru yola girmek. Doğru yolu bulmak. Suç işlemeyi bırakmak. Düm düz ilerlemek.

Bowl : Bowling oynamak. Stadyum (amerikan ingilizcesi). Leğen. Şaşırtmak. Kadeh. Lambanın altına yerleştirilen, kupa biçimindeki yayıcı, kırıcı ya da yansıtıcı. Tas. Top (bowling vb.). Çanak. Dokuz kuka oyunu.

Bowl along : Hızla gitmek. Titizlikle gitmek. Süratle gitmek. Tıkırında olmak. Hızlı gitmek.

Prospering : Zenginleştirmek. Başarmak. Başarılı olmak. İyi gitmek. Başarılı olan. Başarılı.

Prosper : İşleri rast gitmek. İyileşmek. Geliri artmak. Zenginleşmek. Zenginleştirmek. Başarmak. Gelişmek. Gönenmek. Başarılı olmak. Refah düzeyi yükselmek.