Ground water basin türkçesi Ground water basin nedir

  • İçinde yeraltı suyunu tutabilen, yanlarında ve altında geçirimsiz kayaçlar bulunan geçirimli bir katman.
  • Jeoloji alanında kullanılır.
  • Yeraltı suyu teknesi.

Ground water basin ingilizcede ne demek, Ground water basin nerede nasıl kullanılır?

Ground : Kent içinde, dışında ya da kent sınırları yakınında tarım etkinliklerine ayrılmış ya da bölünerek ve altyapısı hazırlandıktan sonra kentsel yerbölümler durumuna getirilmeye elverişli geniş yerlere verilen ad. Kurmak. Hukuk, jeoloji alanlarında kullanılır. Yere sermek. Karaya oturtmak. Yer. Dayanmak. (gemi) karaya oturmak. İyileşmek. Kırsal toprak.

Water : H2o; yer yüzeyinin en büyük bölümünü oluşturan, kimyaca çok kalımlı, renksiz, kokusuz, tatsız sıvı. Sulamak. Kedi köpek vb'ne su vermek. Su vermek. Su. Suluboya. Ağız sulanmak. Yaşarmak. Harelemek.

Basin : Yerkabuğunda oluşan basıklık. Lavabo. Küvet. Geniş kase. Tekne. Çanak. Kase. Kara ile çevrili liman. Koy. Havuz.

Ground water : Yer altı suyu. Uluslararası suyu. Coğrafya, veterinerlik, jeoloji alanlarında kullanılır. Yer suyu. Yeryüzünün altında su olarak bulunan ve cisimlerin kimyasal bileşimine girmemiş su. Zemin suyu. Yer altı tabakalarından elde edilmiş ve yüzey sularıyla direk etkileşim içinde olmayan su. Yeraltı su örtüsü. Yeraltı suyu. Yer altı sular.

 

Ground water table : Yeraltı su düzeyi. Yeraltı su örtüsünün, yeryüzüne uzaklığı mevsimler boyunca değişebilen üst düzeyi. bk. yeraltı su örtüsü.

Confined ground water : Üstünde geçirimsiz bir katman bulunan yeraltı suyu. Sınırlanmış yeraltı suyu. Tutuk yeraltı suyu. Tutuk su.

Phreatic ground water : Tabansuyu. Erkin bir su tablasında bulunan yeraltı suyu.

Water basin : Hücre içi, hücre dışı ve trans selüler olmak üzere üç formda vücutta bulunan su. Havza. Su havzası.

İngilizce Ground water basin Türkçe anlamı, Ground water basin eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Ground water basin ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Aggregats : Topluluk. Başlangıçta birbirinden ayrı minerallerin, herhangi bir nedenle bir araya gelerek birlikte büyüyüşler gösteren bir topluluk durumuna gelmeleri.

Abysal environment : Derin ova. 2000 m.nin altındaki derin deniz dibi ortamı.

After shock : Artçı şok. Artçı sarsıntı. Artçı deprem (depremden sonra). Art sarsıntı. İlk yeğin depremin ardından gelen ve genel olarak yavaş yavaş yeğnileşen sarsıntı.

Acid fumarole : Asit tüten. Asit fümarol. Ekşit (asit) tüten. 200°-800° c. sıcaklıkta, hcı, so2 nh2 cl, h2o bileşimli gazlar çıkaran fumaroller.

Algonkian : Kuzey amerika yerlileri tarafından konuşulan dil ailesi. Algonkiyen. Bir prekambriyen sistemi. Kambriya dönemi katmanlarının altına gelen, içinde tanımlanamayan taşıl kırıntıları bulunan eski bir oluşuk. (kayaçları genel olarak arkeene oranla daha az başkalaşmıştır.). Alkongien.

 

Absolute age : Bir kayacın ya da bir katmanın yıl ve sayıyla belirtilen yaşı. Mutlak yaş. Salt yaş. Kesin yaş.

Absolute chronology : Yerbilim oluşlarının yıllarla bekletilmesi. Mutlak kronoloji. Salt çağbilimi.

Abrasive power : Aşındırıcı güç. Aşındırıcı kuvvet. Akarsuyun ve akarsuyla taşınan katı maddelerin, devimsel enerjileri arasındaki orantı.(akarsuyun devimsel m . v2 enerjisi = m . v2; taşınan maddelerin devimsel enerjisi = -»- dir. m = suyun kütlesi, v = akarsuyun hızı, m = maddelerin kütlesi, v = taşınan maddelerin hızı.). Akarsuyun aşındırma gücü.

Acrozone : Belirli bir taşıl türünün, cinsinin ya da başka bir bölümleme biçiminin, bütün ucunu kapsayan ya da onu belirten katmanlı kayaçlar. Uç kuşağı. Menzil zonu.

Alcalic fumarole : Alkali tüten. 100-200 derece sıcaklıkta, nh2 cl, co2, h2s ve h2o bileşimli gazlar çıkaran fumaroller.

Ground water basin synonyms : adventive cone, alkali rocks, advance of aglacier, adjacent rock, agricultural geology, abyss.