Guidage türkçesi Guidage nedir

Guidage ingilizcede ne demek, Guidage nerede nasıl kullanılır?

Guidable : İdare edilebilir. Rehberlik edilebilir. Sevk edilebilir. Sevkedilebilir. Yönetilebilir.

Guidance : İşaret. Bireyleri ilgi, anıklık ve yeteneklerine en uygun etkinliklere yöneltmek amacıyla uzmanlarca yapılan düzenli ve sürekli yardım. öğrencilerin bağımsız birer kişilik kazanmalarını amaç edinen düzenli ve sürekli yol gösterme etkinliği. Sevketme. Bilgisayar, eğitim alanlarında kullanılır. Öğüt. İdare. Akıl. Kılavuz. İdare etme. Yönlendirme.

Guidance council : Okulun ilgili yönetici ve öğretmenleri ile veli ve öğrencilerden oluşan, kılavuzluk programının öğrencilerin gereksinmelerine uygun ve gerçekçi bir yaklaşımla hazırlanmasını sağlamakla görevli geçici danışma kurulu. Kılavuzluk kurulu.

Guidance counselor : Rehber öğretmen. Rehberlik öğretmeni.

Guidance program : Öğrenci gereksinmeleri, çevresel iş ve meslek olanakları göz önünde bulundurularak okuldaki kılavuzluk çalışmalarının amaçlarını, kapsamını ve yöntemlerini belirleyen program. Kılavuzluk programı.

Careers guidance : Mesleğe yönlendirme test ve çalışmaları.

Child guidance : Çocuk rehberliği.

Demo guidance : Gösteri kılavuzu. Tanıtım kılavuzu.

 

Educational guidance : Eğitsel kılavuzluk. Öğrencilerin, kendi olanaklarıyle bir öğrenim dalını ya da bir öğrenim programını seçmeleri ve ona göre ilerlemeleri konusunda onlara yardım etmeyi amaçlayan kılavuzluk alanı. meslekle ilgili, toplumsal ve kişisel konular yerine dersler, türlü öğretim programları ve okul yaşayışı ile ilgili sorunlar üzerinde öğrencilere yardımı öngören kılavuzluk etkinliklerine verilen ad.

Guidance room : Okulda danışma ve kılavuzluk çalışmalarının gereklerine uygun olarak donatılıp öğrencilerin yararlanmasına açık tutulan yer. Danışma odası.

İngilizce Guidage Türkçe anlamı, Guidage eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Guidage ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cynosure : İlgi çeken kimse. Örnek alınan şey. Küçükayı. Küçükayı takımyıldızı. Dikkat çeken şey.

Content : Olumlu oy miktarı. Öz. Hoşnut. Doyurmak. Anlam yükü. Memnun. Esas. Lehte oy kullananlar. Hazır. Memnun etmek.

Control : Bir olaylar dizisini, bir süreci ya da bir aracı yöneltme ve düzenlemeyle ilgili işlevlerin tümü. sürmek, gütmek, yönetmek eylemleri artarak karmaşıklaşan, belirsizleşen birer işlevi adlandırır. denetim kavramında, doğruluğunu sınamak, sağlamak işlevi ağır basar. Denetlemek. Kamu ya da özel bir kuruluşa ilişkin bilgilerin önceden belirlenmiş ölçütlere uygunluğunun saptanması ve rapor edilmesi amacı ile bir uzman birimi tarafından kanıt toplama ve değerlendirme süreci. krş. iç denetim, dış denetim. Güdüm. Hakim olmak. Veri derleme sürecinde güvenirlik ve geçerlik gerekçeleriyle araçların ölçünlenmesi ve değişkenlerin egemenlik altına alınmasına ilişkin gözlem ya da ölçüm önlemlerinin tümü. Değişkenlerin belli değerler arasında kalmasını sağlama işlemi. Bilgisayar, bilişim, fizik, kimya, gümrük, iktisat alanlarında kullanılır. Kontrol altında tutmak. İdare etmek.

 

Confidential information : Gizli bilgiler. Gizli bilgi. Bir soruşturu ya da görüşmede yanıtlayıcının kişisel ve özel yaşamının gizli yönlerine ilişkin olarak ve bilimsel amaçlarla kullanılacağına güvenerek verdiği bilgi. Güvencil bilgi. Çok gizli olgular. İmtiyazlı bilgi.

Lead : Başoyuncu. Kurşun. Kurşundan yapılmış. Yıldız oyuncu. İskandil. Başını çekmek. Seyirci arasında ünlenmiş, bir oyunun uzun süre oynanmasını sağlayan, beğenilen oyuncu. baş oyuncu. İletme teli. Bir oyunda birinci derecedeki rol. Madencilik, tiyatro, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Leading : Yöneten. İma. Kılavuzluk eden. Satır aralığı. Yol gösteren. Ana. Önde olan. Kurşun çerçeve. Kurşun kaplama.

Navigate : Gitmek. Gemi ile geçmek. Gemi yolculuğu yapmak. Denizcilik. Seyretmek (gemi veya tekne). Gidip gelmek. Dümen tutmak. Gemi kullanmak. Gelmek. Tekne kullanmak.

Pilotage : Kılavuz vergini. Yol gösterme. Pilotluk. Pilotaj.

Steer : Yönlendirmek. Öküz. Yönetmek. Dümen kullanmak. Seyretmek. Dümenle yönetmek. Direksiyon kullanmak. Hadım öküz. İki yaşın üstünde kastre edilmiş erkek sığır. Dümenle idare etmek.

Sheer : Yolundan sapmak. Büsbütün. Dikey. Rotadan çıkmak. Halis. Şeffaf. Sapmak. Dimdik. Rotadan sapmak. Düpedüz.

Guidage synonyms : road map, marriage counseling, genetic counseling, career counseling, park, counseling, tree, crab, wind, substance, guiding, maneuver, tip, manoeuvre, leads, guidances, corner, message, head, direction, dock, helm, canalize, channelize, guideline, leadings, point, subject matter, starboard, manoeuver, stand out, counselling, hint.

Guidage zıt anlamlı kelimeler, Guidage kelime anlamı

Undock : Gemiyi havuzdan çıkarmak. Havuzdan çıkarmak. Yatağından çıkarmak. (özellikle bir tekne veya uzay mekiği ile alakalı) limandan ayrılmak. Çıkar.

Disorient : Yolunu şaşırtmak. Yönünü şaşırtmak. Kafasını karıştırmak. Şaşırtmak. Zihnini karıştırmak. Yolunu kaybettirmek.

Guidage ingilizce tanımı, definition of Guidage

Guidage kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The reward given to a guide for services.