Kılavuz nedir, Kılavuz ne demek

  • Yol gösteren, tarihî ve turistik yerleri gezerken bilgi aktaran kimse, rehber.
  • Dar ve uzun bir yerden tel, kablo gibi bükülebilen bir şey geçirilirken bunların ucuna bağlandığı sert nesne.
  • Herhangi bir alanda ve konuda bilgi veren, yol yöntem gösteren kitap vb.
  • Somun veya boru içine yiv açmakta kullanılan araç.
  • Ruhsal ve zihinsel bakımdan yol gösteren, ışık tutan kimse.
  • Kılavuz kaptan
  • Makaradaki filmlerin başında ve sonunda yer alan, filmin alıcı, yıkama aracı, basım aracı, gösterici vb. araçlara takılıp çıkarılmasında kolaylık sağlayan, asıl film için pay bırakan çeşitli renklerde film parçası.
  • Kılavuz gemisi.
  • Evlenecek olan erkek veya kadına eş bulan kimse.

"Kılavuz" ile ilgili cümle

  • "İstanbul Boğazı'ndan kılavuz almadan geçmek yasaktır."
  • "Kılavuzumuz Atatürk'tür."
  • "Öğrenci kılavuzu."
  • "Ilıca hamamından ercecik kalkın / Kılavuz seçin de Şahren'i geçin" - Halk türküsü

Eğitim alanındaki sözlük anlamı:

Okul yöneticilerine, öğretmenlere ve kimi durumlarda öğrencilere yeni programlar, yöntem ve teknikler ile uygulama biçimleri üzerinde bilgi veren ve yol gösteren yapıt.

Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:

Filmlerin, film parçalarının başında, sonunda, aralarında yer alan; filmin alıcı, gösterici, açındırma aygıtı, basım aygıtı, ve benzeri aygıtlara takılıp çıkarılmasını kolaylaştıran; filmi koruyan; asıl film için pay bırakan; boşluk dolduran; bazen çeşitli bilgiler taşıyan ve birçok çeşidi bulunan renkli, renksiz ya da saydamsız, sağlam film parçası.

 

Mıknatıslı kuşaklara takılan aynı nitelikte parça.

Kılavuz isminin anlamı, Kılavuz ne demek:

Erkek ismi olarak; Yol gösteren, rehber.

Bilimsel terim anlamı:

Budunbilimsel alan araştırmalarında araştırıcıya yardım eden, yol gösteren, araştırıcıyla araştırılan bölge insanları arasında aracılık yapan kişi.

Gemilerin boğaz, kanal ya da barınağa giriş ve çıkışlarında kendilerine yol gösteren yönetici uzman kaptan.

Dar, uzun bir yerde kolaylıkla bükülebilen tel, kablo ve benzeri geçirilmek istendiğinde bunların ucuna bağlanan sert nesne.

Somun ya da boru içine yiv açmak için kullanılan araç.

genel uygulayım:

İngilizce'de Kılavuz ne demek? Kılavuz ingilizcesi nedir?:

guide, manual, pilote, leader (strip), had, film leader, tape leader, leader, screw-tap, conductor

Fransızca'da Kılavuz ne demek?:

conducteur, portulan

Osmanlıca Kılavuz ne demek? Kılavuz Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

pafta (erkek)

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Çorum ilinde, Alaca ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer. Mardin kenti, Dargeçit ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Van şehrinde, Çaldıran ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer. Niğde şehri, Kemerhisar nahiyesine bağlı bir bölge. Trabzon şehri, Hayrat ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Muğla ilinde, Selimiye bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Gaziantep ili, Doğanpınar nahiyesine bağlı bir bölge.

 

Kılavuz anlamı, tanımı:

Kılavuzu karga olanın burnu boktan kalkmaz : "kötü kimsenin arkasına düşen kişinin başı dertten kurtulmaz" anlamında kullanılan bir söz.

Kılavuz gemisi : Boğaz vb. geçişi tehlikeli yerlerden büyük gemilerin kolaylıkla geçişini sağlamak için yol gösteren gemi, kılavuz.

Kılavuz kaptan : Bir devletin kılavuz alınması zorunlu olan sularında gemilere yol gösteren kimse, kılavuz.

El kılavuzu : Herhangi bir konuda basit konuları ve bilgileri içeren kitapçık.

Kılavuzlama : Kılavuzlamak işi.

Kılavuzlamak : Kılavuzluk etmek.

Kılavuzluk etmek : Yol göstermek, rehberlik etmek.

Görünen köy kılavuz istemez : "ne kadar gizlense de gerçekler ortadadır" anlamında kullanılan bir söz.

Gösteren : Gösterilenle birleşerek göstergeyi oluşturan ses veya sesler bütünü.

Tarih : Bir olayın gününü, ayını ve yılını bildiren söz. Bir konuyu geçmişi ve gelişimi içinde inceleyen anlatı. Tarih dersi. Tarih kitabı. Toplumları, milletleri, kuruluşları etkileyen hareketlerden doğan, olayları zaman ve yer göstererek anlatan, bu olaylar arasındaki ilişkileri, daha önceki ve sonraki olaylarla bağlantılarını, karşılıklı etkilenmeleri, her milletin kurduğu medeniyeti inceleyen bilim.

Turistik : Turistlerin gereksinimlerini karşılama amacı gözeten, turistleri ilgilendirici niteliği olan. Turizmle ilgili olan.

Bilgi : Öğrenme, araştırma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek, malumat, vukuf. Kurallardan yararlanarak kişinin veriye yönelttiği anlam. İnsan zekâsının çalışması sonucu ortaya çıkan düşünce ürünü, malumat, vukuf. Genel olarak ve ilk sezi durumunda zihnin kavradığı temel düşünceler. İnsan aklının erebileceği olgu, gerçek ve ilkelerin bütünü, bili, malumat. Bilim.

Aktar : Baharat veya güzel kokular satan kimse veya dükkân. İğne, iplik, baharat, zarf, kâğıt, tütün vb. satılan dükkân.

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Rehber : Birinin doğruyu bulmasına yardımcı olan, yol gösteren kimse veya şey, delil. Kılavuz.

Kılavuz : Dar ve uzun bir yerden tel, kablo gibi bükülebilen bir şey geçirilirken bunların ucuna bağlandığı sert nesne. Somun veya boru içine yiv açmakta kullanılan araç. Evlenecek olan erkek veya kadına eş bulan kimse. Yol gösteren, tarihî ve turistik yerleri gezerken bilgi aktaran kimse, rehber. Kılavuz kaptan. Ruhsal ve zihinsel bakımdan yol gösteren, ışık tutan kimse. Herhangi bir alanda ve konuda bilgi veren, yol yöntem gösteren kitap vb. Makaradaki filmlerin başında ve sonunda yer alan, filmin alıcı, yıkama aracı, basım aracı, gösterici vb. araçlara takılıp çıkarılmasında kolaylık sağlayan, asıl film için pay bırakan çeşitli renklerde film parçası. Kılavuz gemisi.

Kaptan : Gemi yönetimiyle ilgili en yüksek görevli. Yolcu otobüsü sürücüsü. Takım oyunlarında takımı temsil eden kimse. Kaptan pilot. Balkanlarda çete savaşı yapan milis gücünde çarpışan kimse, efe.

Kılavuz açıklama : Açıklamanın ses kuşağına alınmasına yardımcı olması için, filmin gösterilişi sırasında çekim çekim yapılan anlatım.

Kılavuz çavuş : Törenlerde padişaha ve sadrazamlara yol açan görevli.

Kılavuz fiş : Katalogda yer alan fişler arasına konulan ve aranılanın daha kolay bulunmasını sağlayan fiş.

Kılavuz katman : Belli bir yer düzeyine ya da kuşağa özellik veren katman. Kayaç dizileri içinde süreli olarak bulunan ve birbirlerine yakın bölümlerin bağlanabilmesini sağlayan özel bir katman.

Kılavuz kitap : Bir kurumda, bir uğraş dalında, bir kentte vb. çalışanların kimliklerini ve oturdukları yeri belirten danışma kitabı. Bir kent, bir bölge ya da bir ülke vb. üstüne bilgi veren danışma kitabı.

Kılavuz makara : Alıcı, gösterici, basım aygıtı gibi araçlarda filmin belirli bir yolu izlemesi için yerleştirilmiş makaralar.

Kılavuz öğretmen : Okulda kılavuzluk etkinlikleri bakımından kendi kümesine düşen öğrencileri yakından tanımak, onların kişisel ya da derslerle ilgili her türlü sorunlarını çözmek,.çalışmalarında ve toplumsal ilişkilerinde başarılarını arttırmak ile görevli öğretmen.

Kılavuz ses : Görüntü kuşağıyla aynı zamanda saptanan, fakat tamamlanmış filmde kullanılma amacı taşımayan, konuşmaların işlikte daha iyi koşullarda sonradan seslendirme yoluyla saptanmasında yol gösterici olarak yararlanılan eşlemeli ses.

Kılavuz ses kuşağı : Sesin gürlüğünü artırmak ya da sesyayarları çalıştırmak üzere, asıl ses kuşağından ayrı olarak hazırlanan yardımcı ses kuşağı.

Kılavuz ses yolu : Kılavuz sesi taşıyan ses yolu.

Kılavuz ile ilgili Cümleler

  • Kılavuza göre bu çevredeki en iyi restoran burası.
  • Kullanıcı kılavuzunu okudun mu?
  • İngilizce konuşan, ruhsatlı bir kılavuz istiyorum.
  • Görünen köy kılavuz istemez.
  • Fransızca ses kılavuzları var mı?
  • Şehre bir kılavuz nereden satın alabilirim.
  • Bilgisayar kullanma kılavuzu yazabilen bir kişi arıyorum.
  • Ürün kullanma kılavuzuna göre kullanılmalı.
  • Kılavuz mümkün olduğu kadar erken işe koyulsak iyi olur dedi.

Diğer dillerde Kılavuz anlamı nedir?

İngilizce'de Kılavuz ne demek? : adj. pilot

n. guide, pilot, pioneer, Baedeker, code, conductor, lead, manual, rudder

Fransızca'da Kılavuz : guide [le], aide-mémoire [le], meneur/euse [le][la], vedette [la]

Almanca'da Kılavuz : n. Anleitung, Itinerar, Lotse, Wegweiser

Rusça'da Kılavuz : n. проводник (M), гид (M), провожатый (M), лоцман (M), путеводитель (M), справочник (M), руководство (N), ведущий (M), указатель (M), метчик (M), вожак (M), сват (M)