Had a heart attack türkçesi Had a heart attack nedir

  • Kalp krizi geçirdi.
  • Enfarktüs geçirdi (ani koroner yetmezlik).

Had a heart attack ile ilgili cümleler

English: Ali said you had a heart attack last year.
Turkish: Ali senin geçen yıl bir kalp krizi geçirdiğini söyledi.

English: He did not die in the collision. Actually, he had a heart attack before crashing.
Turkish: O, çarpışmada ölmedi, aslında kazadan önce bir kalp krizi geçirdi.

English: My father had a heart attack yesterday, but he was lucky to have a clinic close at hand.
Turkish: Babam dün bir kalp krizi geçirdi fakat yakınlarda bir kliniğe sahip olduğu için şanslıydı.

English: Ali nearly had a heart attack when he saw Mary standing on the edge of the roof.
Turkish: Ali Mary'nin çatının kenarında durduğunu gördüğü zaman neredeyse kalp krizi geçirmişti.

English: Ali had a heart attack last year.
Turkish: Ali geçen yıl bir kalp krizi geçirdi.

Had a heart attack ingilizcede ne demek, Had a heart attack nerede nasıl kullanılır?

Had : Sahip olmak. Zorunda olmak. Göz yummak. Bulunmak. Elde etmek. Etmek. Yapmak. Olmak. Have fiilinin ikinci hali. Aldatmak.

A : İngiliz alfabesinin birinci harfi. En iyi kaliteyi simgeleyen harf. En yüksek not. Bir. Atom ağırlığı. Amperin simgesi. (herhangi) bir. Herhangi bir. Miktar belirtir. Argonun simgesi.

 

Heart : Verimlilik. Orta kısım. Merkez. Yüreklilik. Ritmik kasılmalarıyla kanın dolaşımını sağlayan ve devam ettiren, değişik sayıda odacıklara ayrılmış ya da tüp biçiminde, kaslı bir organ. kalp. Vicdan. Kararlılık. Can. Gönül.

Attack : Hücum. Akın. Doğrudan doğruya sayı kazanmak amacıyla yapılan hamle. Hücum etmek. Üstüne varmak. Atılım. Saldırı. Bir dürtüş ya da vuruşun gerçekleşebilmesi için, ileri doğru gelişen saldırı eylemlerinin her birine verilen genel ad. Uğraşmak. Saldırıda bulunmak.

Had a bad experience : Tatsız hatıra bırakan bir olay geçirdi. Kötü deneyim geçirdi.

Had a bad reputation : Tehlikeli biri olarak görüldü. Kötü biri olarak düşünüldü. Kötü itibara sahipti.

Had a child : Hayata çocuk getirdi. Çocuk doğurdu. Çocuk sahibi oldu.

Had a bad time : Eğlenmedi. Sıkıcı zaman geçirdi. Kötü vakit geçirdi.

Had a chat : Lafladı. Biriyle kısaca sohbet etti. Kısa bir zaman için birlikte muhabbet ettiler.