Hafi nedir, Hafi ne demek

Hafi; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır. kökeni arapça dilinden gelmektedir.

Yerel Türkçe anlamı:

Gizli

Hafi anlamı, kısaca tanımı:

Hafi celse : Gizli oturum.

Hafif : Gücü az olan, belli belirsiz. Güç veya yorucu olmayan, kolay. Ağırbaşlı olmayan, ciddi olmayan, hoppa. Kalınlığı veya yoğunluğu az olan. Sıkıntısız, ferah, rahat olarak. Çok dik olmayan (sırt, yokuş). Etkisi az olan, sert karşıtı. Önemli olmayan. Tartıda ağırlığı az gelen, yeğni, ağır karşıtı. Miktarı az, sindirimi kolay (yiyecek).

Hafif atlatmak : Kötü bir durumdan çok az bir zararla kurtulmak.

Hafif gelmek : Önemsiz görmek, değer verilmemek. ağırlığı fazla olmamak.

Hafif güverte : Ana güverteyi güneşten korumak için yapılmış olan özel güverte, tente güvertesi.

Hafif hafif : Yavaş yavaş, ağır ağır.

Hafif hapis cezası : Ayrı hücreye kapatılmaksızın çektirilen hapis cezası.

Hafif makineli : Elde taşınabilen mitralyöz.

Hafif rüzgar : Rüzgâr çizelgesinde hızı 7-10 deniz mili olan ve kuvveti 3 ile gösterilen rüzgâr.

Hafif sanayi : Çeşitli tüketim malları üreten sanayi.

Hafif sıklet : Güreşte 68, boks ve halterde 67,5 kilogram olarak belirlenmiş ağırlık, horoz ağırlık, horoz sıklet.

 

Hafif tertip : Şöyle böyle, biraz, aşırılığa kaçmadan.

Hafif uyku : Derin olmayan, kolayca uyanılabilen uyku.

Hafif yollu : Davranışları ile içinde bulunduğu toplumun ahlak anlayışına ters düşen (kadın), hafifmeşrep. Üstü kapalı, kısa bir açıklamayla.

Hafifçe : Hafif olarak, hafif bir biçimde, belli belirsiz.

Hafife almak : Küçümsemek, önemsememek.

Hafifleme : Hafiflemek işi.

Hafifleşmek : Ağırbaşlılığını yitirmek. Hafiflemek.

Hafifletici neden : Hafifletici sebep.

Hafifletici sebep : Suçun hafiflemesine sebep olan durum veya olay, hafifletici neden.

Hafifletmek : Hafiflemesine yol açmak, hafifleştirmek, tahfif etmek.

Hafiflik : Hafif olma durumu. Davranışları içinde bulunduğu toplumun ahlak anlayışına uymama durumu. Rahatlık.

Hafiflik etmek : Yakışıksız bir davranışta bulunmak veya söz söylemek.

Hafifmeşrep : Davranışları, içinde bulunduğu toplumun ahlak anlayışına uymayan (kadın), hafif yollu.

Hafifmeşreplik : Hafifmeşrep olma durumu.

Hafifseme : Hafifsemek işi, yeğniseme, istihfaf.

Hafifsemek : Bir kimseyi veya bir şeyi önemsememek, yeğnisemek, istihfaf etmek.

Hafiften : Hafifçe, belli belirsiz, yavaş yavaş.

Hafiften almak : Önemsiz bulup üzerine düşmemek, yeterince ilgilenmemek.

Hafik : Sivas iline bağlı ilçelerden biri.

 

Hafit : Erkek torun.

Hafiye : Dedektif.

Hafiyelik : Hafiye olma durumu.

Eli hafif : Acıtmadan, tedirgin etmeden iş gören (cerrah, diş hekimi, berber vb.).

Polis hafiyesi : Dedektif.

Uykusu hafif : Küçük bir sesten hemen uyanan (kimse).

Yükte hafif pahada ağır : Taşınması kolay olan değerli (eşya).

Zehir hafiye : Olayları en ince veya gizli noktalarına kadar bilen veya araştıran kimse. Kimseye göz açtırmayan, sert yaradılışlı kimse.

Saklı : Elde tutulan, mahfuz. Başkalarından gizlenen, gizli tutulan, hafi. Saklanmış olan. Gizli bir yere konarak kaybolması veya çalınması önlenen.

Gizli : Görünmez, belli olmaz bir durumda olan, edimsel karşıtı. Niteliği anlaşılmayan, bilinmeyen. Saklı olarak, saklayarak. Başkalarından saklanan, duyurulmayan, saklı kalan, mahrem, mestur, nihan. İlgili kişi veya makamlarca değerlendirilmesi amacıyla kurum içi veya kurumlar arası gönderilen yazının, belgenin, raporun ve yayınların taşıdığı gizlilik derecesini bildiren terim.

Hafide : (ha:fide) Bir kız ismi olarak anlamı; Kız torun.

Hafif dizin erişimi iletişim kuralı : (HDEK)

Hafif erkeli muzari : Arapçada cezimli muzarinin sonuna -en getirilen şekli: yaktülen ( =öldürecektir ).

Hafif eylemlik : (Derleme., hafif mastar, hafifletilmiş isim-fiil, ince mastar, kısa mastar) -me ekiyle kurulan eylemlik: Sevme (sev-me) , sevmeme (sev-me-me) , sevmemeyi (sev-me-me-yi) ; yazma (yaz-ma) , yazmada (yaz-ma-da) , yazmamanın (yaz-ma-ma-n-ın) vb.

Hafif güldürü : Yalnızca eğlendirmek, oyalamak amacı güden, yüzeyde kalan ve daha çok davranışların gülünçlüğüne dayanan bir güldürü çeşidi.

Hafif iplik : Ağır izotopla işaretlenmeyen ya da hafif izotopla işaretlenen polinükleotit zinciri. DNA'nın hafif ipliği. L ipliği.

Hafif kertenkele : Kertenkeleler (Lacertilia) alt takımının, gerçek kertenkelegiller (Lacertidae) familyasından, Akdeniz Bölgesi memleketlerinde yaşayan bir tür. (Lacerta laevis) : Kertenkeleler (Lacertilia) alt-takımının özkertenkelegiller (Lacertidae) familyasından bir sürüngen türü. Doğu Akdeniz bölgesi memleketlerinde yaşar.

Hafif komedya : Tek amacı eğlendirmek olan bu komedya biçiminde, esnek bir doku vardır. Konuşma örgüsü hızlı bir gelişim gösterir, ince bir taşlamayı kapsar.

Hafif mastar : Fiil kök ve gövdelerine, fiilden ad yapan -mA ekinin getirilmesi ile oluşturulan mastar: alın-ma, an-ma, an-ma-ma, ger-il-me, bak-ma, bakma-ma, danış-ma, gel-me, gelme-me, git-me, gitme-me, ver-il-me, yaz-ıl-ma, yazılma-ma vb.

Hafif meromiyozin, lmm : Miyozinin tripsinle parçalanması sonucu teşekkül eden iki parçadan hafif olan kuyruk parçası.

Hafi ile ilgili Cümleler

  • Hafif bir düşünce farkımız vardı.
  • Ali gerilimi hafifletmeye çalıştı.
  • Hafif bir baş ağrım vardı bu yüzden erken yatmaya gittim.
  • Hafif bir baş ağrım var.
  • Ben genellikle kahvaltıyı iyi yaparım, öğle yemeğini ise hafif.
  • Hafif ayakkabıları severim.
  • Hafif bir ateşin olabilir.
  • Ali pencereye hafifçe vurdu.
  • Hafif ateşim olduğu için, yatakta kaldım.
  • Ali artık daha hafif.
  • Ali dışarıda çalışmadan önce hafif bir öğle yemeği yedi.
  • Bunlar hafifletici koşullar.
  • Ali zor bir durumu hafife aldı.
  • Hafif bir biranız var mı?

Diğer dillerde Hafi anlamı nedir?

İngilizce'de Hafi ne demek? : secret, hidden.

Rusça'da Hafi : adj. тайный, сокровенный