Hası nedir, Hası ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Hangisi?.

Altı ayı geçmiş ve enenmiş keçi.

Hası ile ilgili Cümleler

  • Ali bir hasır şapka aldı.
  • İlk yardımı hasıl yapacağını biliyor musun?
  • Köpek hasırın üzerinde uyuyordu.
  • “İmzanın arkasına saklanan adam dost, düşman her kim olursa olsun maksat hasıl olmuştu.”
  • Yeni hasır şapkamı beğeniyor musun?

Hası ile ilgili Atasözü veya Deyim

ek tohumun hasını, çekme yiyecek yasını : “bir girişimden iyi sonuç almak isteyen, o işin temelini sağlam kurmalıdır” anlamında kullanılan bir söz.

hasıl etmek : Toprağı iyi işlemek.

hasıl olmak : Ulaşmak.

kuru hasır (veya kilim) üstünde kalmak : aç, parasız, evsiz kalmak.

maksat hasıl olmak : amaca ulaşılmak, amaç gerçekleşmek.

Hası kısaca anlamı, tanımı

Berdi hasır : Kötü cins hasır

Buğday hasılı silajı : Buğday bitkisinin taneleri süt-hamur oluşumu devresinde biçilerek silajının yapılması.

Cari sermaye hasıla oranı : Yatırım projesi devam ederken üretime geçilmesi durumunda geçerli olan sermaye-hasıla oranı.

Çiçekli hasırsazı : Boyu 150 cm olabilen, yaprakları 3-9 mm eninde, az çok kıvrılmış durumda, uç bölümleri uzun ve sivri, göl, kanal, bataklık ve sığ sularda gelişen bir su bitkisi.

Çizgili hasırotu : Sürünücü toprak altı gövdeleri bulunan, çok yıllık bir su üstü bitkisi.

 

Doğal gayrisafi milli hasıla : Bir ülke vatandaşlarının sahip olduğu bütün üretim faktörlerinin tam işlendirme düzeyinde (doğal oranlarında) çalıştırılmaları durumunda ekonominin gerçekleştirebileceği gayrisafi milli hasıla. karşılığı gayrisafi milli hasıla.

Doğal gayrisafi yurtiçi hasıla : Bir ülkenin coğrafi sınırları içerisindeki yerli ve yabancı bütün üretim faktörlerinin tam işlendirme düzeyinde (doğal oranlarında) kullanılmaları durumunda ekonominin gerçekleştirebileceği reel gayrisafi yurtiçi hasıla. karşılığı gayrisafi yurtiçi hasıla.

Dolama hasırı : Çadırlarda oturulacak yerlere serilen 9 X 0.5 m. ölçeğindeki hasır. (Saçıkara İslahiye Gaziantep).

Eklemli hasır otu : Çok yıllık, kümeler oluşturan, sürünücü toprak altı gövdeli, bir su üstü bitkisi.

Emek hasıla oranı : Bir firma, kesim veya ülke için herhangi bir andaki işlendirilenlerin sayısının toplam hasılaya bölünmesiyle elde edilen katsayı, diğer bir deyişle bir birim hasıla için gerekli emek miktarı.

Faktör fiyatlarıyla gayrisafi milli hasıla : Üretici fiyatlarıyla hesaplanan gayrisafi milli hasıla. karşılığı gayrisafi milli hasıla, üretici fiyatı.

Faktör fiyatlarıyla gayrisafi yurtiçi hasıla : Üretici fiyatlarıyla hesaplanan gayrisafi yurtiçi hasıla. karşılığı gayrisafi yurtiçi hasıla, üretici fiyatı.

Gayrisafi milli hasıla gediği : Doğal gayrisafi milli hasıla ile reel gayrisafi milli arasındaki fark.

Gayrisafi milli hasıla indirgeyicisi : Cari yıl fiyatlarıyla gayrisafi milli hasılanın (cari fiyatlarla GSMH) temel alınan bir yılın fiyatlarıyla gayrisafi milli hasılaya (sabit fiyatlarla GSMH) bölünüp yüzle çarpılmasıyla hesaplanan dizin.

 

Gayrisafi yurtiçi hasıla : Genellikle bir yıl olmak üzere belli bir dönemde, bir ülkenin coğrafi sınırları içerisinde üretilen tüm sonul mal ve hizmetlerin piyasa değeri. karşılığı gayrisafi milli hasıla, safi yurtiçi hasıla, yurtiçi gelir, gayrisafi yurtiçi gelir.

Gayrisafi yurtiçi hasıla indirgeyicisi : Cari yıl fiyatlarıyla gayrisafi yurtiçi hasılanın (cari fiyatlarla GSYİH) temel alınan bir yılın fiyatlarıyla gayrisafi yurtiçi hasılaya (sabit fiyatlarla GSYİH) bölünüp yüzle çarpılmasıyla hesaplanan dizin.

Hasıda : Un, yağ ve şekerden yapılan bir çeşit tatlı. [Bakınız: hasuda]. Mısır unu, pekmez, yağ ve nişasta ile yapılan bir çeşit tatlı.

Hasıl hasıl : Çabuk çabuk iş yapmayı anlatır. Ham yemişi oburca yemeyi anlatır.

Hasıl tarla : Sürülmüş, işlenmiş tarla.

Hasıl toprak : Birkaç kez sürülerek otları çıkarılmış kuvvetli toprak.

Hasılat kirası : Ürün kirası.

Hasılçarık : Özel olarak yapılan bir çeşit çarık.

Hasılçaruh : Özel olarak yapılan bir çeşit çarık.

Hasıllamah : Hamur yoğurmak. Bir kimseyi iyice dövmek.

Hasıllamak : Arıtmak. Toprağı ekime hazırlamak. Ham deriyi yumuşatmak, işlemek. Hamuru kıvamında yoğurmak. Bir kimseyi iyice dövmek. Arapça kökenli hâsıl: Hamur veya çamuru yoğurarak yumuşatmak. Arapça kökenli âıl:Ham deriyi yumuşatmak, işlemek.

Hasıllanmak : Alışmak.

Hasıllı : Haremağalığında bir aşama. bk. haremağası.

Hasıllık : Hayvanların yeşilken yemeleri için ekilen arpa tarlası. Bahçe.

Hasıllık hal : Güç, kuvvet: Yürüye yürüye hasıllık halim kalmadı.

Hasır ovası : Eskiden kışla meydanların da askerlere dayak cezası verilen yer.

Hasır örgü : (Süsleme) Bizans sütun başlıklarında görülen hasır örgü biçimindeki oyma bezeme.

Hasırağacı : Adana ili, Tuzla bucağına bağlı bir yer.

Hasıramak : Özlemek. Yorgunluktan sık sık solumak.

Hasırcıarnavutköy : Edirne kenti, Meriç ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Hasırcılar : Malatya ilinde, Battalgazi ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

Hasırcılık : Hasırcının yaptığı iş.

Hasırkoşmak : Hasır tezgâhını hazırlamak. (Yassıören Senirkent Isparta).

Hasırla avcılık : Su yüzeyine yatırılan hasırların gölge oluşturmasıyla zıplayan balıkların özellikle mehtaplı gecelerde avlanması.

Hasırlamak : Hasırla döşemek, üstünü hasırla örtmek.

Hasırlanma : Hasırlanmak durumu.

Hasırotları : Genellikle toprak altı gövdeli, çok veya bir yıllık su üstü bitkileri.

Hasırsazları : Çok yıllık, tüysüz, toprak altı gövdeleri kalın ve sürünücü olan su ve bataklık bitkileri.

Hasıta : Şeker ve nişastayla yapılan bir çeşit tatlı. Sulandırılmış şekerli nişastanın kızdırılmış tereyağında pişirilmesi şeklinde yapılmış pelte; tatlı olarak yenir.

Hasıtlıh : Kıskançlık.

Kesimsel sermaye hasıla oranı : Bir kesim için herhangi bir andaki sermaye stokunun toplam hasılaya bölünmesiyle elde edilen katsayı, diğer bir deyişle bir birim hasıla için gerekli sermaye miktarı.

Marjinal emek hasıla oranı : Bir firma, kesim veya ülke için herhangi bir dönem içinde işlendirilen emek miktarında meydana gelen artışların hasıla artışına bölünmesiyle elde edilen katsayı, diğer bir deyişle hasılada bir birimlik değişme için gerekli olan emek miktarı değişimi.

Marjinal sermaye hasıla oranı : Bir firma, kesim veya ülke için herhangi bir dönem içinde sermaye stokunda meydana gelen artışların hasıla artışına bölünmesiyle elde edilen katsayı, diğer bir deyişle hasılada bir birimlik değişme için gerekli olan yatırım miktarı.

Mısır hasılı : Buğdaygiller familyasından olan mısırın, tanelerinin süt hamur oluşum döneminde biçilmesi.

Mısır hasılı silajı : Kuru maddesi % 30-40 düzeyinde, taneleri süt hamur oluşum döneminde ve 4-5 cm uzunluğunda doğranan mısırdan yapılan silaj.

Milli hasıla : Yurtiçi hasılaya net faktör gelirlerinin eklenmesiyle bulunan ve milli gelir ile özdeş olan milli gelir büyüklüğü. karşılığı milli gelir, yurtiçi hasıla, net dış kesim faktör gelirleri.

Net sermaye hasıla oranı : Yıpranmanın hasıladan düşürülmesiyle hesaplanan sermaye-hasıla oranı.

Reel gayrisafi milli hasıla : Gayrisafi milli hasılanın yıllar itibariyle gerçek değerinde ortaya çıkan değişmeleri saptayabilmek amacıyla, cari yıldaki hasılanın temel alınan yıl fiyatlarıyla hesaplanan değeri.

Reel gayrisafi yurtiçi hasıla : Gayrisafi yurtiçi hasılanın yıllar itibariyle gerçek değerinde ortaya çıkan değişmeleri saptayabilmek amacıyla, cari yılda üretilen sonul mal ve hizmetlerin temel alınan yıl fiyatlarıyla hesaplanan değeri.

Sabit sermaye hasıla oranı : Ekonomide sermaye dışındaki üretim faktörleri ile bilgi derecesi, zevk ve tercihler, davranışlar gibi diğer koşulların sabit kaldığı ve yaşama düzeyinde meydana gelen değişmelerin hasıla üzerinde herhangi bir etkisi olmadığı varsayımı altında hesaplanan sermaye-hasıla oranı.

Safi milli hasıla : Gayrisafi milli hasıladan yıpranmaların çıkarılmasından sonra oluşan milli gelir büyüklüğü. karşılığı gayrisafi milli hasıla, safi yurtiçi hasıla.

Safi yurtiçi hasıla : Gayrisafi yurtiçi hasıladan yıpranmaların çıkarılmasından sonra ulaşılan milli gelir büyüklüğü. karşılığı gayrisafi yurtiçi hasıla, yurtiçi hasıla, safi yurtiçi gelir.

Sermaye hasıla oranı : Bir firma, kesim veya ülke için herhangi bir andaki sermaye stokunun toplam hasılaya bölünmesiyle elde edilen katsayı, diğer bir deyişle bir birim hasıla için gerekli sermaye miktarı.

Sert hasır otu : Bataklık, ıslak çayırlar, kıyılar ve nemli yerlerde yaşayan, çok yıllık, sık veya ender olarak seyrek kümeler oluşturan bir su üstü bitkisi.

Sivri hasır otu : Yoğun kümeler biçiminde gelişen, toprak altı gövdeleri zayıf olan, gövdeleri 150 cm uzunluğunda olabilen, yüksek yapılı bir su bitkisi.

Tahıl hasılları : Arpa, buğday, çavdar, yulaf ve mısır gibi buğdaygil kültür bitkilerinin başaklarındaki taneler hamur olgunluğuna erdiğinde biçilerek kaba yem olarak değerlendirilmesi.

Tahmini sermaye hasıla oranı : İşgücü ve diğer kaynaklarda gelecekte meydana gelmesi beklenen değişikliklere göre tahmin edilen sermaye-hasıla oranı.

Tarihsel sermaye hasıla oranı : Geçmiş yıllardaki sermaye ve hasılada gözlemlenen değişmelere göre hesaplanan sermaye-hasıla oranı.

Teknolojik sermaye hasıla oranı : Yatırım projesinin tamamlandığı ve üretime geçildiği durumda geçerli olan sermaye-hasıla oranı.

Toplam sermaye hasıla oranı : Kesimsel sermaye-hasıla katsayılarının ağırlıklı ortalaması alınarak hesaplanan ve tüm ekonomi için geçerli olan sermaye-hasıla oranı.

Tuzcul hasır otu : Tuzlu bataklıklar ve nemli çayır alanlarında yetişen, çok yıllık, sürünücü toprak altı gövdeli bir su üstü bitkisi.

Yulaf hasılı : Yapısında % 5 şeker bulunduğundan hayvanlar tarafından sevilerek tüketilen, yeşil durumda, silaj yapılarak veya kuru ot biçiminde kaba yem olarak değerlendirilen, başaklanmaya geçmeden biçilen yulaf bitkisi.

Yulaf hasılı silajı : Yulaf bitkisinin taneleri süt-hamur oluşumu devresinde biçilerek silajının yapılması.

Yurtiçi hasıla : Net yurtiçi hasıladan dolaylı vergilerin düşülmesi ve sübvansiyonların eklenmesiyle bulunan, yurtiçi gelirle özdeş olan milli gelir büyüklüğü. karşılığı safi yurtiçi hasıla, yurtiçi gelir, milli hasıla.

Gayrisafi hasılat : Net olmayan gelir.

Gayrisafi milli hasıla : Bir ülkede bir yıl süresince üretilen mal ve hizmetlerin piyasa fiyatlarına göre hesaplanan değeri.

Hasıl : Olan, ortaya çıkan, görünen.

Hasıla : Bir işten elde edilen sonuç.

Hasılat : Ürün. Gelir, kazanç.

Hasılatlı : Gelir getiren. Ürün veren.

Hasılı : Sözün kısası, kısacası.

Hasılıkelam : Kısacası.

Hasım : Düşman, yağı. Bir oyun, dava veya yarışta karşı taraf.

Hasımca : Hasım gibi davranarak.

Hasımlık : Hasım olma durumu. Düşmanlık.

Hasır : Saz, kabuk, yaprak vb. bir bitki maddesiyle örülmüş taban veya tavan örtüsü. Tamamı veya bir bölümü böyle bir örgüden yapılan.

Hasır çelik : İnşaatlarda düz yüzeylere atılacak betonun içine konulan, hasır biçiminde örülmüş malzeme, hasır demir.

Hasır demir : Hasır çelik.

Hasır otu : Hasır otugillerden, bataklıklarda yetişen düz, ince uzun ve dayanıklı olan yaprakları kıtık yapmaya, hasır ve zembil örmeye yarayan bir saz, su kamışı, kofa, kiliz (Typha).

Hasır otugiller : Su kıyılarında yetişen, örneği hasır otu olan bir bitki familyası.

Hasıraltı : "Bir işi isteyerek, bilerek ve haksız olarak yürütmemek, örtbas etmek" anlamındaki hasıraltı etmek deyiminde geçen bir söz.

Hasırcı : Hasır ören veya satan kimse.

Hasırlama : Hasırlamak işi.

Hasırlanmak : Hasırla döşenmek, üstü hasırla örtülmek.

Hasırlı : Hasırı olan, hasırla kaplanmış olan. Hasırla kaplanmış şişe.

Diğer dillerde Hashimototiroiditisi anlamı nedir?

İngilizce'de Hashimototiroiditisi ne demek ? : hashimoto’s thyroiditis