Have somebody on the payroll türkçesi Have somebody on the payroll nedir

Have somebody on the payroll ingilizcede ne demek, Have somebody on the payroll nerede nasıl kullanılır?

Have : Olmak. Aldatmak. Yaptırmak. Sahip olmak. Elinde bulunmak. -si olmak. Almak. Elde etmek. Etmek. Malik olmak.

Somebody : Önemli birisi. Biri. Bazısı. Kimisi. Kimse. Bir kimse. Birisi. Şahsiyet. Önemli kimse.

On : Yanmak. Esnasında. Üzerinde. Olmakta olan. Çakırkeyif. Giyilmiş. Hazır. Yönünde. Açık. Civarında.

The : Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belgili tanımlık.

Payroll : Ücret bordrosu. Maaş veya ücret bordrosu. Nakit olarak ödeme yapılan çalışanlara ücretlerini ödemek için gerekli olan nakit tutarı. Maaş bordrosu. Maaşların toplamı. Maaş çizelgesi. Vergin bordrosu. Ücretlerin toplamı. Bordro. Kadro.

Have somebody over a barrel : Köşeye sıkıştırmak.

Be off the payroll : Aylıksız kalmak. Maaşsız olmak. Artık aylık almıyor olmak. Ücret almıyor olmak.

Be on the payroll : Kadroda olmak.

Have somebody sign : İmzalatmak.

Have somebody on : Kafa bulmak. Kazıklamak.

İngilizce Have somebody on the payroll Türkçe anlamı, Have somebody on the payroll eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Have somebody on the payroll ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Actuating : Tahrik. İşletme. Çalıştırma. Çalıştıran. Harekete geçiren. Harekete geçirme. İşletmek. Harekete geçirmek.

Exercised : Kullanmak. Uygulanmış. Kullanılmış. Yerine getirilmiş. Göstermek. Yürütülmüş. Tecrübe edilmiş. Çalışma yapmak. Egzersiz yapmak. Tatbik edilmiş.

Actuate : Hareketlenmek. Faaliyete geçirmek. Harekete getirmek. Tahrik etmek. Kuvveden fiile çıkarmak. Harekete geçirmek. İşletmek. Etkin hale getirmek.

Employ : İş verme. İş vermek. İstihdam etmek. Görevlendirmek. Sağlamak. Kullanmak. İşe almak. Bir hizmet veya işte kullanmak. İşlendirmek.

Activate : Etkili hale getirmek. Aktif hale getirmek. Kurmak (birlik). Etkin hale getirmek. Harekete geçirmek. Hareketlendirmek. Devreye sokmak. Etkinleştirmek.

Exercise : Egzersiz. Yaptırmak. Göstermek. Alıştırma. Üzerinde çalışılmış bir konunun daha iyi anlaşılması amacıyla düzenlenen, karşılığının verilmesi ya da uygulamaya konulması istenilen ödev. öğrencilerin, öğrendiklerini yeni durumlara uygulamalarına olanak sağlayacak biçimde düzenlenen çalışmalara ve yinelemelere verilen ad. Eğitim, jimnastik alanlarında kullanılır. Vücudun, biyolojik yönden gelişimini sağlayan devinim çalışması. Hareket ettirmek. Alıştırmak. Bir alan gözlemcisine uygun gözlemler yapacak biçimde deneyim ve beceri kazandırma.

Employs : İşe almak. Harcamak. Kullanmak. Sağlamak. Meşgul etmek. İşlendirmek. Bir hizmet veya işte kullanmak. Eleman çalıştırmak. Görev vermek. İstihdam etmek.

 

Engage : Çekmek. Verginle tutmak. Söz vermek. Garanti etmek. Hücum etmek. İşgal etmek. Taahhüt etmek. Birbirine geçirmek. Angaje etmek.

Drill : Sonda ile yoklamak. Dril. Talim. Herhangi bir işte kendiliğinden ve hızla doğru sonuca ulaşmayı öğrencilere kazandırmayı amaçlayan öğretim etkinliği. beden çalışmalarında temel becelerilerin elde edilmesi ve bu becerilerin pekiştirilmesi için yapılan yineleme işi. Kuyu açmak. Tohum ekmek. Tatbikat. Cerrahi matkap. Alıştırma yapmak. Delgi.

Coach : Antrenman yaptırmak. Özel öğretmen. Fayton. Özel ders vermek. Araba ile gezmek. -e özel ders vermek. Antrenörlük yapmak. -i çalıştırmak. Özel hocalık yapmak. Koç.

Have somebody on the payroll synonyms : actuated, bring into play, drive, drives, actuates, drills.