Having türkçesi Having nedir
- Sahip olma.
- -li.
- Sahip olan.
- Li.
Having ile ilgili cümleler
English: Ali accused Mary of having lied to him.
Turkish: Ali Mary'yi kendisine yalan söylemekle suçladı.
English: "What's for dinner tonight?" "We'll be having takeout from your favorite Chinese restaurant."
Turkish: "Akşama ne yemek var?" "En sevdiğin Çin lokantasından paket servis yaptıracağız."
English: After having a lunch I feel like to sleep.
Turkish: Öğle yemeğini yedikten sonra uyuyasım geldi.
English: A lot of people who have up until now been spending money having a good time now need to be more careful with their money.
Turkish: Şimdiye kadar eğlenerek para harcayan çok sayıda insan şimdi paralarına daha dikkat etmeliler.
English: After having finished my studies, I became a teacher.
Turkish: Çalışmalarımı bitirdikten sonra, ben bir öğretmen oldum.
Having ingilizcede ne demek, Having nerede nasıl kullanılır?
Having a windfall : Çaba sarf etmeden bir şeyi elde etme. Beklenmedik bir servet elde etme. Beklenmedik bir kazanç alma. Başına talih kuşu konma.
Having an accident : Kaza yaptı. Kaza geçirdi.
Having clout : Etkili olmak. Nüfuz sahibi olmak.
Having difficulty with : Bir şeyle mücadele etme. Sıkıntı çekme. Zor zaman geçirme.
Having hard time : Sıkışma.
Havings : Zenginlik. Varlık. Mal mülk. Mal. Servet. Mülk.
Results not having character of work : Bir yapıtın, çalma ya da oynama gibi başka biçimde halka sunulmasından oluşan sonuçlar. Yapıt niteliğinde olmayan ürünler.
Behaving : Terbiyesini takınmak. Terbiyeli olmak. Davranmak. Çalışmak (mühendislik terimi). Hareket etmek. Görgülü davranmak.
Shaving : Yonga. Rende talaşı. Tıraşlama. Traşlama. Tıraş. Talaş çıkarma. Ç.talaş. Tıraş olma. Tıraş etme.
Having holes : Delikli.
İngilizce Having Türkçe anlamı, Having eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Having ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Hadst : To have fiilinin eski kullanımı (ikinci şahıs tekil).
Curtailment : Kısaltma. Kesme. Kısa kesme. Azaltma. Kısma. İndirme. Kısıntı.
Retrenchment : Azaltma (masrafları). Kısma (masrafları). Kısaltma. Personel sayısını düşürme. Azaltma. Personel sayısında daralmaya gidilmesi. Kısıntı. Personel sayısını azaltma. Kemer sıkma. Kırpma.
Owning : Edinme. Kendine hakim olma.
Dangle : Asılıp sallanmak. Sallanmak. Asılmak. Sarkmak. Sarkıtmak. Sallamak. Sarkma. Asıp sallamak. Asılı durup sallanmak. Asılı tutmak.
Ownership : Tasarruf. Sahiplik. Aidiyet. İyelik. Özdeksel zenginlikleri karşılayan, insan çıkar ve dileklerine uygun düşen,, genellikle topluma, bir sınıfa ya da başka bir toplumsal kümeye, bir kişiye yararlar sağlayan özdeksel ya da tinsel bir olayın niteliği. Zilyetlik. Mülkiyet. (arazi veya bina için) mülkiyet. Bilgisayar, iktisat, sosyoloji alanlarında kullanılır. Kendisinin olan bir şeyi yasa çerçevesinde istediği gibi kullanabilme hakkı.
Swing : Savurmak. Sapmak. Başarmak. Becermek. Hız (salınım gücü). Çark etmek. Sallanmak. Salıntı. Dikkat çeken değişiklik. Hoş bir ritmi olmak.
Ownerships : Sahiplik. Mülkiyet. Aidiyet. Tasarruf. (arazi veya bina için) mülkiyet. El. Zilyetlik. Zilliyet. İyelik.
Hang up : -i çok beğenmek. -e bayılmak. Telefon kapatmak. Ertelemek. Kapamak. Kapamak (telefon). İçin yanıp tutuşmak. -e kafasını takmak. Telefonu kapamak. Telefonu kapatmak.
Possessives : Hakim. İyelik belirten sözcük. İn hali. Hükmetme. İyelik. Sahiplenici. Paylaşmak istemeyen. İyelik durumu. İyelik gösteren.
Having synonyms : economy of scale, overhang, of, with, blessed with, possessive, beetle, drop, downsizing, action, ap, containing, economy, hands.
Having zıt anlamlı kelimeler, Having kelime anlamı
Motionlessness : Hareketsizlik.
Immobile : Hareketsiz, kımıldamaz, oynamaz. Yerinden oynatılamaz. Devinimsiz. Kımıldatılamaz. Kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Oynamaz. Sabit. Nitelik ve nicelik bakımından, kimi özelliklerinde zaman içinde değişim göstermeyen özdek ya da olaylar. Devimsiz. Durağan.
Closed : Kapalı. Basına kapalı. Bloke edilmiş. Örtük. Kapatılmış. Kapanık. Donmuş. Yumuk. Kapanmış.
Having antonyms : nonmoving.
Having ingilizce tanımı, definition of Having
Having kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Goods. Estate. Possession.

Bu kısımda Having kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Having ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Having anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Having ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.