Head money türkçesi Head money nedir

  • Kelle vergisi.
  • Adam başına verilen vergi.
  • Avans.
  • Kafa vergisi.

Head money ingilizcede ne demek, Head money nerede nasıl kullanılır?

Head : Beyni ve duyu organlarını taşıyan vücut parçası. Elektrik ya da akustik dalgaları saptayan ya da okuyan, özellikle ses aygıtlarında, mıknatıslı görüntü aygıtlarında ses ve görüntüyü saptama ve okuma işini gerçekleştiren değiştirgeç. Basınç yüksekliği. Baş. Kullanmak. Örtübaşı. Bir üçayağın alıcı ile birleştiği yerde bulunan ve alıcının olduğu yerde çeşitli yönlere dönebilmesini sağlayan çeşitli yapıdaki araçlar. Baş ile ilgili. Çekicin demir, pirinç ya da pirinçten daha sert bir özdekten yapılmış, madensel dolgulu yuvar biçiminde baş bölümü. Atletizm, bilgisayar, biyoloji, jimnastik, madencilik, sinema, televizyon, jeoloji alanlarında kullanılır.

Money : Servet. Bedel. Sikke. Nakit. Tıkır (argo sözcük). Akçe. Para. İktisat, ekonomi, sosyoloji alanlarında kullanılır. Patpat. Bir ekonomide genel kabul gören, değişim aracı, değer koruma aracı ve hesap birimi işlevlerine sahip varlık.

Head ache : Baş ağrısı.

Head amp : Kafa amfi. Kafa. Sadece yükselteçlerden oluşan ve çıkış sinyalinin sese dönüşebilmesi için hoparlöre ihtiyaç duyan cihaz.

Head and shoulders : Baş ve omuzlar. Hisse senedi piyasasında uygulanan teknik analizde kullanılan fiyatların insan omuzu gibi düz bir seyir izlerken aniden yükselip tekrar omuz hizasına düştüğünü gösteren şekil. Kat kat.

 

Head and shoulders above : Taş çıkaran. Çok daha iyi. Dört başı mamur. Çok üstün.

İngilizce Head money Türkçe anlamı, Head money eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Head money ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Imprests : Peşin para. Hazineden verilen avans.

Advance payment : Avans olarak ödeme. Avans ödemesi. Ön ödeme. Önceden ödeme. Peşinat. Peşin para. Öndelik. Borcun bir bölümünün veya tamamının vadesi gelmeden ödenmesi. genellikle birbirini çok iyi tanıyan dışalımcı ve dışsatımcı arasında yapılan ve mal bedelinin malın fiili dışalımı veya dışsatımından önce yapılan ödeme biçimi. Peşin ödeme.

Payment in advance : Alelhesap ödeme. Ön ödeme. Avans ödemesi. Borcun bir bölümünün veya tamamının vadesi gelmeden ödenmesi. genellikle birbirini çok iyi tanıyan dışalımcı ve dışsatımcı arasında yapılan ve mal bedelinin malın fiili dışalımı veya dışsatımından önce yapılan ödeme biçimi. Peşin ödeme.

Earnests : Kapora. Ciddi. Tadım. Delil. Ağırbaşlı. Hevesli. Teminat. İçten. Pey akçesi.

Capitation : Kişi başına düşen. Kişibaşı ödeme. Adam başına vergi. Baş vergisi.

Advance on salary : Maaşa mahsuben avans. Maaş avansı.

Advance : Artmak. Atamak. Yükseltmek. Bilgisayar, iktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. İleri almak. İlerlemek. Ödenmesi gerekli bir paranın ödeme gününden evvel verilen bir bölümü. borç olarak ödenen para. karşılıklı ya da karşılıksız borç olarak ödenen para. yapılacak bir hizmet ya da satın alınacak bir mal karşılığı gerçekleşecek borçtan öncelikle ödenen bir bolümü. Öne almak (tarih terimi). Geliştirmek. İleri gitme.

 

Retainers : Pey akçesi. Dava takip anlaşması. Kilit mandalı. Yatak yuvası. Avukatlık avansı. Uşak.

Poll tax : Kişisel vergi. Adam başına vergi. Kişi başına sabit oranda vergi. Kişi başına alınan vergi. Baş vergisi. Kişi başına alınan sabit bir vergi. Kişi başına eşit miktarda ayni veya nakdi olarak alınan eski bir vergi türü.

Foregift : Ön ödeme. Peşinat.

Head money synonyms : capitations, head tax, retainer, head start, earnest money, imprest, retaining fee, earnest.