Heli nedir, Heli ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Ceviz içi.

Heli ile ilgili Cümleler

  • Ben bir helikopter kullanabilirim.
  • Bir helikopter başımızın üzerinden uçtu.
  • Helikopterlerin yaklaştığını duyabiliyorduk.
  • Helikoptere mi bineceğim?
  • Helikopterle ilgili yanlış bir şey var mı?
  • Kurtarma işçisi insanları kurtarmak için bir helikopterle felaket bölgesine gitti.
  • Biz yukarılardan geçen helikopterlerin sesini duyduk.
  • Başkan bir helikopterle şehre uçuyor.
  • Helikopteri göletin üzerinde uçarken görebiliriz.
  • Hiç bir helikopterde oturdun mu?
  • Helium ikinci en basit atomdur. O, iki proton ve iki nötron içeren bir çekirdekten oluşur. Çekirdek etrafında 2 elektron döner.
  • Başımın üzerinde uçan bir helikopter duydum.
  • Helikopter pilotuna aşağıya bir halat göndermesini söyle!

Heli anlamı, kısaca tanımı

Altın heli : Yaldız boya

Dna helikaz : Kopyalanmadan önce bir DNA molekülündeki çift sarmalının her bir baz çiftinin birbirinden ayrılmasını katalize eden bir enzim.

Heliantin : Dimetilaminoazobenzensülfonik asit, Me2NC6H4N=NC6H4SO3H, sodyum tuzu metiloranj olarak adlandırılan bir kırmızı boyarmadde.

Helicella : Helicellidae ailesinde bulunan, Avrupa’da küçük karaciğer kelebeği Dicrocoelium dentriticum’a ara konaklık yapan kara salyangozu cinsi.

Helicellidae : Stylommatophora alt takımında bulunan ve insanlarda enfeksiyona neden olan kimi trematodlara ara konaklık yapan kara salyangozu ailesi.

 

Helicidae : Pulmonata takımında, Stylommatophora alt takımında bulunan Alocinma ve Helix cinslerini içeren, kara ve tatlı sularda yaşayan salyangoz ailesi.

Helicolenus dactylopterus : Derinsu iskorpiti.

Helife : Arapça kökenli halife: halife.

Helig hülüg : Değersiz, önemsiz, ufak tefek şeyler için kullanılır: Emeğine yazık değil mi böyle helik hülük şeylerle uğraşıyorsun?.

Helige : Yemeği yapılan bir çeşit ot.

Heligülü : Değnek, topaç ve kozakla oynanan bir çeşit çocuk oyunu.

Helik hülük : Değersiz, önemsiz, ufak tefek şeyler için kullanılır: Emeğine yazık değil mi böyle helik hülük şeylerle uğraşıyorsun?.

Helikal simetri : Sarmal simetri.

Helikaz : Sarmal yapıdaki moleküllerde sarmalları açan, gevşeten enzim.

Helikazlar : DNA kopyalanması başlamadan önce, çift sarmal DNA'nın replikasyon çatalı oluşturmasını sağlayan bir grup enzim.

Helikçorba : Un, mercimek ve bulgurdan yapılan çorba. (Çarıksaray Şarkikaraağaç Isparta).

Helike : Lohusa kadınların gördüğü kâbus, al. Su, süt ve benzerleri şeyleri koymaya yarayan, çoğunlukla bakırdan yapılan, bakraçtan büyük bir çeşit kova.

Heliklemek : Duvar örerken büyük taşlar arasındaki boşlukları küçük taşlarla doldurmak.

Helikletmek : Duvardaki boşlukları küçük taşlarla doldurtmak.

Helikobakter : İnsan ve çeşitli hayvan türlerinin sindirim sistemlerinde bulunan ve özellikle midede yangısal değişikliklere neden olan helikal veya spiral biçimli mikroorganizmalar.

Helikoid : Bir vidanın yüzeyine benzeyen bir yüzey. Bir dairesel helis eğrisinin ve onun eksenini dik kesen doğruların oluşturduğu yüzey.

 

Helikopter hastalığı : Bulaşıcı bodurluk sendomu.

Helikotrema : Sarmal (helezon) delik.

Heliks : [Bakınız: sarmal]. Helezon, kıvrıntı, sarmal, helisel. Kulak kepçesinin bir kısmı. Helicidae ailesinde bulunan kimi bahçe salyangoz türlerinin içerisinde bulunduğu salyangoz cinsi. En çok Avrasya ve Afrika’da bulunmakta ve Dicrocoelium dedriticum’a ara konaklık yapmaktadır.

Helim : Arapça kökenli halim: halim.

Helimlemek : İyice pişmek.

Helimlenmek : Yemek koyulaşmak.

Heliozoa : [Bakınız: güneş hayvancıkları]. Güneş hayvancıkları. [Bakınız: güneş-hayvancıkları].

Helip : Ağzı geniş sırlı küp.

Helisa : [Bakınız: helise]. Şeker, un ve yağdan yapılan helvaya benzer bir çeşit tatlı. Buğday yarmasından yapılan bir çeşit etli yemek, keşkek.

Helise : Buğday yarmasından yapılan bir çeşit etli yemek, keşkek. Buğday yarması, keşkeklik. Tarçın, şeker ve nişasta kaynatılarak yapılan, baş dönmesine iyi gelen bir çeşit ilâç. Buğdaydan yapılmış bir cins yemek.

Helisin : E.n. 170-175 °C olan salisilaldehit glukoz, salisinin yükseltgenme ürünü, suda çözünen, renksiz kristal yapılı madde.

Helisin ekseni : Helisin her noktasındaki teğetin sabit açı yaptığı u birim vektörünü taşıyan doğru.

Helisinus : Heliksle ilgili, kıvrımlı.

Helize : Alaycı, geveze, kavgacı. Piç. Ablak yüzlü kişi. Güvenilmeyen kimse: Bu helizelerle işim yok. [Bakınız: heleze].

Helizen : Salyangoz.

Muskulus helisis : Kulak kepçesi kası.

Muskulus helisis minor : Kulak kepçesi küçük kası.

Helik : Duvar örülürken büyük taşların arasına konulan ufak taşlar.

Helikoit : Helis biçiminde eğri yüzey.

Helikon : Çalgı ağızlığı ve pistonu olan, boyundan geçirilerek tutulan, çember biçimli, üflemeli bakır çalgı.

Helikopter : Dik iniş ve çıkış yapabildiği için dar yerlerde de kullanılabilen, tepeden pervaneli, uçan taşıt.

Helikopter pisti : Helikopterin iniş kalkış yaptığı özel alan, heliport.

Heliport : Helikopter pisti.

Helis : Bir silindirin ana doğrularını sabit bir açı altında kesen eğri.

Helisel : Sarmal.

Diğer dillerde Helenistik sanat anlamı nedir?

Almanca'da Helenistik sanat ne demek ? : hellenistische kunst