Helise nedir, Helise ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Buğday yarmasından yapılan bir çeşit etli yemek, keşkek.

Buğday yarması, keşkeklik.

Tarçın, şeker ve nişasta kaynatılarak yapılan, baş dönmesine iyi gelen bir çeşit ilâç.

Teknik terim anlamı:

Buğdaydan yapılmış bir cins yemek.

Helise hakkında bilgiler

Iğdır şehrinin yöresel yemeğidir. Ancak bazı Doğu Anadolu şehirlerinde de mevcuttur. Malzemeler: 1 adet tavuk veya yarım hindi, 3 su bardağı çiğden, 3 lt. su, 1 tatlı kaşığı tuz, 1 yemek kaşığı tereyağı. Yapılışı: Tereyağı hariç diğer malzemeler güvece konularak tandıra yerleştirilir. Yaklaşık iki saat pişer. İyice piştikten sonra tandırdan çıkarılır. Sıcakken tereyağı katılıp karıştırılır. Not: Bu çorbada bir önceki tarifteki gibi iyice pişirilir. Malzemeler tanınmayacak hale gelir.

Helise anlamı, kısaca tanımı

Heli : Ceviz içi

Helis : Bir silindirin ana doğrularını sabit bir açı altında kesen eğri.

Helisel : Sarmal.

Tatlı kaşığı : Tatlı yerken kullanılan çorba kaşığından küçük kaşık.

Baş dönmesi : Gözün kararmasıyla düşecek gibi olma durumu.

Su bardağı : Su içmeye yarayan bardak.

Yaklaşık : Gerçek değeri ve miktarı değil, ondan az fazla veya eksik bir niceliği gösteren, aşağı yukarı bir değerlendirme yapılarak bulunan, takribî.

 

Tereyağı : Sütten çıkarılan yemeklik yağ, sağyağ, sadeyağ, sarı yağ.

Karıştır : Karıştırmak.

Anadolu : Ön Asya'nın bir parçası olarak Türkiye'nin Asya kıtasında bulunan toprağı, Rum.

Malzeme : Gereç. Bir eserin hazırlanmasında yararlanılan bilgi ve kaynakların tamamı.

Nişasta : Tahıl tanelerinden, mercimek, bezelye vb. bakla türleri veya patates gibi birtakım yumrulardan özel yöntemlerle çıkarılan una benzer bir madde.

Yöresel : Belli bir yöre ile ilgili, yerel, mahallî, mevzii, lokal. Belli bir yöreye özgü.

Tanınma : Tanınmak işi.

Bardağı : Taze incir.

Tandır : Yere çukur kazılarak yapılmış olan bir fırın türü. Bazı yerlerde, kışın ayakları ısıtmak amacıyla alçak bir masanın altına mangal konulup üstüne yorgan örtülerek yapılmış olan düzen.

Önceki : Önce olan, evvelki, mukaddem, sabık.

Mevcut : Var olan, bulunan. Bir topluluğu oluşturan bireylerin tümü.

Keşkek : İyice dövülmüş buğdayın etle birlikte uzun süre kaynatılmasıyla yapılmış olan bir yemek.

Buğday : Buğdaygillerin örnek bitkisi (Triticum). Bu bitkinin başaktan ayrılıp öğütülmesiyle elde edilen tanesi.

Diğer dillerde Heliks anlamı nedir?

İngilizce'de Heliks ne demek ? : helix