Hodulca nedir, Hodulca ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Yüksek tepe.

Sert, kaba.

Hodulca anlamı, tanımı

Hodu : Üzüm ezmeye yarayan tahta tekne. Hatır gönül dinlemeden konuşan, tok sözlü kişi. İçindeki palamutlu suda deri kaynatılan ağaç sandık. (Yalvaç Isparta)

Hodul : Kendini beğenmiş, kibirli. Her işe burnunu sokan adam. Kabadayı kişi. Anlayışsız kişi. Hatır gönül dinlemeden konuşan, tok sözlü kişi. Kötü ruhlu kişi. Tembel. Az konuşup, az gülen kişi. Çekingen kişi. 10.. Aksi huylu kişi. 1. Her işe eli yatkın kişi. 1. Zorba. Kapaklı leğende sıcak kül altında pişirilen ekmek. Çalı çırpı: Git bahçeden bir yük hodul al. Dikenli orman. Biçimsiz, fena. Biçimşiz, çirkin. Kendi ayıplarını başkasına mal eden, karacı. Ağır kanlı. Kibirli, kendini beğenmiş kimse. İtibarlı. Balıkesir ilinde, Sarıköy bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Yüksek : Altı ile üstü arasındaki uzaklık çok olan, alçak karşıtı. Yukarıda, üst tarafta olan yer. Toplum içinde para, ün vb. bakımından üstünlüğü olan. Normal değerlerin üstünde olan. Belirli bir yere göre daha yukarıda bulunan. Güçlü, şiddetli. Derece ya da makamı bakımından üstün. Erdemli, faziletli. Etkili.

Tepe : Bir şeyin en üstteki bölümü. Başın üst, kafatasının iki kulak arasında kalan bölümü. İkizkenar bir üçgende eşit kenarların kesişme noktası. Yüksekliği genel olarak birkaç yüz metreyi geçmeyen, çok kez tek başına, yamaçları yatık yer biçimi. Birinin yanı başı, baş ucu. Çokgende veya çok yüzlüde köşelerden her biri. Bir yerin, bir nesnenin vb.nin üstü, hizası. Bakışım ekseni bulunan bir eğrinin veya yüzeyin bu eksenle kesişme noktalarından her biri.

 

Sert : Çizilmesi, kırılması, buruşması, kesilmesi veya çiğnenmesi güç olan, pek, katı, yumuşak karşıtı. Kolay dayanılmayan, zor katlanılan, etkili, yumuşak karşıtı. Gönül kırıcı, katı, ters. Ciğerlerden gelen havanın ağız boşluğundaki tam kapalı veya yarı kapalı engellere çarpmasıyla oluşan (ünsüz), titreşimsiz, süreksiz, ötümsüz, tonsuz, sedasız. Güçlü kuvvetli. Sarsıcı niteliği olan, çarpıcı, keskin, hafif karşıtı. Gönül kırıcı, katı, ters bir biçimde. Esnekliği az olan, kolayca eğilip bükülmeyen. Hırçın, öfkeli, hiddetli. Titizlikle uygulanan, sıkı. Bağışlaması, hoşgörüsü olmayan.

Kaba : Özensiz, gelişigüzel yapılmış, zevksiz, sakil, ince karşıtı. Taneleri iri. Kuyruk sokumunun her iki yanındaki şişkin yer. Terbiyeye, inceliğe aykırı, çirkin, kötü. Terbiyesiz, görgüsü kıt, nezaketsiz (kimse). Hafif olduğu hâlde kalın veya hacimli.

Diğer dillerde Hodkinhastalığı anlamı nedir?

İngilizce'de Hodkinhastalığı ne demek ? : hodgkin’s disease