Hota nedir, Hota ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Şaka.

Çocukların kaydırak oyunlarında, çengelli sopalarla oynadıkları oyunlarda ortaya koydukları yuvarlak ağaç, taş ya da kemik.

Yaşa anlamında beğeni ünlemi.

Başıboş gezen hayvan.

Kabadayı.

Kaydırak oyununda ortaya konan taş, ağaç, kutu ve benzerleri nesneler.

Hota anlamı, tanımı

Hotaç : Başarısından gururlanan, böbürlenen kişi

Hotagaç oyunu : Sopayla topu çukura atarak oynanan bir çeşit oyun.

Hotak : Kağnılarda boyunduruğun gerisinde, öküzün boynuna oturup öküzü süren çocuk. Çocukların kaydırak oyunlarında, çengelli sopalarla oynadıkları oyunlarda ortaya koydukları yuvarlak ağaç, taş ya da kemik. Boynuzsuz hayvan. Hindi. Baş, kafa. Toplu, bir arada. Hayvan tırnağı. Kısa boylu kişi. Leblebi.

Hotak taşı : Çift süren öküzlerin boyunlarına, boyunduruğu çöktürmek için asılan kütük ya da taş.

Hotaklamak : Azarlamak. Birine batacak söz söylemek, iğnelemek.

Hotal : Sellerin, nehirlerin sürüklediği, dalgaların kıyıya attığı odun, çalı çırpı.

Hotalak : Sert hareketli, kaba kişi. Yakılmak için çıkarılan ağaç kökü. Toparlak, yuvarlak.

Hotalamak : Zehirlemek.

Hotalanmak : Zehirlenmek.

Hotamak : Yaşamak. Odun ve ağaç dallarının budaklı yeri.

Hotaman : Şişman, güzel, sevimli adam. İleri gelen, kodaman.

 

Hotamış : Geniş ve etli burunlu kişi.

Hotanlı : Bursa kenti, Karacabey ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Hotanto çekiği : Yukarı göz kapağının gözün üstüne düşüşü sonucu göz ucunun iç tarafa doğru daralması, gözün eğri ve çekik bir durum alması.

Hotanto önlüğü : Doğu ve Güney Afrika'daki zenci halklarda, Kuzey ve Güney Amerika yerlileri ile Okyanusya adalılarında, ama özellikle Hotanto ve Buşmanlarda kadınların cinsel örgenlerinin iç dudaklarını güzellik ve olgunluk belirtisi olarak yapay bir biçimde uzatmaları, genişletmeleri.

Hotar : Yayla. Çıralı eski ağaç. Zehirli bir ot.

Hotara : Küçük ev, kulübe.

Hotare : Harman yerinde ürün saplarından yapılan yığın.

Hotarya : Harman yerinde ürün saplarından yapılan yığın.

Hotaş : Toplanma, toplantı.

Hotaşlar : Balıkesir ilinde, Kepsut ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Hotat : Baharda söğüt ağacının kabuğu soyularak yapılan, kalın sesli düdük.

Hotayra : Harman yerinde ürün saplarından yapılan yığın. [Bakınız: horuntu].

Hotaz : Gelin duvağı. Tavuskuşu, tavuk gibi kuşların başındaki uzun tüyler. Saçların kabararak karışmış durumu. Dibekte dövülmüş buğday ya da pirinç. Öfke, sert davranış. Gelin tacı. (Kötürnek Gelendost Isparta). Hotoz, sorguç.

Hotaz etmek : Kırıp yıkmak, darmadağınık etmek.

Hotanto : Güneybatı Afrika'da yaşayan ilkel bir boy.

Diğer dillerde Hot tone anlamı nedir?

Osmanlıca Hot tone : sert ton