Hypermetropic türkçesi Hypermetropic nedir

  • Yakıngörmez.
  • Hipermetropik.
  • Bir cisimden göze gelen ışınların ağ tabakasının gerisinde imge meydana getirerek bulanık bir imge görülmesine sebep olan göz hastalığı. hipermetrop.
  • Biyoloji alanında kullanılır.
  • Hipermetropi.
  • Hipermetrop.

Hypermetropic ingilizcede ne demek, Hypermetropic nerede nasıl kullanılır?

Hypermetropia : Hipermetrop. Yakını iyi göremeyen. Hipermetropluk. Yakıngörmezlik. Uzak görebilirlik. Hipermetropi.

Hypermetropie : Göz ekseninin kısa kalması, lens ve korneanın dış bükeyliğinin azalması sonucu korneaya gelen ışınların retina üzerinde odak oluşturmaması nedeniyle görüntünün retinanın arkasında oluşmasına bağlı olarak gözün yakını görmemesi. Hipermetrop. Yakın görmezlik.

Hypermetrical : Hipermetrik. Standart ölçü birimi veya satır üzerinde bir veya daha fazla hecesi olan. Normal ölçüyü aşan. Bu fazlalık hecelerden biri olma.

İngilizce Hypermetropic Türkçe anlamı, Hypermetropic eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Hypermetropic ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abductor muscle : Uzaklaştırıcı kas. Bir bacak ya da herhangi bir bölgeyi dışa doğru çeken kas. abdüktör kas. Abdüktör kas.

Aardvarks : Damarlı dişliler. Memeliler (mammalia) sınıfının, damarlı dişliler (tubulidentata) takımından, vücutları aralıklı olarak kıllarla örtülü, parmakları ve kulakları büyük, kanca tırnaklı türleri içine alan bir familya. Memeliler (mammalia) sınıfının, etenliler (placentalia) alt sınıfından, az sayıda ve sütun biçiminde sıralanmış ve her birinin bir kanalı olan minesiz ve köksüz dişleri olan, ağızları boru biçiminde uzamış, kulakları büyük, seyrek kıllı, parmaklarında büyük kanca şeklinde tırnakları olan türlere sahip bir takım. Yerdomuzu. Yer domuzugiller.

 

A protein : Triptofan sentetaz enziminin bir protein alt birimi. laktoz sentetaz enziminin bir parçası. tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. olgunlaşma proteini. tütün mozaik virüsünün deneysel olarak meydana getirilen protein kılıfının bir oligomeri. Tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. A proteini.

Abambulacral area : Derisi dikenlilerin tüp ayak taşımayan ve genellikle madreporitin de yer aldığı vücut bölgesi. Abambulakral bölge.

Farsightedness : İleri görüşlülük. İleriyi görebilme. Hipermetropluk. Yakıngörmezlik. Sağgörü. Sağduyu. Yakını görememe.

Abo blood groups system : Abo kan grupları sistemi. Dokuz numaralı insan kromozomunda bulunan ve kırmızı kan hücresinde belli antijenleri gösteren bir alel sistemi.

A cell : A hücresi. Mayalarda eşeyli üreme sırasında alfa hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre.

Abiotic environment : Abiyotik ortam. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim, inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Abiyotik çevre. Cansız çevre. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim ve inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi.

 

Far sighted : Bilge. Uzak görüşlü. Hipermetrop olan (uzaktaki objelerin görüntüsünün yakındaki objelerden daha net olma durumu). Aklıselim. Aklı başında. Akıllı. Uzak mesafeleri görebilen.

Acacia : Salkım ağacı. Akasya. Küstüm otugiller (mimosaceae) familyasından, parçalı yapraklı, sarı çiçekli, çanak ve taç yaprakları 4-5 parçalı, park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, ülkemizde doğal olarak yayılış gösteren çalı ya da ağaç formundaki bitkiler. Arap zamkı. Mimoza. Akasya sakızı.

Hypermetropic synonyms : far sightedness, abiotic factor, hyperopia, hypermetropia, abacus bodies, longsighted, a cells, a chromosome, hypermetropie, aardwolf, aardvark, hyperopic, abramis zone, presbyopic, farsighted, a site.

Hypermetropic zıt anlamlı kelimeler, Hypermetropic kelime anlamı

Nearsighted : Miyop. Yakıngören. Uzağı göremeyen. Uzakgörmez. Uzağı iyi göremeyen.