İşte nedir, İşte ne demek

  • Bir şey gösterilirken veya bir şeye işaret edilirken söylenen bir söz, aha, ahacık.
  • Anlatılan şeye dikkat çekmek için kullanılan bir söz
  • Anlatılan bir sözün sonucuna gelindiğini gösterir.

"İşte" ile ilgili cümle örnekleri

  • "İşte bütün manzara budur!" - R. E. Ünaydın
  • "İşte bu iki adam bir aralık göz göze geldiler." - İ. H. Baltacıoğlu
  • "Ekmek, peynir, yumurta, marul, limon, ne bulursan al işte." - N. Cumalı

Yerel Türkçe anlamı:

İşte

İşte anlamı, tanımı:

İşten değil : Çok kolay.

İşten el çektirmek : Görevden uzaklaştırmak.

İşten güçten kalmak : Herhangi bir sebeple çalışmamak, çalışamamak.

İşten güçten vakit bulamamak : Çok yoğun çalıştığı için zaman ayıramamak.

İşteş : İşteş fiil. İşte ortak olanlardan her biri.

İşteş çatı : Bir fiilin birden çok özne tarafından karşılıklı, ortaklaşa yapıldığını belirten, -ş- ekiyle kurulan çatı, müşareket.

İşteş fiil : Bir işin birden çok özne tarafından karşılıklı, ortaklaşa yapıldığını belirten fiil, işteş, müşareket fiili.

İşteşlik : İşteş olma durumu.

Deli olmak işten değil : Densiz davranışlar, güç durumlar veya duyulan öfke karşısında düşülen çaresizliği anlatan bir söz.

Her işte bir hayır vardır : "kişi, kötümserliğe kapılmamak için olup biten her işi hayra yormalıdır" anlamında kullanılan bir söz.

 

İş işten geçmek : Bir işi gerçekleştirme imkânı kalmamış olmak.

Gösteri : Genellikle şarkı, dans vb. eğlence türlerin yer aldığı eğlence, şov. İlgi, dikkat çekmek için bir topluluk önünde gösterilen beceri veya oyun. Bir istek veya karşı görüşün, halkın ilgisini çekecek biçimde topluca ve açıkça yapılması, nümayiş. Sinema veya tiyatroda film, oyun gösterme işi. Birinin, bir topluluğun kendi duygusunu gösteren sözü veya davranışı, tezahürat. Bir şeyi tanıtmak amacıyla yapılmış olan sunum, demonstrasyon, demo.

İşaret : Anlam yükletilen şey, anlamlı iz, im. El, yüz hareketleriyle gösterme. Belirti, gösterge, alamet.

Ahacık : İşte.

Anlatı : Roman, hikâye, masal vb. edebî türlerde bir olay dizisini anlatma biçimi, hikâyeleme, hikâye etme, tahkiye. Ayrıntılarıyla anlatma.

Dikkat : İlgi, özen. Duygularla düşünceyi bir şey üzerinde toplama, uyanıklık. "Dikkat ediniz!" anlamında kullanılan bir uyarma sözü.

Çekmek : Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak. Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak. Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek. Herhangi bir anlama almak. Bir amaçla ortadan kaldırmak. Tartıda ağırlığı olmak. Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak. Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak. Şans denemek amacıyla hazırlanmış kâğıtlardan birini almak. Kaçan ilmeği örmek. Yol, ay sürmek. Güç durumlara dayanmak, katlanmak. Hoşa gitmek, sarmak. Çizgi durumunda uzatmak. Bir duyguyu içinde yaşatmak. Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek. İçine almak, emmek. Örtmek, giymek. İçki içmek. Asmak. Germek. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak. Bir şeyi tutup kendine veya başka bir yöne doğru yürütmek. Atmak, vurmak. İmbik yardımı ile elde etmek. Öğütmek. Döşemek. Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek. Vericiden gelen dalgaları algılayarak televizyon, radyo, telefon vb. aygıtlarla bağlantı kurmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Yollamak. Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak. Boya, badana vb. sürmek. Daralıp kısalmak. Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı. Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak. Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak. Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek. Masrafını karşılamak, ikramda bulunmak. Yürütmek, sürmek. Aynısını yazmak veya çizmek. Herhangi bir engel kurmak. Taşıma gücü olmak.

 

İşte ile ilgili Cümleler

  • İşte ailemin bir fotoğrafı.
  • Eğer senin desteğin olmasaydı o, işte başarısız olurdu.
  • En son ne zaman işten erken ayrıldın?
  • İşte almamız gerekenlerin bir listesi.
  • İşte adres.
  • "İşte akşam yemeğiniz." "Kahvaltı için akşam yemeği mi? Ah oğlan, bu lezzetli!"
  • Bak, bir çiçek dövmesi yaptırdım. İşte, göbeğimin üzerinde.
  • İşte 5 dolar.
  • Olacağını söylediğim şey bu işte.
  • Ali neden işten çıkmak istediğini söyledi mi?
  • İşte 10,00 dolar.
  • "Bugün annem öldü." Albert Camus tarafından yazılan "Yabancı" adlı kitap işte bu şekilde başlar.
  • İşte almanı istediğim bir test.
  • Özel kuvvetlerde beş yıldan sonra işten ayrıldım.

Diğer dillerde İşte anlamı nedir?

İngilizce'de İşte ne demek? : [ISTE] n. soot, black, smut

v. want, wish, will, desire, ask for, ask, request, like, long, hope, bespeak, call for, call on, call upon, choose, claim, court, demand, enjoin, exact, fancy, hanker, intend, invite, require, requisition, seek, solicit, be spoiling for, sue

n. work, job; things to do, business, trade, affair, function, working, activity, assignment, commerce, dealing, mission, doings, employment, gig, handiwork, metier, stint, task; occupation, pursuit, profession, post

Fransızca'da İşte : voici, voilà

Almanca'da İşte : adv. eben, halt

Rusça'da İşte : PART. вот, вон